www.steTUSkop.com ; TIP ve TUS'un MERKEZi ! Doğruların TEK Adresi !

     

808 (2 Kayıtlı Ve 806 Misafir Üye Bulunmaktadır.)
Anasayfa İletişim 2012 TUS Güncel TUS Dersaneleri TUS Hazırlık Yabancı Dil ve TUS Mecburi Hizmet YDUS Tus Rehberi DUS
Geri git   www.steTUSkop.com ; TIP ve TUS'un MERKEZi ! Doğruların TEK Adresi ! > TUS (TIPTA UZMANLIK SINAVI) , Yan Dal Uzmanlık Sınavı (YDUS) ve USMLE PLATFORMU > TUS Hazırlık / TUS Notları > Çıkması Muhtemel Sorular
Kayıt Ol Forumları Okundu Kabul Et

 Kayıt / Üyelik   Site Yönetimi İletişim

TEZKİP ( CEVAP / DÜZELTME ) TALEBİ

Bilişim ve İnternet Suçları Kanunu

Ziyaretçilere Duyuru

Yeni Konu aç  Cevapla
 
Share Seçenekler Stil
Alt 02-03-2010, 02:17   #21
drblood
Popüler Üye
 
Üyelik tarihi: 23.11.09
Mesajlar: 1.981
Konular: 262

Standart

Barsak duvarına yerleşmeksizin ve çoğal-maksızın toksin salgılayarak zedelenme oluşturan patojen hangisidir?
ž
žA. Camfilobakter
žB. Mikobakterium
žC. Salmonella
žD. Vibrio kolera
žE. Clostridyumbotulinum

žAçıklama:Clostridyumbotilinum ve bazı Stafilakok türleri ile oluşan besin zehirlenmelerinde bakteriler barsak duvarına yerleşmez ve çoğalmaksızın, toksinleri ile hasar oluşturur. Vibrio kolera, toksijenik E. coliepiteleflajellaları ile tutunur. Fazla patoloji oluşturmazlar ancak yoğun sulu diare ile etkili olur.
žShigella, Camfilobakter, Salmonella türleri epiteli parçalayarak ülser ve inflamasyona sebep olurlar. Salmonellatyphi ve Yersinia Peyer plaklarına ulaşırlar.
žCevap: e

drblood isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 02-03-2010, 02:21   #22
tuszede
Popüler Üye
 
Üyelik tarihi: 15.03.09
Mesajlar: 2.093
Konular: 166

Standart

Aşağıdakilerden hangisinde doku ve tamir işlemi doğru olarak eşleştirilmiştir?

A) Karaciğer: hepatositlerin fibrogenezisi uyarması
B) Böbrek: renal tübüler epitel hiperplaziye uğrur
C) Akciğer: tip I pnömositler tamirden sorumlu rezerv hücrelerdir
D) Beyin; fibroblastlar gliozisten sorumludur.
E) Periferal sinir sistemi; Schwann hücreleri sinir rejenerasyonunda önemlidir.






cevap:e
Schwann hücreleri sinir rejenerasyonununda önemlidir. Periferal bir sinir kesintiye uğradığında Schwann hücrelerinin proliferasyonu akson uzantılarına kılavuzluk yapar. Karaciğerde İto hücreleri bir tamir mekanizması olarak fibrogenezisi uyarmaktan sorumludur. Renal tübüler epitel bölünebilme yeteneği olmasına rağmen hiperplazi değil hipertrofiye uğrar. Tip II pnömositler akciğerde tamirden sorumlu rezerv hücrelerdir. SSS'de astrositler fibroblast görevini görür. Fibrozis değil gliozis oluşturur.

__________________
Şimdi ayın, şın ve kaf’ları çıkardılar elifbelerden de. Sensizliğin mektebinde bir sabra mıhladılar bizi elif’lerle he’lerden.
tuszede isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 02-03-2010, 02:23   #23
tuszede
Popüler Üye
 
Üyelik tarihi: 15.03.09
Mesajlar: 2.093
Konular: 166

Standart

Aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

A) Marasmus protein enerji malnütrisyonudur.
B) Kwashiorkorda protein eksikliği ön plandadır.
C) Marasmusta kas ve yağ doku kaybı vardır.
D) Kwashiorkorda hepatosplenomegali belirgindir
E) Marasmusdaki ödem daha şiddetlidir.






cevap:e
Beslenme bozukluklarından Marasmusta kalori eksikliği, Kwashiorkorda ise protein eksikliği ön plandadır. Marasmusta deri altı yağ dokusu kaybı, belirgin kas zayıflaması ve çoğu organda atrofi görülür. Kwashiorkorda yaygın ödem, hipoalbüminemi ve assite bağlı kabarık karınları olan hastalarda deri kuru ve kalındır. İshal sıktır. Hepatosplenomegali ve karaciğer yağlanması yanında ile GIS ve endokrin organlar belirgin olarak atrofiktir. (Robbins ve Cotran, PBOD, 2010 p. 428)

__________________
Şimdi ayın, şın ve kaf’ları çıkardılar elifbelerden de. Sensizliğin mektebinde bir sabra mıhladılar bizi elif’lerle he’lerden.
tuszede isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 02-03-2010, 02:25   #24
tuszede
Popüler Üye
 
Üyelik tarihi: 15.03.09
Mesajlar: 2.093
Konular: 166

Standart

Aşağıdaki lezyonlardan hangisi sifilizin tüm evrelerinde bulunur?

A) Condylomata lata
B) Vaskülit
C) Şankr
D) Gom
E) Tabes dorsalis






cevap:b
Sifilitik vaskülit küçük damarlar etrafında lenfosit ve plazma hücre infiltrasyonudur ve tüm sifiliz evrelerinde görülür. Şankr primer sifilizde, mukoza ve deri lezyonları olan Condyloma lata sekonder sifilizde saptanır. Gom ve tabes dorsalis tipik olarak tersiyer sifilizin bulgularıdır Tabes dorsalis büyük eklemlerin (Charcot eklemi) dejenerasyonudur

__________________
Şimdi ayın, şın ve kaf’ları çıkardılar elifbelerden de. Sensizliğin mektebinde bir sabra mıhladılar bizi elif’lerle he’lerden.
tuszede isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 02-03-2010, 02:31   #25
tuszede
Popüler Üye
 
Üyelik tarihi: 15.03.09
Mesajlar: 2.093
Konular: 166

Standart

Mukopolisakkaridozlar olarak bilinen hastalıkların temel belirtileri arasında olmayan hangisidir?

