PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Fakültatif Tıpçı


tususev
10-13-2016, 11:58
Hakkında
Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencilerinin kültür-sanat, hobi-yaşam, bilim-teknoloji ve röportajlar ana başlıkları altında kendilerini özgürce ifade ettikleri sanal gazete

İletişim: ibnisinaataturk@gmail.com
İBNİ SİNA SANAT TOPLULUĞU

https://fakultatiftipci.wordpress.com/

tususev
10-13-2016, 11:58
RÖPORTAJLAR
Sağlık Bakanımız Prof. Dr. RECEP AKDAĞ ile Röportaj
10 EKİM 2016 FAKÜLTATİF TIPÇIYORUM BIRAKIN
FT: Öncelikle Fakültatif Tıpçı olarak bizimle röportajı kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederiz. Gün içerisinde çok yoğundunuz o yüzden sizi daha fazla yormamak için hemen sorulara başlayacağım. ‘’Tıp fakültesi sekiz yıl olacak.’’ diye bir söylenti var. Mecburi hizmetten sonra TUS’a girmemiz konuşuluyor. Bu konuda net bir bilgimiz olmadığı için öncelikle bunu sormamızı istedi okurlarımız.

Recep Akdağ: Tıp fakültesinin sekiz yıl olacağıyla ilgili ben de bir bilgi yok. Zaten bu kararı sağlık bakanı vermez böyle bir karar olacak olsaydı da. Bu YÖK’le alakalı. Şuan böyle bir karar yok. Pratisyen hekimlik bittikten sonra TUS’a girme hakkı verilecek diye de bir karar henüz yok. Böyle bir şey konuşmuş değiliz.

FT: Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin yanında büyük bir sağlık kompleksi projesi var. Bu proje hangi aşamada, gelecekte bu proje hakkında neler düşünüyorsunuz? Bu projenin Erzurum’a ve sağlık alanına katkıları neler olacak?

Recep Akdağ: Allah nasip ederse 2017 yılı içerisinde o projeyi tamamlayacağız ve hizmete sokacağız. Mevcut Eğitim ve Araştırma Hastanesi binasıyla onu birleştireceğiz. Tam bir şehir hastanesi olacak. Bölge açısından, sadece Erzurum değil diğer şehirler açısından ve bölge ülkeleri açısından sağlık turizmi için mükemmel bir kompleks olacak. Hem hekimlerin ve diğer sağlık çalışanlarının işini kolaylaştıracak hem de vatandaşın işini kolaylaştıracak.

FT: Biliyorsunuz, son zamanlarda tıp fakültesi kontenjanları çok arttı ve bunun tekrar azaltılması gündemde. Kontenjanlar önümüzdeki yıl azaltılacak mı yoksa böyle devam mı edecek?

Recep Akdağ: 2023 yılına kadar kontenjan azaltılmaması gerektiğini düşünüyorum. Bu hususta arkadaşlarıma YÖK’le irtibat kurmaları için talimat verdim. Öğrenci sayısının artırılmasının bir tek sebebi var. Türkiye, Dünya Sağlık Örgütü’nün Avrupa bölgesi içindedir. Toplam elli üç ülke var bu bölgede. Biz nüfusuna kıyasla doktor sayısı açısından 52. sıradayız. Bizden daha az doktor sayısına sahip olan bir tek Bosna Hersek var. Doktor sayısı az olduğunda, siz de bunu fark ediyorsunuzdur, doktorların üzerine çok büyük bir yük geliyor. Bazıları diyor ki birinci basamak doktorlarına sevk zinciri konmadığı için doktorların iş yükü çok artıyor. Hâlbuki birinci basamak doktorlarının da iş yükü çok ağır. Sevk zinciri mecburiyeti koysak bu sefer birinci basamak hiç iş göremez hale gelir. Mutlak olarak doktor sayısı artmazsa, doktoru nereye koyarsanız koyun o yetmez. Biz şunu istiyoruz doktorların üzerindeki iş yükü azalmalı. Çünkü daha doğru karar verirler. Daha rahat karar verirler. Sonuçta bu ülkenin sağlık harcamalarını artırır. Yani 140 bin doktora verdiğiniz parayı düşünün bir de 250 bin doktor olduğunda verdiğiniz parayı düşünün. Çok daha fazla para harcayacaksınız. Ama bu hem doktorların sağlıklı karar vermesi, rahat çalışması açısından, hem de vatandaş açısından gerekli.

