PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Deniz ve Merve’nin hikayesidir…


steTUSkop
01-11-2009, 15:49
Deniz ve Merve’nin hikayesidir…

Farmakoloji sadece TUS’a hazırlananların değil, tüm hekimlerin başının belasıdır. Nedenini çok gerilerde de arayabiliriz; çözümü burnumuzun ucunda da bulabiliriz.

Öncelikle bizler sayısal kökenden geldik. Yani Fizik, Kimya, Biyoloji ve Matematik gibi daha çok mekanizma ve mantık işleterek tıp fakültelerine yerleştik. Gelip yerleştik güzel ancak, tıp fakültesinin kaçınılmaz gerçeği olan ezber ile tanışmamız pek gecikmedi.

İlk yumruğu Anatomiden yemişiz bir kere. Klinikler yaklaştıkça mesleğimizin en önemli sermayesi ilaçlara olan ihtiyacımız artmıştı. Kaçınılmaz gerçek Farmakoloji tüm fettanlığıyla karşımızda duruyordu. Satsan satılmaz, atsan atılmaz, alsan alınmaz…

Hikayenin buraya kadar olan kısmını hepimiz biliyoruz zaten. Gelin hep birlikte bu noktadan sonra ikisi de Tıp öğrencisi Deniz ve Merve’nin tercihlerini inceleyelim.

Yoktur aslında ciddi bir farkları. İkisi de iyi çocuklardır aslında. Sadece tercihleridir onları farklı kılan.

Deniz çalışkandır. Merve ise zekidir. Merve zeki olmayı doğru zamanda ve doğru yerde olmak olarak tanımlar.

Deniz çalışkandır, Farmakolojiyi bir textbook gibi detaylı öğrenmek ister. Merve verimliliğe önem verir ‘cost-effect’çidir, az zamanda çok işler başarmanın peşindedir.

Deniz eşitlikten yanadır, her konuya eşit çalışır. Merve adaletten yanadır, eşit olmayanlara eşit davranmanın adaletsizlik olduğunu bilir; hangi konudan fazla soru çıkıyorsa o konuya daha fazla çalışır.

Deniz toplumcudur, sadece ortak özelliklere önem verir, azınlığı küçümser. Merve azınlığın dayanılmaz çekiciliğinin farkındadır, yirmi sandalyeye tüm toplumun sığmayacağını bilir, köşe taşlarına önem verir.

Deniz iyi niyetlidir, kendisine yapılmasını istemediği şeyleri başkasına yapmaz. Merve kendine yapılmasını istediği şeyleri başkalarına yapmaya çalışır. Yaratıcıdır, ne istediğini bilir.

Deniz ezber için üç ya da dört basamaklı kodlama yapmaktan çekinmez. Merve mümkünse tek basamaklı kodlamanın ötesine geçmez, sınav anında iki basaktan fazla mantık yürütmenin pratikte pek işe yaramadığını bilir.

Deniz çalışınca yorulur ve bunalır, kitabı okuduğunu zanneder ancak aslında sadece harfleri okur. Merve okuduğuna ‘Bunları nasıl hatırlayacağım?’ diye bakar, okuyunca yorulmaz çünkü kitabı bir buluş yapmaya çalışan insan edasıyla okur.

Bazılarınızın gönlü Deniz’den yana olabilir. Deniz’in yaptıklarının daha doğru olduğunu düşünebilirsiniz. Ancak değişmeyen gerçek, TUS’ta poker kartlarını ÖSYM’nin dağıtmasıdır. İster iyi ki deyin ister maalesef; ÖSYM Merveleri ödüllendirir Denizleri değil!

Dolayısıyla,
·Her şeyi bilmenin anlamsızlığına ve imkansızlığına inanmalıyız.
·Cost-Effect’çi olmalıyız, nerden fazla soru çıkıyorsa oraya daha fazla çalışmalıyız.
·İstisnaların, genellerden daha fazla soru potansiyeline sahip olduğunu bilmeliyiz.
·Köşeleri iyi bilip düz yolda takılmamak için Tanrıya sığınmalıyız.
·Okuduğumuza, ben bunu nasıl hatırlarım diye bakmalıyız.
·Kodlama basamak sayısını ikinin üstüne çıkarmamalıyız.
·Harfleri değil, kitabı okumalıyız.

Ancak bu şekilde aşılmaz dediğimiz dağların aslında birer küçük tepe olduğunu görebiliriz.

Ahmet ALTINTAŞ

Dr_Viajero
01-11-2009, 16:50
·Her şeyi bilmenin anlamsızlığına ve imkansızlığına inanmalıyız.
·Cost-Effect’çi olmalıyız, nerden fazla soru çıkıyorsa oraya daha fazla çalışmalıyız.
·İstisnaların, genellerden daha fazla soru potansiyeline sahip olduğunu bilmeliyiz.
·Köşeleri iyi bilip düz yolda takılmamak için Tanrıya sığınmalıyız.
·Okuduğumuza, ben bunu nasıl hatırlarım diye bakmalıyız.
·Kodlama basamak sayısını ikinin üstüne çıkarmamalıyız.
·Harfleri değil, kitabı okumalıyız.

Şimdiye kadar büyük çoğunlukla bunları yaptım.Gerçekten güzel saptamalar, teşekkürler...

drruya
01-11-2009, 21:35
Ben de denizim sanırım :(ösym beni ödüllendirmedi tusda bu yüzden :)