A) Hepatomegali
B) Kas güçsüzlüğü
C) İskelet deformiteleri
D) Koroner arter hastalığı
E) Kardiak valvüler lezyonlar






cevap:b
Mukopolisakkaridozlar spesifik lizozomal enzim eksikliği ile oluşur. Mukopolisakkaridler özellikle mononükleer fagositik sistemde birikir ve hepato-splenomegaliye yol açar. Koroner arter ve valvüller genellikle tutulmuştur. İskelet sisteminde baş büyük ve uzun, burun geniş ve basıktır. Kas güçsüzlüğü daha çok glikojen depo hastalıklarında görülür. (Robbins BP, 2008 p. 238)

__________________
Şimdi ayın, şın ve kaf’ları çıkardılar elifbelerden de. Sensizliğin mektebinde bir sabra mıhladılar bizi elif’lerle he’lerden.
tuszede isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 02-03-2010, 02:33   #26
tuszede
Popüler Üye
 
Üyelik tarihi: 15.03.09
Mesajlar: 2.093
Konular: 166

Standart

Canlı donörden alınan bir böbrek transplantının akut rejeksiyonunda aşağıdakilerden hangisi en az rol oynar?

A) Donör CD4 T yardımcı hücreleri
B) Konak CD8 sitotoksik T hücreleri
C) Konak NK hücreleri
D) Donör makrofajları
E) İnterlökin 1 ve 2.






cevap:a
Canlı bir donörden alınan böbrek transplantının akut rejeksiyonunda donör makrofajları CD8 sitotoksik T hücreleri ve CD4 T yardımcı hücreleri ile etkileşir. CD4 T hücrelerinden salınan IL-2 antikor oluşumunu ve ilave CD8 sitotoksik T hücre proliferasyonunu uyarır. Konakçı makrofajlar ve NK hücreleri greftin tahribatına katkıda bulunur. IL-1 donör ve konakçı makrofajları tarafından salınır. Sitotoksik T hücrelerinde granzim ve perforin de bulunmaktadır. Sperm, kornea, lens ve SSS sekestre dokulardır immünolojik olarak korunmuşlardır, örneğin lens ve kornea transplantasyonlarında genellikle rejeksiyon problemleri görülmez. Red olayında hümoral redde vaskülit (arteriolit), selüler redde intersitisyel lenfosit birikimi ve ödem ön plandadır.

__________________
Şimdi ayın, şın ve kaf’ları çıkardılar elifbelerden de. Sensizliğin mektebinde bir sabra mıhladılar bizi elif’lerle he’lerden.
tuszede isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 02-03-2010, 02:35   #27
tuszede
Popüler Üye
 
Üyelik tarihi: 15.03.09
Mesajlar: 2.093
Konular: 166

Standart

T hücrelerin B hücre izotip döngüsünü sağlayamamasına bağlı olarak gelişen immün bozukluk hangisidir?

A) Bruton agammaglobulinemisi
B) İzole IgA yetmezliği
C) Ortak değişken immün yetmezlik
D) Hiper IgM sendromu
E) DiGeorge sendromu






cevap:d
Protein antijenlere cevapta öncelikle IgM ve IgD yapılır sonra sırasıyla IgG, IgA ve IgE gelişir. Antikorların bu sıralı ortaya çıkışına isotip döngüsü (switching) denir. İzotip döngüsü için B hücrelerindeki CD 40 molekülleri ve CD 4 T lenfositten salınan CD 40 L'nin etkileşimi gerekir. Hiper IgM sendromlu hastalar antijenlere normal seviyede (hatta normal üstü) IgM antikoru meydana getirir, ancak IgG, IgA ve IgE isotiplerini oluşturma yeteneği yoktur. Defekt T hücrelerin B hücre izotip döngüsünü sağlayamamasıdır. CD 40 etkileşiminde bozuklukta rol oynar. Serumda IgM yüksek, IgG düşüktür. T ve B hücre sayısı normaldir. Düşük seviyedeki opsonizan IgG antikorlar nedeniyle rekürren pyojenik enfeksiyon, CD 40L makrofajları da etkilediğinden Pnomosistis carinii enfeksiyonu ve IgM'ye bağlı otoimmün hemolitik anemi, trombositopeni ve nötropeni oluşabilir.

__________________
Şimdi ayın, şın ve kaf’ları çıkardılar elifbelerden de. Sensizliğin mektebinde bir sabra mıhladılar bizi elif’lerle he’lerden.
tuszede isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 02-11-2010, 20:43   #28
tuszede
Popüler Üye
 
Üyelik tarihi: 15.03.09
Mesajlar: 2.093
Konular: 166

Standart

*DNA ve RNA gibi nükleik asitlerin yapısını en iyi aşağıdakilerden hangisi açıklar?

A) Bir baz, bir fosfat grubu ve bir şeker grubundan oluşmuşlardır.
B) Polipeptid ve protein izomerlerinden oluşurlar.
C) İki tür pürin, iki tür de primidin içerirler.
D) Birbirini bütünleyen çift heliksden oluşurlar
E) Bir fosfat grubu, 5 karbonlu bir şeker ve nitrojen içeren bir bazdan oluşmuşlardır.


DNA ve RNA benzer yapıya sahiptirler. Beş karbonlu bir şeker (Riboz veya Deoksiriboz), nitrojen içeren bir baz ve bir fosfat grubundan oluşurlar. Bazlar purin (Adenin, Guanin) ve primidin (Timin, Sitozin, Urasil)’dir. Birbirine komşu 3 baz bir kodonu oluşturur.





*Frajil X sendromunda hangisi sık görülür?

