www.steTUSkop.com ; TIP ve TUS'un MERKEZi ! Doğruların TEK Adresi !

Geri git   www.steTUSkop.com ; TIP ve TUS'un MERKEZi ! Doğruların TEK Adresi ! > PARAMEDİKAL DÜNYA > Sosyal Hayatımız > Siyaset / Politika

2681 (1 Kayıtlı Ve 2680 Misafir Üye Bulunmaktadır.)
Anasayfa İletişim TUS Güncel TUS Dersaneleri TUS Hazırlık Yabancı Dil ve TUS Mecburi Hizmet YDUS Tus Rehberi DUS
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 08-28-2019, 06:20   #1141
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

AKP’li vekilin eşine kıyak atama

Açıktan atamayla müşavir yapıldı02.07.2018

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tartışma yaratacak bir atamaya imza attı. AKP Afyon Milletvekili Ali Özkaya'nın eşi Nur Özkaya, MEB'e açıktan atamayla müşavir yapıldı. AKP'de Kadın Kolları eski Başkan Yardımcısı da olan Nur Özkaya, 3600 ek gösterge üzerinden birinci derece Bakanlık Müşaviri olarak atandı.

Sözcü’den Ali Ekber Ertürk'ün haberine göre; AKP’li vekil Özkaya, yaptığı açıklamada atamayı savundu. Özkaya, "Bu atama normal bir şey. Eşim, çocuk gelişimi bölümü mezunu. Özel rehabilitasyon merkezi yöneticisi. Hem partide hem de cumhurbaşkanımızla yıllarca çalışmış biri. Bu konunun içinde. Sokakta olan biri değil. İşinin ehli biri. Alanı konusunda uzman. Bizim eşimiz olması vatandaş olarak hakkının savunulmasına engel değil ki" diye konuştu.

KARDEŞE DE ATAMA

AKP'li vekil eşi Nur Özkaya'nın MEB'de görevli kardeşi Osman Sağ'ın bir süre önce Çalışma Bakanlığı'na İdari Mali İşler Daire Başkanı yapıldığı da ortaya çıktı.

Odatv.com


Ali Özkaya

Ali Özkaya kimdir?

D: 1970-04-20 00:00:00 - Ö: 0000-00-00 00:00:00

20 Nisan 1970 tarihinde Afyonkarahisar İli Dinar İlçesi Çayüstü Köyünde hayata gözlerini açtı. Babasının ismi Mitdat, annesinin ismi Zeynep'tir. 1980 senesinde ilkokulu, 1987 senesinde Keçiborlu İmam-Hatip Lisesini, 1992 senesinde ise Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesini tamamladı. 1993 senesinde Ankara’da avukatlık stajını bitirip aktif olarak serbest avukatlık mesleğine atıldı. Halen Ankara’da serbest avukat olarak mesleğine devam etmektedir.*****

1993-1995 senelerinde, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Özel Hukuk Dalında; “Türk Ticaret Kanununda Müdür Kavramı, Hukuki Mahiyeti ve Sorumluğu,” konulu yüksek lisans çalışmalarında bulundu. 1995 senesinde serbest avukatlığın yanında, Ankara’da Burç Eğitim Tesisleri ve Yayıncılık A.Ş.’de Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Genel Müdür olarak Özel Ferda İlkokulu ve Lisesinin kuruluşunda görev üstlendi.*****

22 Temmuz 2007 tarihinde yapılan 23.Dönem Milletvekili seçimlerinde Ak Parti Afyonkarahisar 7.sıra milletvekili adayı oldu.*****

12 Haziran 2011 tarihinde yapılan 24.Dönem Milletvekili seçimlerinde Afyonkarahisar 4.sıra milletvekili adayı oldu.*****

2012 tarihinden beri Ak Parti Genel Merkez Hukuk Müşaviri, Genel Başkan ve dönemin Başbakanı Erdoğan’ın avukatlığı görevinde bulundu. Halen Ak Parti Genel Merkez Hukuk Müşavirliği ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın avukatlığı görevlerini devam ettirmektedir.

AK Parti Milletvekili Ali Özkaya, Fox TV sunucusu Fatih Portakal hakkında yapılan 'Şu portakalı sıkıp suyunu çıkarmak lazım' ifadelerinin geçtiği tweeti paylaşmıştı.