FT: Özel bir soru olacak ama önerdiğiniz bir uzmanlık alanı var mı? Aile hekimliğinin geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz?

Recep Akdağ: Sevdiğim alanı sorarsanız çocuk hekimliği.

FT: Ben de şuan çocuk stajındayım. Hocalarımız her zaman sizden çok övgüyle bahsediyorlar.

Recep Akdağ: Bayılarak yaptığım bir iş. Dünyanın en güzel varlıkları çocuklar. Herkesin kendi sevdiği ve başarabileceği işi yapması, ona yönelmesi lazım. Mesela ben cerrahlığa hiç yönelmedim çünkü el becerimin olmadığını biliyordum.

Aile hekimliği için de, aile hekimliği mükemmel bir alan. Geliri de iyi, önümüzdeki yıllarda daha da iyi olacak. Dolayısıyla o alana ilgi duyanların onu seçmesi çok güzel olur.

FT: Bir hekim nasıl olmalı sizce?

Recep Akdağ: Bir hekim insan sevgisiyle dolu olmalı, başka türlü hekimlik yapılamaz. İyi donanımlı olmalı, tıbbı kullanmalı ama hepsinden önce insan sevgisiyle dolu iyi bir insan olmalı. Bu bizim kültürümüzde de var, inançlarımızda da var. İnsana hizmet bizim için en kıymetli iştir. Hekimler de doğrudan insana hizmet eder.

_20161008_225901

FT: Herkesin bildiği gibi son zamanlarda işleriniz oldukça yoğun. Devlet meseleleri ön planda, zaten sağlık bakanlığı çok sıkı çalışan bir kurum. Bu tempoda çalışırken doktorluğu hiç özlüyor musunuz?

Recep Akdağ: Doktorluğu her zaman özlüyorum ama aslında benim on beş senedir yaptığım iş de doktorluğa çok benziyor. Doktorlukta bir kişiye, mesela çocuk hekimi olarak bir çocuğa, teşhis koyuyorsunuz sonra o teşhise uygun bir tedavi uygulayıp takip ediyorsunuz, gerekirse o tedaviyi biraz değiştiriyorsunuz. Sağlık sistemi de buna çok benziyor. Teşhis koyuyorsunuz sisteme. Sonra onu dönüştürmek için bir politika modeli geliştirip uyguluyorsunuz. Takip ediyorsunuz ve gerekirse başka değişiklikler yapıyorsunuz. O kadar birbirine benziyor ki. Zaten bu mantıkla yaklaştığımız içindir ki ülkede sağlığı vatandaşların kolay eriştiği hale dönüştürebildik. Özlüyorum yani ama yaptığım işte ona benziyor. Birisi bireyin sağlığı, bu da toplumun sağlığı.

FT: Okuyucularımızdan özellikle gelen bir soru var. Eş durumu hakkında yeni bir düzenleme varmış. Özel sektörde olanlar eş durumundan yararlanamıyormuş. Bunun hakkında bilginiz var mı?

Recep Akdağ: Özel sektörde olanlar doktorların yanına gelsin. Doktorlar bizim için çok kıymetli insanlar. Şöyle oluyor bu; diyelim ki bizim Kars’ta, Ağrı’da, Erzurum’da, Şanlıurfa’da, Kastamonu’da, Yozgat’ta doktora ihtiyacımız var. Ama Ankara’da görece olarak doktor fazlalılığımız var, görece olarak. Şimdi Kastamonu’da çalışan bir doktor ya da Erzurum’da çalışan bir doktor ya da Şanlıurfa’da çalışan bir doktor, herhangi bir şirkette eşini bir sene sigortalı gösterdiğinde, eşinin yanına Balıkesir’e, Eskişehir’e, İzmir’e, Ankara’ya gidiyor. Biz nasıl yapacağız bu işi. Vatandaşa hizmeti nasıl götüreceğiz? Onun için bu özel sektörde çalışan eşler açısından, zaten eskiden uygulanmıyordu, bir hukuki boşluk doğmuş o boşluğu ortadan kaldırdık yeniden uygulayacağız. Bunu çok severek yapmıyoruz. Normalde doktorlar istediği yerlerde çalışabilirler. Zaten zorunlu hizmeti biten doktor istediği yerde çalışabilir. Ama ben de ihtiyacım olan hekimle, ihtiyacı olan yerde, vatandaşa hizmet edebilmek için çalışmalıyım.