A) Makroorşidizm
B) Normal zeka
C) Otozomal dominant geçiş
D) Uzun kemiklerde kırıklar
E) Tekrarlayan enfeksiyonlar


Frajil bölgenin Xq27.3 de olduğu FMR-1 genindeki mutasyon sonucu oluşan Frajil X sendromu zeka geriliği, %80 olguda bilateral makroorşidi ve anlamsız yüz yapısı ile karakterize X'e bağlı resesif geçen bir kromozom anomalisidir. Nükleotid tekrar sayısı normale göre çok artmıştır. Ailesel zeka geriliğinin en önemli nedenlerindendir. Down sendromundan sonra genetik kaynaklı zeka geriliğinin ikinci en sık nedenidir. Mikrosefali, bazen de makrosefali görülür. Penis normal büyüklüktedir, hormonal anomali yoktur. Uzun yüz yapısı, büyük kulak ve geniş mandibula görülür. İlginç olarak taşıyıcı kadınlarda da %50 oranında zeka geriliği vardır. Huntington hastalığı, Friedrich ataksi ve myotonik distrofi trinükleotid tekrar bozukuluklarına diğer örneklerdir.




*Aşağıdakilerden hangisi östrojenlerin fetüs-embriyo üzerine olan etkisidir?

A) Genital kabartıyı kız dış genitalleri yönünde farklılaştırır
B) Müller kanalının gelişmeye başlamasını sağlar
C) Wolf kanallarını geriletir
D) Ter bezlerini modifiye ederek meme gelişmesini sağlar
E) Hiçbiri

Genital kabartının kız yönünde farklılaşması testosteron yokluğunda meydana gelebilir. Bu farklılaşmanın östrojen etkisiyle oluştuğuna inanılsa da ispatlanamamıştır. Testisten salınan müllerian inhibitör faktör (MİF) Müller kanallarının gerilemesine neden olur. MIF yokluğunda müller kanalları östrojenden bağımsız olarak gelişir. Yani genital cinsiyet androjenlerin varlık veya yokluğuna bağlıdır.




*Fetal hematopoez ilk önce nerede başlar?

A) Yolk kesesi
B) Karaciğer
C) Lenf nodların
D) Kalp
E) Kemik iliği

Yolk kesesinde eritrosit üretimi hızla azalarak 3. ayda sonlanır. Daha sonra hematopez karaciğer ve kemik iliğinde devam eder. Eğer şiddetli anemi olursa bu ilk dokular tekrar hematopoez yeteneği kazanır. Bu durum myeloid metaplazi örneğidir. Bu durumda oluşan eritrositler nükleusludur.



*X'e bağlı resesif geçiş göstermeyen hastalık hangisidir?

A) Duchenne musküler distrofi
B) Kronik granülomatöz hastalık
C) Diabetes insipitus
D) Vitamin D'ye dirençli raşitizm
E) Frajil X sendromu

X'e bağlı dominant geçen çok az hastalık vardır. Bunların kalıtımı, etkilenmiş heterozigot kadınların hem kızlarında hem de oğullarında %50 riskle karakterizedir. Etkilenen erkekler hastalığı oğullarına geçiremezler, ancak bütün kızları etkilenir. Vitamin D'ye dirençli raşitizm X'e bağlı dominant geçer. X'e bağlı resesif bozukluklar Duchenne müsküler distrofi, Hemofili A ve B, kronik granülomatöz hastalık, glukoz 6 fosfat dehidrogenaz eksikliği, agammaglobülinemi, Wiskott-Aldrich sendromu, Diabetes insipitus, Lesch-Nyhan sendromu ve Frajil X sendromudur. (Robbins ve Cotran PBOD 2005 p.152)





*Aşağıdakilerden hangisi trinükleotid tekrar mutasyonlarına örnektir?

A) Orak hücreli anemi
B) Frajil X sendromu
C) Hemofili
D) Galaktozemi
E) Heredifer sferositoz

Trinükleotid tekrar mutasyonlarının prototipi olan frajil X sendromunda FMR-1 geninde CGG dizisinin birbiri ardına dizilmiş 250-4000 arasında tekrarı vardır. Normal populasyonda tekrar sayısı ortalama 29'tur. Huntington hastalığı ve myotonik distrofide de trinükleotid tekrar mutasyonu görülür.




*Mikst konnektif doku hastalığının diğerlerine göre sık görülen bulgusu olmayan hangisidir?

A) Artralji
B) Raynaud fenomeni
C) Renal yetmezlik
D) Myozit
E) Ösefageal hipomotilite

Mikst konnektif doku hastalığı (MCTD) sistemik lupus eritematozis, skleroderma ve polimyozitisin birçok özelliğini taşımasına rağmen renal tutulum MCTD'nin sık görülen bir bulgusu değildir ve steroidlere iyi cevap vermesi önemlidir. Ribonükleoprotein partiküllerine karşı antikor seviyesi (U1RNP) yüksektir.




*Selüler immün yetmezlikte aşağıdaki enfeksi-yonlardan hangisinin görülmesi beklenmez?

A) CMV
B) Pnömosistis carinii
C) Candida ösefajiti
D) Zona zoster
E) Pnömokoksik pnömoni

Selüler immün yetmezlikte virus, mantar ve hücre içi bakterilere karşı cevap azalır. CMV, Pnömosistit carini, kandida ve Herpes zoster enfeksiyonları sık görülür. Pnömokoksik pnömoni selüler immün yetmezlikten etkilenmez. Pnömokoklara karşı hümoral cevap gelişir. Hümoral yetmezlikte daha çok bakterilere karşı cevap azalır.