AK Parti Afyon Milletvekili Ali Özkaya’nın Cumhurbaşkanlığı koruma polisi olan yeğeni Fatih Özkaya, FETÖ soruşturması kapsamında açığa alınmıştı.*****

Evli ve üç çocuk babasıdır. Orta derecede Fransızca ve Arapça eğitimi bulunmaktadır.

https://www.google.com/url?sa=i&sour...67695525297251
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla

     

Alt 08-28-2019, 10:21   #1142
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Alıntı:
Kayıtsız Üye´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
BAŞKA BİR TUS FORUMUNDAKİ YORUMU BURAYA AKTARAYIM


ÖSYM TUS DAVALARI HİÇ BİTMEYECEK!!!! Çünkü ;
Bu işten yararlanan ve yararlandırılan “organize menfaat çeteleri” nin sosyal medyada kanıtlı bağlantıları çökertilmedi
1- Sürekli yanlış TUS sorusu, iptal, soru açıklamama türü mahkemede %100 kaybedeceği kesin davalık durum oluşturarak her sınav sonrası kaosa neden olan ve devlet kurumu …….. ?
2- Her sınav sonrası hakkımızı arayan dersane ………. ?
3- Her sınav sonrası hatalı sorular üzerinden hakkımızı arayan tus forum sitesi ………. ?
4- Her sınav sonrası hatalı sorular üzerinden hakkımızı arayan avukatlar ………. ?
5- Her sınav sonrası hatalı sorular üzerinden ÖSYM ‘ye dava açılmasını tek gündem yapan dersane ve tus forum sitesi ………. ?
6- ÖSYM’ye dava için dersane ve tus forum sitesi tarafından yönlendirildiğimiz avukat……. ?
7- Biyologların TUS’a girebilmesi davasında yönlendirildiğimiz avukat…. ?
8- Biyologların TUS’a girebilmesi davasında davacıların tüm dava masraflarını karşılayacağını açıklayan ve karşılayan dersane…… ?
9- Hürriyet- Milliyet vs gazetelerine verilen ÖSYM gazete ilanlarını fonlayan dersane…….?
10- ÖSYM-YÖK yetkilileri ile yakın hemşehrililik irtibatı olan dersane sahibi……?
11- 15 dakikada bir mahkemeyi aramak için “TUS TELEFON TİMİ” kuran Tus forumu …?
12- Mahkemeye baskı için “ORGANİZE OLUP MAHKEME BAŞKANINA GİTME“etkinliği yapan Tus forumu …?
13- Bilirkişilere baskı yapmak için “BİLİRKİŞİ İLE GÖRÜŞME GURUBU” oluşturan Tus forumu…?
14- ÖSYM Hukuk Müşavirliğine baskı için” TUS ÖSYM HUKUK TİMİ” oluşturan Tus forumu…?
15- Bahse konu Tus forum sitesini yüksek rakamlarla fonlayan dersane…….?
16- ÖSYM Başkanının avukatı…..?
17- Dersane sahibinin avukatları…..?
18- ÖSYM davalarında tus forumlarından yönlendirildiğimiz avukatlar… ?
19- Tüm bu ÖSYM avukatları aynı adresteki aynı hukuk bürosunun avukatı mı…..?
20- ÖSYM Başkanının avukatı, ÖSYM davalarının avukatları yakınlığı …..?
21- Hukuk bürosunda çalışan avukatlar ile ÖSYM ve YÖK üyeleri arasında ticari ortaklık bağlantısı …. ?
22- Hukuk bürosunda çalışan avukatlar ile dersane sahipleri arasında ticari ortaklık bağlantısı ……?
23- Hukuk bürosunda çalışan avukatlar, ÖSYM ve YÖK üyeleri ve dersane sahipleri arasında ticari ortaklık bağlantısı …..?
24- Dersane sahibiyle ortaklık bağlantısı olan ÖSYM ve YÖK üyeleri…..?
25- Hukuk bürosunda çalışan avukatlar ile ÖSYM ve YÖK üyeleri arasında kankalık bağlantısı …..?
26- Hukuk bürosunda çalışan avukatların dersane ve forum yönlendirmesiyle açtığı ÖSYM davaların sonucu……..?
27- ÖSYM’nin 7 Ocak 2011 tarihli Basın Duyurusunda bahsettiği “herkesi ÖSYM karşıtı faaliyete sevk eden menfaat grupları” ile yakın irtibatlı ÖSYM-YÖK üyeleri var mıdır?
28- Herkesi ÖSYM karşıtı faaliyete sevk eden menfaat gruplarının davetine icabet eden ÖSYM-YÖK üyeleri ……?
29- ÖSYM’nin 16.09.2014 tarihli Basın Duyurusunda “bir hazırlık dersanesinin forumlardaki organizasyonundan bahsedilmekte ve başkasının yerine sınava girdiği tespit edilen malum dershane sahibi olarak tanınan kişi” diye bahsettiği organize yapı ile çok yakın irtibatlı ÖSYM-YÖK üyeleri ……?
30- ÖSYM karşıtı faaliyetleri organize eden ve başkasının yerine sınava giren dersane sahiplerinin davetine icabet eden ÖSYM-YÖK üyeleri ……. ?