FT: Peki son olarak şunu söylemek istiyorum sanırım sabah arkadaşım da sizinle konuşmuş. Bizim nisan ayında bir öğrenci kongremiz var. Ben de orda bilimsel programdan sorumlu kişiyim. Biz, sizi nisan ayındaki kongremizde aramızda görmekten onur duyarız.

Recep Akdağ: Kongrenin tarihlerini, muhtevasını bize gönderin. Şimdiden söz veremem ama gelmeye çalışırım.

FT: Çok memnun oluruz.

Tekrardan teşekkür ederiz, geç saat olmasına rağmen bizi kırmayıp sorularımızı yanıtladığınız için.


ELHAM MİNE İŞ

İNGİLİZCE TIP DÖNEM 4
https://fakultatiftipci.wordpress.com/2016/10/10/saglik-bakanimiz-prof-dr-recep-akdag-ile-roportaj/

Kayıtsız Üye
10-13-2016, 18:58
Hakkında
Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencilerinin kültür-sanat, hobi-yaşam, bilim-teknoloji ve röportajlar ana başlıkları altında kendilerini özgürce ifade ettikleri sanal gazete

İletişim: ibnisinaataturk@gmail.com
İBNİ SİNA SANAT TOPLULUĞU

https://fakultatiftipci.wordpress.com/



Sempatik bir site

Kayıtsız Üye
01-29-2017, 10:26
SON DAKİKA HABERLERİ İÇİN TIKLAYINIZ
Doktor göçü bu ülkelerde endişe verici hale geldi
Batı Balkanlar'daki sağlık çalışanları, sağlık sektöründeki yetersizlikler ve düşük maaşlar nedeniyle doğup büyüdükleri ülkelerini terk ederek daha gelişmiş Batı Avrupa ülkelerine gitmeyi tercih ediyor.
Doktor göçü bu ülkelerde endişe verici hale geldi
28 Ocak 2017 - AA EMRE BAŞTUĞ
Sosyal Ağlarda Paylaş
Paylaş5Paylaş1PaylaşPaylaş
Yorum Oku/Yaz

SARAYBOSNA - Batı Balkanlar'daki doktorların son yıllarda Batı Avrupa ülkelerine göç etmesindeki artış, bölge ülkelerinde endişe verici seviyeye ulaştı. Makedonya, Bosna Hersek, Sırbistan, Hırvatistan, Arnavutlukluk ve Karadağ'dan her yıl binden fazla doktor Batı Avrupa ülkelerine göç ediyor.

Beyaz önlüklülerin daha iyi imkanlara sahip Batı Avrupa ülkelerine göç etmesinin ana sebebi olarak kendi ülkelerinin sağlık sistemindeki yetersizlik ve doktor maaşlarının düşük olması gösteriliyor.

2016 yılına ait resmi rakamlara göre, Makedonya'dan 500, Bosna Hersek'ten 350, Arnavutluk'tan 130, Karadağ'dan 20 doktor Batı Avrupa ülkelerine göç etti. Öte yandan son 3 yılda Hırvatistan'dan 525 doktorun daha gelişmiş AB ülkelerine göç ettiği kaydedilirken, Sırbistan'da ise geçen yıl 599 doktor, yurt dışında doktorluk yapabilmek için gerekli sertifikayı almak için ilgili makamlara başvurdu.

Bölge ülkelerinin yüzleştiği bu sorun özellikle Karadağ gibi küçük ülkelerin sağlık sisteminde ciddi bir tehlikeye yol açıyor. Karadağ gibi küçük ülkelerde tek bir uzman doktorun gidişi dahi sağlık sisteminde büyük bir boşluğa neden olabiliyor.

Doktor adayları Almanca öğreniyor

Son yıllarda artan göç dalgasına genç doktor adayları da dahil oluyor.

Tıp fakültelerinden mezun olduktan sonra uzmanlaşmak için kendilerine ülkelerinde imkan bulamayan onlarca tıp öğrencisi, çareyi Almanya, İngiltere, Slovenya ve İsviçre gibi sağlık sistemin daha düzenli işlediği ülkelere gitmekte buluyor.

Bosna Hersek'teki Saraybosna Üniversitesi Tıp Fakültesi 5. sınıf öğrencisi İrnis Bisco, mezuniyetine bir yıl kala Almanca öğreniyor.