* Romatoid artrit için hangisi yanlıştır?
A)Sabahları eklem sertliği
B) Sinovyal sıvıda yoğun iltihabi hücre
C) Reaktif amiloidoz
D) Raynaud fenomeni
E) GİS'te mukozal erozyonlar

Romatoid artrit 3.-4. dekadda, kadında 3-5 kat daha fazla görülen steril, düşük vizkositeli, nötrofillerin bulunduğu sıvı olan sinovitle eklem destrüksiyonu yapan bir hastalıktır. Tipik olarak küçük eklemlerde simetrik artrit yapar. Tip II kollajene karşı otoimmünite vardır. RA'lilerin % 80'inde otolog Ig G'nin Fc parçasına karşı otoantikorlar vardır ve bunların çoğunluğu (%80) IgM tipindedir. Tipik olarak proksimal interfalengeal ve metakarpofalengeal eklem tutulur. Distal interfalengeal eklem genellikle korunur. Klasik görünüm iltihabi hücreler, granülasyon dokusu, bağ doku ve prolifere sinovyal hücrelerden oluşan pannus oluşumudur. Pannus eklem mesafesini doldurur, fibrozis, kalsifikasyon ve kalıcı ankiloza neden olur, sonuçta kuğu boynu deformitesi ve butonyer deformitesi gibi hasarlar oluşur. Subkutan romatoid nodüller (en sık görülen deri lezyonu) ön kol ekstensör yüzde görülür ve akciğer, dalak, perikard ve kalp kapaklarını da etkileyebilir. Akciğerde interstisyel fibrozis, uveitis ve keratokonjuktivitis gibi oküler belirtiler olabilir. Fibrinöz plörit, perikardit, Raynould fenomeni, kronik bacak ülserleri, GIS mukozal ülserleri ve beyin, kalp ve barsaklarda infarktüse sebep olabilir. % 5-10 olguda reaktif amiloidoz (AA tipi) görülür.





*Bruton hastalığına benzeyen ancak 2.-3. dekadda ortaya çıkan, her iki cinsi eşit etkileyen ve plazma hücrelerinin olmadığı hastalık hangisidir?

A) Hiper IgM hastalığı
B) DiGeorge sendromu
C) İzole IgA yetmezliği
D) Ortak değişken immün yetmezlik hastalığı
E) Wiskott-Aldrich sendromu

Ortak değişken immün yetmezlik hastalığı da Bruton'a benzer ancak daha geç dönemde 2., 3. dekadda bulgu verir ve her cins eşit etkilenir. Tüm hastalarda hipogamoglobulinemi vardır, genellikle tüm antikor sınıflarını etkiler, ancak bazen sadece IgG etkilenir. Matür B hücreleri vardır ama plazma hücreleri yok veya azdır. Rekürren sinopulmoner pyojenik enfeksiyonlar, %20 olguda rekürren herpes virüs enfeksiyonu vardır. G.lambliaya bağlı persistan diare olabilir. Histolojik olarak B cell alanları (lenf nodunda lenfoid foliküller, dalak ve barsak) hiperplastiktir. Gastrik malignensi ve lenfoid malignensi riski artmıştır.


__________________
Şimdi ayın, şın ve kaf’ları çıkardılar elifbelerden de. Sensizliğin mektebinde bir sabra mıhladılar bizi elif’lerle he’lerden.
tuszede isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 02-11-2010, 21:00   #29
tuszede
Popüler Üye
 
Üyelik tarihi: 15.03.09
Mesajlar: 2.093
Konular: 166

Standart

*Akut pyelonefrite en sık sebep olan ajan hangisidir?

A) Pseudomanas
B) S. aureus
C) Klebsiella
D) Enterobakter
E) E. coli

Akut pyelonefrit hematojen ve daha sık olarak asendan yolla gelişir. En sık etken E. coli'dir. Diğer ajanlar Proteus, Klebsiella, Enterobakter ve Pseudomanas'tır, bunlar üriner trakta aletsel girişim yapılanlarda görülür. Stafilokok nadiren pyelonefrit sebebidir. Ksantogranülomatöz pyelonefrit daha çok Proteus enfeksiyonu ile oluşur ve çok yoğun histiosit içerir. (Robbins BP 2008 p. 560)



*Membranöz glomerülonefrit etyolojisinde hangisi yoktur?

A) Altın ve civa
B) Hepatit B
C) Diabetes mellitus
D) Malign epitelyal tümörler
E) Addison hastalığı

Membranöz glomerülonefrit erişkinde %30 oranında görülür, %35 oranında görülen FSGS'den sonra en sık görülen nefrotik sendrom sebebidir. Glomerüler bazal membranın diffüz kalınlaşması ve epitel altında granüler immünglobin birikimi vardır. "Diken ve kubbe" görünümü oluşur. Ayrıca podositler ayaksı çıkıntılarını kaybederler. Membranöz glomerülonefrit ayrıca malign epitelial tümörler özellikle akciğer ve kolon karsinomları, SLE, altın, civa, penisilamin, kaptopril, kronik B hepatit, sifilis, shistozomiazis, malarya, diabet ve tiroiditte sekonder olarak görülebilir. Daha önceden bir hastalık olmaksızın nefrotik sendromun sinsi gelişimi ile karakterizedir. Proteinüri nonselektiftir. Steroide iyi cevap vermez. Yavaş ilerleyen ciddi bir seyir gösterir. (Robbins BP 2008 p. 551)


*Myometriumda endometrium bez ve stromasının bulunmasına ne denir?

A) Çukulata kisti
B) Endometriozis eksterna
C) Adenomiyozis
D) Endometrial hiperplazi
E) Endolenfatik stromal miyozis

Myometrium’ da endometrium bez ve stromasının bulunmasına adenomyozis (endometriozis interna) denir.



* Memede kitle yapan patolojiler arasında en sık görüleni hangisidir?

A) Fibroadenom
B) İnvaziv duktal karsinom
C) Fibrokistik değişiklik
D) Yağ nekrozu
E) İntraduktal papillom


Meme kitlelerinin değerlendirilmesinde %40 fibrokistik değişiklikler, %13 çeşitli benign lezyonlar, %10 kanser, %7 fibroadenom ve %30 belirgin bir hastalık teşhisi olmayan kitlelerdir. (Robbins BP 2008 p. 739)



*Desidualizasyon aşağıdakilerden hangisini tanımlar?

A) Menstruasyonla dökülen hücreleri
B) Sitotrofoblastlardan köken almayı
C) Sinsityotrofoblastlardan köken almayı
D) Gebelik endometriumundaki koyu boyanan küçük hücreleri
E) Gebelikte progesteron etkisiyle oluşan karekteristik endometriumu


Desidualizasyon gebelikte progesteron etkisiyle oluşan karekteristik uterus değişikliklerini tanımlar. Ancak bu terim genellikle uterusta progesteron etkisiyle oluşan herhangi bir değişikliği tanımlamak için kullanılır. Bu değişikliklere arteriollerin etrafında postovulatuar oluşan eozinofilik proliferasyonda dahildir.



* Leiomyom için hangisi doğrudur?

A) Genellikle tektir
B) Kapsüllüdür
C) Progesteron büyültür
D) Gebelikte hızlı büyür
E) Leiomyosarkomların hepsi leiomyomlardan gelişir

Leiomyomlar myometriumda en sık görülen tümördür. Premenopozal kadınlarda %30-50 oranında görülür. Bu benign düz kas hücre tümörleri iyi sınırlıdır ama enkapsüle değildir. Submüköz, intramural ve subseröz yerleşimli olabilir, serviksten geçip dışarı sarkanlara "myoma nascendi" denir. Hormon bağımlı tümör olarak bilinir. Büyümesi için östrojen ister. Gebelik süresince hızlı büyümeye eğilimlidir. Menapozdan sonra küçülüp atrofiye uğrayabilir. Leiomyomların malign transformasyonu son derece nadirdir. Uterus leiomyosarkomları çoğunlukla doğrudan de novo myometriumdan çıkar.(Robbins BP 2008 p. 724 vd)



* Luteinizasyon terimi aşağıdakilerden hangisini açıklamak için kullanılır?

A) Ovulasyonla atılmayan foliküllerin yağ dejene-rasyonuna gitmesini
B) Over stromasının ovulasyondan hemen önceki adipoz dejenerasyonunu
C) Over stromasındaki teka hücrelerinin epitel halini alarak steroid yapımına başlamalarını
D) Granülosa hücrelerinin yeşile boyanmasını
E) Corpus luteumun atreziye uğramasını


Granülosa tabakasının dışında folikülü çevreleyen hücre tabakasına teka denir. Granülosaya en yakın hücrelere teka interna denir. Östrojenin çoğunu bu hücreler üretir. Bu hücrelerin gelişmesine ve steroidogenez için gerekli sitoplazma değişikliklerinin olmasına luteinizasyon denir. Yüksek miktarda hCG anormal luteinizasyona neden olabilir. Ayrıca bu durumda teka lutein kisti denen kistler oluşabilir.



*Aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

A) Desidua ve trofoblast fetus orjinlidir.
B) Desidua fetal, trofoblast maternal orjinlidir.
C) Desidua maternal, trofoblast fetus orjinlidir.
D) Desidua ve trofoblast maternal orjinlidir.
E) Desidua fetal orjinlidir.

Desidua maternal, trofoblast fetal orjinlidir. Plasenta immünolojik olarak kendine has özellik taşıyan bir dokudur ve hem fetus hem de anneye ait dokuları içerir.



* Reinke kristalleri hangi tümör için patognomoniktir?

A) Disgerminoma
B) Dermoid kist
C) Hilus hücreli tümör
D) Seröz kistadenoma
E) Granüloza hücreli tümör

Hilus hücreli tümörlerde Reinke kristalleri görülür. Sex kord stromalı tümörlerdendir. Hilus hücreli tümörün diğer bir ismi Leydig hücreli tümördür. Overlerin en sık olarak gözlenen virilizan tümörlerindendir. Ses kalınlaşması ve kliteromegali görülür. Testosteron ve androstenedion yüksektir. En sık 15-45 yaş grubunda sıklıkla unilateral olarak gözlenir. Hiperandrojenizmle ayırıcı tanısında DHEA-S'a bakılır, DHEA-S normal ise sürrenal kaynaklı olmadığı anlaşılır. Tümör hücreleri lipid (lipokrom pigment) içerir. (BRS, Patoloji, Nobel Tıp Yayınları, s.301)



* Hipogonadotropik hipogonadizmi olan bir hastada aynı zamanda anosmi tesbit edildiğinde hangi sendrom olabilir?

A) Kallman sendromu
B) Fanconi sendromu
C) Mc.Cune Albright sendromu
D) Ahumo del Castillo sendromu
E) Rokitensky - Kusner sendromu

Ahumo Del Castillo sendromu (only sertoli cell sendromu) germinal hücre aplazisi görülür. Kalmann sendromu hipotalamustan GnRH salgısı eksikliğine bağlı izole gonadotropin eksikliğidir. Anosmi veya hipoosmi görülür. Erkekte renk körlüğü, mikropenis ve kriptorşidi bulunabilir. Erkeklerde Klinefelter sendromundan sonra ikinci sık görülen hipogonadizm nedenidir. Hipogonadotropik hipogonadizmin diğer nedenleri arasında izole LH eksikliği, Prader - Willi sendromu ve Laurence Moon-Biedl sendromu da bulunmaktadır. (Olcay Neyzi, Pediatri, s 1350)





__________________
Şimdi ayın, şın ve kaf’ları çıkardılar elifbelerden de. Sensizliğin mektebinde bir sabra mıhladılar bizi elif’lerle he’lerden.
tuszede isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 02-11-2010, 21:04   #30
tuszede
Popüler Üye
 
Üyelik tarihi: 15.03.09
Mesajlar: 2.093
Konular: 166

Standart



*Ayırıcı tanıda testis torsiyonu ile hangisi karıştırılabilir?

A) Hidrosel
B) Testis tüberkülozu
C) Testis tümörü
D) Akut epididimoorşit
E) Hepsi

Testis torsiyonu ani başlayan ağrı ve büyüme yapar. Buna benzer akut ağrı ve büyüme şikayeti oluşturduğu için ayırıcı tanıda akut epididimoorşit gözönüne alınmalıdır. Testis tümörü ağrısız diye bilinir ama az oranda ağrı da oluşturabilir. (Robbins PBOD, s. 1013)



* Prostatta en sık görülen malign tümör hangisidir?