Birçok arkadaşı gibi ülkedeki sağlık sisteminden şikayet eden Bisco, doktorluk mesleğini hak ettiği şekilde yapabilmek için, Almanya'ya gitmeye hazırlanıyor.

AA muhabirine açıklamada bulunan Bisco, gelişmiş Batı Avrupa ülkelerinde sağlık sisteminin ve çalışma koşullarının çok daha iyi olduğunu belirterek, hak ettiği maaşı almak istediğini ancak bunun Bosna Hersek'te mümkün olmadığını savundu.

Almanya'da doktor olarak çalışmaya başladığı taktirde uzmanlığını bir yıl sonra alabileceğini kaydeden Bisco, "Uzman doktor olabilmeniz için burada bir siyasi geçmişinizin olması ya da birisinin sizi desteklemesi gerekiyor. Yaşım 40 olduğunda uzmanlığımı almak istemiyorum." dedi.

Bisco, devletin kendi eğitimine çok para harcadığını ve gitmek istediği için kendisini biraz bencil hissettiğini ifade ederek, devletin doktorları ülkede tutmaya yarayacak politikalar üretmesi gerektiğini söyledi.

Mezun olduktan sonra Almanya'ya gitmek isteyen bir diğer tıp öğrencisi de Bekir Rovcanin.

Tıp fakültesinin son sınıfında okuyan Rovcanin, gitmek zorunda kalmasa ülkesini terk etmeyeceğini belirterek, tıp fakültesine başlarken hayalinin ülkesinde kalarak kendi insanlarına yardım etmek olduğunu dile getirdi.

Batı ülkelerinin iş gücüne ihtiyacı olduğunu kaydeden Rovcanin, "Onlar bizim bilgimizi ve beyinlerimizi alıyor. Bu fakir ülkeler için bir sorun. Her fakir ülke en iyi insanları bu şekilde kaybediyor." dedi.

- "AB ülkelerine güzel bir hediye"

Bosna Hersek Federasyonu Tabipler Odası Başkanı Harun Drljevic ise bölge ülkelerinden geçmişte de yurt dışına doktor göçü yaşandığına işaret ederek, "Ancak son dönemde bir artış var. Yeni dönemde genç doktorların göç etmesi yeni bir durum." diye konuştu.

Bosna Hersek'teki sağlık kurumlarında daha çok eski nesil doktorların hizmet verdiğini kaydeden Drljevic, genç doktorların göç etmesi nedeniyle gelecekte sağlık alanındaki talebin karşılanamayacağını, bu gerçeğin sağlık sistemini tehdit ettiğini vurguladı.

Drljevic, bir doktorun eğitiminin uzun ve masraflı olduğuna dikkati çekerek, "Avrupa ülkeleri onların eğitimine ve gelişmesine hiçbir katkı sunmadan hazır doktorları bizden alıyor. Adeta bedava gelen ürünler gibi. Bunun, AB ülkelerinin sağlık sistemine verilmiş güzel bir hediye olduğunu söyleyebiliriz." dedi.

- "Beyin göçü durdurulmalı"

Sağlık alanında yaşanan bu gelişmeler, Batı Balkanlar'daki ülkelerin son dönemde yaptığı açıklamalarda da durumun ciddiyetini ortaya koyuyor.

Hırvatistan Tabipler Odası (HLK) tarafından hazırlanan raporda, Hırvatistan'ın AB'ye üye olduğu 1 Temmuz 2013 tarihinden bugüne kadar 525 doktorun ülkeyi terk ettiği belirtildi.

Hükümete doktorlar arasında gün geçtikçe yaygınlaşan bu eğilime nelerin sebep olduğunu araştırması çağrısında bulunan HLK, beyin göçünün bir an önce durdurulması gerektiğini vurguladı.

Karadağ Doktorlar Sendikası da sağlık çalışanları arasında yaygınlaşan göçün durdurulmaması halinde sağlık hizmetlerinin imtiyaz haline geleceğini bildirdi.

AB standartlarına göre her 100 bin kişiye 335 doktor düşmesi gerektiği belirtilen açıklamada, Karadağ'da bu sayının 115 olduğu ve ülke genelinde 700 doktora ihtiyaç duyulduğu ifade edildi.

Batı Balkanlar'da önemli bir sorun haline gelmeye başlayan doktor göçlerinin önüne geçilmediği takdirde bu ülkelerin sağlık sistemlerinin yakın gelecekte büyük bir tehditle karşı karşıya kalmasından endişe ediliyor