A) Epidermoid karsinom
B) Rabdomyosarkom
C) Leiomyosarkom
D) Transizyonel hücreli karsinom
E) Adenokarsinom

Adenokarsinom prostat tümörlerinin tamamına yakınını oluştururken sarkomlar çok nadirdir. Rabdomyosarkom en sık çocukta, leiomyosarkom daha çok erişkinde görülür. Prostat karsinomu 50 yaş üzerinde görülür. Gelişiminde hormonların rolü vardır. Puberteden önce kastre edilenlerde görülmez, karaciğer sirozuna bağlı hiperöstrojenizmde insidensi düşer. Yağlı diyet riski artırırken, A ve E vitamini, selenyum ve domateste bulunan lycopen'ler riski azaltabilir. KLF6 prostat kanserlerinin %70'inden fazlasında mutasyona uğramıştır. Kanserden ölümde akciğerden sonra ikinci sıradadır. Prostatın arka lob (periferik kısımlarından) gelişir. Tuşede serttir. Perinöral invazyon ve osteoblastik kemik metastazı sıktır. Gleason grade'lemesi kullanılır. (Robbins ve Cotran PBOD, 2005, p. 1051)




*İki yaşındaki bir çocukta ani yükselen ateş, yutma güçlüğü ve boğaz ağrısı başlıyor. Annesi şikayetlerin birkaç gün önce başladığını söylüyor. Muayenede çocuğun başını hiperekstensiyonda tuttuğu solunum güçlüğü farenks arka duvarında bir şişlik olduğu görülüyor. Tanı hangisi olabilir?

A) Adenoid hipertrofisi
B) Difteri
C) Retrofarengeal apse
D) Kronik farenjit akut atağı
E) Kriptik tonsillit

Anjin komplikasyonu olarak peritonsiller apse ve retrofarengeal apse gelişebilir. En sık peritonsiller apse görülür. İrin tonsil lojunda ekstra kapsüler olarak lokalize olur. 20-40 yaş arasındır. Kronik tonsilitin akut epizodlarında ortaya çıkabilir. Sorudaki bulgular retrofarengeal apsede görülür. Prevertebral aponevroz ile mukoza arasındaki çoğunlukla 5 yaşından sonra kaybolan lenf nodüllerinin (Henle nodüller) akut flegmonu ve süpürasyonu ile oluşur. Çocuklarda ve süt çocuklarında en sık adenoidite bazen orta kulak enfeksiyonuna bağlı olarak gelişebilir. Tortikolise neden olabilir.(KBB, Karasalihoğlu, s. 209)




*En sık görülen malign tükrük bezi tümörü hangisidir?


A) Adenoid kistik karsinom
B) Asinik cell karsinom
C) Mukoepidermoid karsinom
D) Malign lenfoma
E) Malign mikst tümör

Mukoepidermoid karsinom (MEK) tüm malign tükrük bezi tümörlerinin yaklaşık 1/3'ünü oluşturur. % 60-70’i parotiste, % 15-20’si minor tükrük bezlerinde ve % 10’u submandibuler bezde görülür. Müsinöz, squamöz, intermedyer ve clear hücrelerden oluşur. Low grade MEK daha çok müsinöz hücrelerden oluşur, high grade MEK ise daha çok squamöz ve clear hücrelerden oluşur ve soliddir. Mukus oranı azaldıkça prognozu kötüleşir. Malign mikst tümör % 10-15 oranındadır ve kadınlarda parotiste daha sık görülür. Kliniği son zamanlarda hızla büyüyen tükrük bezi tümörü öyküsü vardır. Ağrı ve yüz siniri felci sıktır. Malign mikst tümör pleomorfik adenom zemininden gelişebileceği gibi de novo'da gelişebilir. Asinik cell karsinom parotiste daha sık görülür. Malign lenfoma Whartin tümörü sonrası gelişebilir. Parotisteki tümörlerin yaklaşık %20'si malign iken, submandibuler bezde %40, damakta %45 ve en sık sublingual bezlerdeki tümörler malignite insidensine sahiptir. (Yaşar Ünlü, Tükrük Bezi Hastalıkları s.45 vd)




*Progresif iletim tipi işitme kaybı olan, bayanlarda ve 30 yaş civarında ortaya çıkan, zar görüntüsü normal ve tuba blokajı olmayan bir hastada hangisi düşünülmelidir?

A) Presbiakuzi
B) Seröz otitis media
C) Akustik nörinom
D) Otoskleroz
E) Menier hastalığı

Bu bulgular otosklerozda görülür. Otoskleroz stapedovestibuler eklemin ankilozu şeklinde beliren bir patolojidir. Kadınlarda daha sıktır ve çoğunlukla çift taraflıdır. Doğumlardan sonra işitme kaybı artar. Ameliyatta % 90 iyileşebilir. Presbiakuzi ve akustik nörinom sensorinöral ileti kaybı yapar. Otoskleroz da odyogramda 2000 Hz de kemik yolu çentiği tipiktir (Carhart çentiği). İşitme kaybı daha çok pes sesleri tutar. Willise parakuzisi gürültü yerlerde konuşmaları daha iyi duyarlar. Ve alçak ses tonuyla konuşurlar. En sık fissula antefenestramdan başlar. Seröz otitis media iletim tipi bozukluk yapar. Akustik nörinom tek taraflı sensorinöral tip kayıp yapar. (KBB, Karasalihoğlu, s. 72)



*Histolojik olarak squamöz hücreli karsinomu taklit edebilen, ve tedavisiz spontan iyileşebilen deri lezyonu hangisidir?

A) Bazal hücreli karsinom
B) Epidermal kist
C) Pilar kist
D) Keratoakantoma
E) Dermoid kist

Keratoakantom hızla ilerleyen buna rağmen tedavisiz spontan iyileşebilen bir deri hastalığıdır. İyi diferensiye squamöz hücreli karsinomu taklit eder. 50 yaş üzeri erkeklerde ve güneşe maruz kalan yerlerde daha sıktır.Histolojik olarak keratinle dolu kraterler ve squamöz hücreler vardır. Keratoakantomda lezyonların 5-6 aydan uzun sürmemesi karsinomdan ayırmada oldukça önemli bir kriterdir. Deri hastalıklarında özellikle non-tümöral hastalıklarda aynı görüntüyü bir kaç hastalık oluşturabilir, bu nedenle ayrıca tanıda klinik ön tanılar çok önemlidir. (Robbins ve Cotran, PBOD, 2005, p. 1239)



*Munro mikroabseleri hangi deri hastalığında görülür?

A) Lichen planus
B) Lupus eritematozis
C) Akne vulgaris
D) Psoriazis
E) Pemfigus

Psoriazis: artrit, myopati, enteropati, spondilitik kalp hastalığı ve AIDS’le ilgisi olan bir hastalıktır. Nadir bir varyantı olan püstüler psoriazis ateş, lökositoz, artralji diffüz kutaneöz ve mukozal püstüller sekonder enfeksiyon ve elektrolit bozukluğu ile hayatı tehdit edici şekilde seyreder. Psoriaziste stratum granülosum yok veya çok incedir. Üzerinde yoğun parakeratoz bulunur. Stratum korneum içerisinde Munro mikroabseleri ve spongioform püstüller (Kogoj) görülür. Klinikte ise Auspitz işareti ve Koebner fenomeni vardır. Toplumun %1'ini etkileyen bu hastalıkta patoloji artmış hücre turn overidir. Psoriaziste hücre turn over'i aşırı hızlanmıştır. TNF patogenezde en önemli medyatördür.



*Özellikle beyaz tenlilerde kanser gelişimine yol açabilen hastalık hangisidir?

A) Solar Elastozis
B) Porfiri
C) Alkaptonüri
D) Aktinik keratoz
E) Lichen planus

"Senil keratoz” veya "solar keratoz” olarak da bilinen aktinik keratoz genellikle güneş gören deride pullanmalı, eritematoz bir yama seklinde ortaya çıkan, beyaz tenlilerdeki en sık neoplazmlardan biridir.Lezyonlar hiperpigmente, yaygın ve birbirine kaynaşan şekilde olabilir. Doğrudan doğruya UVB ışınlarının (özellikle 280 ile 320 nm dalga boyu aralığındaki) birikici dozuna bağlıdır. İyonize edici ışınların diğer şekilleri de benzer keratozlar oluşturabilir.İnorganik arsenik bileşiklerine maruz kalan hastalarda da benzer keratozlar ortaya çıkar fakat bunlar güneşe maruz kalmayan deride hatta avuç içi ve ayak tabanlarında bile görülürler. Dudakta görüldüğünde aktinik cheilitis adını alır.Aktinik keratozlar karsinoma in situya ilerleyebilen devamlı bir olayın bir kısmıdırlar. Lezyonlar dermis epidermis birleşim hattında düzensiz bir şekilde hiperkromazi ve nükleus büyümesi şeklinde bazal keratinositlerin büyümesiyle başlar. Daha sonra açıkça atipik olan hücrelerin epidermisin üst tabakalarına çıkmasıyla akantoz gelişir. Atipik hücreler epidermis kalınlığının tamamını doldururlar, lezyon da geniş olup kıl follikülleri ve ter bezi duktuslarının çıkısını kaparsa yassı hücreli karsinom tanısı daha doğru olur.UV ışınları nedeniyle tümör baskılayıcı bir gen olan p53 geninde mutasyonlar gelişebilir ve güneşe maruz kalan deride yassı hücreli karsinom gelişimi nedenlerinden biri de bu olabilir.


*Osteoidin yetersiz mineralizasyonu hangisinde görülür?

A) Osteomalazi
B) Osteoporoz
C) Osteonekroz
D) Osteopetrozis
E) Myozitis ossifikans

Osteomalazi osteoidin yetersiz mineralizasyonu ile karakterizedir. Temelde D vitamini yetersizliği ve anormal metabolizması vardır. Osteomalazide osteoporozdan farklı olarak kemik yapım ve yıkımı arasında dengesizlik vardır. Bu da sonuçta kemik kaybına yol açar.



*On yaşındaki bir çocukta bacakta lokal ağrı, duyarlılık ve ateş şikayeti ile radyolojik soğan zarı görünümü ile çevre dokuya yayılım varsa en olası tanı nedir?

A) Osteosarkom
B) Multipl myelom
C) Ewing sarkom
D) Lenfoma
E) Nöroblastom

Ewing sarkom10-15 yaş arasında daha çok uzun kemiklerde (özellikle femur ve pelvisin yassı kemikleri), ayrıca orbita, yumuşak doku, meninks gibi beklenmeyen yerlerdede rastlanabilen bir tümördür. Çocuklarda osteosarkomdan sonra ikinci en sık malign tümördür. Medüller kavitede ve sıklıkla metafizde ve diafizde oluşur. Kemiği invaze eder. Radyolojik olarak kemik şaftı etrafında yeni kemik oluşumuna bağlı soğan zarı görünümü vardır. Mikroskobik olarak sitoplazmada PAS pozitif granül içeren hücreler görülür. MIC 2 (CD 99) pozitiftirler. Bu hücreler nöroblastom, Wilms, lenfoma ve rabdomyosarkom gibi küçük yuvarlak mavi hücreli tümörler ile karışır. 11 ve 22. kromozomlarda resiprokal translokasyon gösterilmelidir. Klinik olarak lokal ağrı, duyarlılık ve ateş ile osteomyeliti taklit eder. Tümör hızlı büyüyerek akciğer ve beyne metastaz yapar. 5 yıllık survey %75'tir.




*İnfluenza benzeri bir hastalıktan sonra akut olarak başlayan asendan paralizi, derin tendon refleksleri kaybı ve BOS'ta protein artışı görülen hastadan yapılan periferik sinir biyopsisinde segmental demyelinizasyon ve akson hasarı tespit edilti ise en olası tanı hangisidir?

A) Tip 2 kas atrofisi
B) Guillane-Barre sendromu
C) Myastenia gravis
D) Lepra
E) Denervasyon atrofisi

Guillane-Barre sendromu (akut inflamatuar demyelinizm poliradikülopati) distalde başlayıp proksimale ilerleyen paralizi (asendan paralizi) ile karakterizedir. Histolojik olarak spinal sinir kökleri ve periferal sinirlerde inflamasyon ve demyelinizasyon vardır. Hastaların 2/3'ünde influenza benzeri hastalık vardır. Campylobacter jejuni, CMV, EBV ve Mycoplazma pnomonia da neden olabilir. Plazmaferez tedavide etkili olabilir. Tip 2 kas lifleri hızlı hareketten serumludur. pH 4.2'de ATPaz boyası ile açık renkli, pH 9.4'te koyu renkli boyanır. Lipid içeriği azdır. Glikojen boldur. Hızlı kasılır. Rengi beyazdır. Tip 2 atrofisi daha çok uzun süre yatalak kalan hastalarda görülür.




*Deride pigmentasyon bozuklukları ve periferik sinirlerde daha sık olmak üzere sinir sisteminde tümöral oluşumlarla birlikte görülen kalıtsal hastalık aşağıdakilerden hangisidir?

A) Nörinom
B) Schwannom
C) Ganglionörom
D) Nörofibromatozis
E) Von Hippel Lindau hastalığı

Nörofibromatozis; yüksek derecede penetransı bulunan otozomal dominant bir hastalıktır. Spontan mutasyon oranı yüksektir. En sık şekli olan von Recklinghausen hastalığı sıklıkla "nörofibromatozis 1” veya NF-1 olarak bilinir. Bu hastalığın geni 17q11-12 kromozomunda bulunur. Yaklaşık 4000 kişiden birini tutar ve klinik olarak çok sayıda hiperpigmente alanlar (café au lait lekeleri), çok sayıda nörofibromlar, Lisch nodülleri (pigmente iris hamartomları) ve nadiren de MSS astrositomunun varlığıyla karakterizedir.Daha önceleri santral nörofibromatozis olarak bilinen ikinci şekil artık "nörofibromatozis 2” veya NF-2 olarak bilinir ve geni 22q12 kromozom lokusunda yer alır. NF-1’den daha seyrektir ve yaklaşık olarak 35000 kişide 1 görülür. Hastalık iki taraflı akustik schwannomlarla karakterizedir fakat başka intrakraniyal ve intraspinal tümörler de görülebilir. Nöral krest kökenli çok sayıda açıkça neoplastik veya hiperplastik lezyonların oluşu nörofibromatozisin bir "nörokristopati” olarak kabul edilmesine neden olur. Schwannomlar ve nörofibromlara ek olarak bu hastalar özel bazı gliomların çıkışına da yatkındır: optik gliomlar, üçüncü ventrikülün pilositik astrositomları, ependimom ve glioblastoma multiformenin de aralarında bulunduğu beyin ve spinal kord gliomları. Multipl meningiomlar da sıktır. Nörofibromatozisli hastalarda lösemi ve Wilms tümörü gibi nöral kökenli olmayan malign tümörler de nispeten sık görülür. (Robbins, BP 2008 p. 889 vd)




*Serebral sistiserkozise hangisi neden olur?

A) Trichinella spiralis
B) Echinococcus granulosus
C) Spirometra
D) Taenia solium
E) Toxocara canis

Serebral sistiserkozis domuz şeridi Taenia solium, sistiserkus selluloza larvalarıyla oluşturulur. Larvalar beyin parankimine, bazan meninkslere ve ventriküle yerleşir ve kist duvarı oluştururlar. sayıları birkaç adetten birkaç yüze kadar değişir. Kistlerin çoğu küçük ve kalsifiye olarak kalır fakat birkaçı büyümeye devam ederek, embriyoyu andıran bir duvar nodülü içeren geniş, gergin kistler oluşturur. Eğer larva subaraknoid mesafe veya ventriküle yerleşirse sistiserkus multiloküler olur ve geniş bir alana yayılır. Bu salkım kistler sıklıkla hidrosefali ve kranial sinir felçlerine neden olur. Beyin sistiserkozunun en sık görülen klinik tabloları nöbetler, hidrosefali, fokal nörolojik kusurlar, kranial sinir felçleri ve demanstır.(Anderson Pathology)



*Aşağıdakilerden hangisi Alzheimer hastalığının majör histopatolojik bulgularından değildir?

A) Nörofibriler yumak
B) Senil plak
C) Granülovakuoler dejenerasyon
D) Hirano cisimcikleri
E) Polimorf nüveli lökosit infiltrasyonu

Alzheimer hastalığı ilerleyici entellektüel kapasite kaybı mood ve davranış değişiklikleri ile 50 yaşlarında ortaya çıkar. Trizomi 21'le ilişkisi vardır, burası amiloid prekürsör proteinin yapım yeridir. Kortekste atrofi ve ventrikülde genişleme vardır. Histolojik olarak nörofibriler yumak, senil plak ve amiloid anjiopati görülür. Granüler vakuoler dejenerasyon ve Hirano body vardır. Nötrofil infiltrasyonu ise yoktur. Parkinsonda görülen Lewy cisimciği Alzheimer hastalığında da görülür. (Robbins, Pathologic Basis of Disease, 2005 p. 1386)





*Ağız florasında bulunan ve hava yoluyla geçebildiği için epidemik menenjite en sık neden olan patojen hangisidir?

A) H. influansa
B) Streptekok
C) Pnömokok
D) N. menenjitis
E) E. coli
Bahsedilen şikayetler menenjit bulgularıdır. Yeni doğanlarda ve özellikle nöral tüp defekti olanlarda akut pyojenik menenjitin en sık nedeni E. colidir. H. influensa bebek ve çocuklarda, Neisseria menenjitidis genç ve erişkinde, aynı zamanda en sık epidemik menenjit sebebidir. Pnömokoklar ise çok yaşlı kişilerde menenjit etkenidir ve travmayla oluşabilir. Açık travmalarda en sık neden S. aureustur. Bakteriyel menenjitlerde genel olarak BOS şekeri düşer, protein artar. Viral menenjitlerde protein artmış, şeker normaldir. (Robbins ve Cotran BP 2008 p. 874 vd)

__________________
Şimdi ayın, şın ve kaf’ları çıkardılar elifbelerden de. Sensizliğin mektebinde bir sabra mıhladılar bizi elif’lerle he’lerden.
tuszede isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla


Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıAçık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Anatomi özel sorular-açıklamalı steTUSkop Çıkması Muhtemel Sorular 26 04-12-2010 18:04
Kadın-Doğum özel sorular-açıklamalı steTUSkop Çıkması Muhtemel Sorular 16 04-07-2010 23:04
Biyokimya özel sorular-açıklamalı steTUSkop Çıkması Muhtemel Sorular 21 04-07-2010 23:04
Dahiliye özel sorular-açıklamalı steTUSkop Çıkması Muhtemel Sorular 39 08-08-2009 18:25
Fizyoloji özel sorular-açıklamalı steTUSkop Çıkması Muhtemel Sorular 22 03-27-2009 10:53


Powered by vBulletin
Copyright © 2000-2009 Jelsoft Enterprises Limited.   www.stetuskop.com