netice her sınav sonrası çok beklersiniz

Alıntı:
tususev´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Çalınmış yıllar! - Yavuz Selim DEMİRAĞ
ÇALINMIŞ YILLAR! Yavuz Selim DEMİRAĞ

Elimizde düzgün çıkarılmış bilanço olmadığı için muhasebesini yapmadan kolayca harcıyoruz yılları. Umut ve güzellikler temennilerimize rağmen gelen her yıl geçen seneler gün be gün aratıyor. Gün itibarı ile geride bıraktığımız 2015'i yaşarken 2014'ü ve öncesini aradığımız gibi korkarım 2016'da da 2015'in acı dolu günlerini arayacağız. Hem de bir kaçını değil 10-15 yıl öncesine özlem duyacağımız aşikâr. Kim bilir tarihin karanlık labirentleri arasında "Yitik Yıllar" olarak arayacağımız her biri 365 gün 6 saat sürmüş 5 bin küsur gün için "hükümsüzdür" kaydının düşülmesini talep edeceğiz. Diğer taraftan "Çalınmış Yıllar" yüzünden umutlarını, istikballerini yitiren yüz binlerce gencin "ahı" yankılanacak arş-ı alaya...

Her haliyle "organize çete" olduğu kanıtlandığı halde Askeri Okullar Sınavları, KPSS, Kurmay Akademisi Sınavları, ÖYS, ALS buz dağının görünen kısmı. Bu ülkede son 13-14 yıl yapılan tüm sınavların yok hükmünde sayılarak, soruları çalanlar, dağıtanlar, hak etmediği halde bu sınavlarda en fazla puan alarak işe girenler, terfi edenler birer birer tespit edilip, kamuoyuna ilan edilmediği sürece kaybolan yılların geri getirilemeyeceği gibi vicdanlar kanamaya devam edecektir.

"Soruşturuluyormuş" gibi yapıldığına en başından beri inanmadığımı defalarca yazdım. Alın size son bomba! Kısa adı TUS olan Tıpta Uzmanlık Sınavları... Çalınan sınav sorularının peşinde olduğunu iddia eden AKP hükümeti aslında nelerin olup bittiğini bal gibi biliyor. Zira hırsızlık çetesine yıllarca göz yumdular. Ne de olsa oğulları, kızları, gelinleri, damatları, torunları o sorular yüzü suyu hürmetine iyi puan alıp sözde "torpilsiz" sözde "hak ederek" okullara, işlere, makamlara yerleştiler. Tıp camiası farklıdır. TUS'u mercek altına alanlar neredeyse 50 yıldır hangi fakültenin öğrencilerinin hangi derecelere girdiğini iyi bilir. O halde başta 2014 TUS'unu inceleyin. Son yıllardaki TUS'u mercek altına alın. Hangi üniversitelerin birden bire öne çıktığını belki anlarsınız. Bu yazdıklarımın adına "suç duyurusu" mu denir yoksa "durum tespiti" mi bilmem. Bu ülkede Zekeriya Öz ve benzeri çakmalar yerine gerçekten, Mustafa Kemal'in "Cumhuriyet Savcıları" var. Titiz bir çalışma ile bütün bu sınav hırsızlıklarının faillerini tek tek tespit ederek, yargı önüne çıkarabilecek yürekli savcılar, kaybolan yılları geri getiremeseler bile vicdanları rahatlatabilirler. 2016 yılından öncelikli beklentim bu.
http://www.yenicaggazetesi.com.tr/mo...ar-36762yy.htm

T B M M
Tutanak Hizmetleri Başkanlığı
https://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/...TutanakId=1744

YAVUZ SELİM DEMİRAĞ – Bakın, benim bu kitapta yazdığım bir fizik
profesörü; kaldı ki Amerika’da füze yakıtlarıyla ilgili bir tezi olan bir profesör
bana şunu söyledi. Bir ortamda dediler ki: “Zaman gazetesine Etyen
Mahçupyan gibi bir Ermeni Hristiyan niye yazıyor?” “Hop, o çoktan hidayete
erdi, otuz yıldır, yirmi yıldır hidayete erdi ama efendimiz ona ‘Sen uluslararası
platformda böyle kal.’ dediği için yapmıyor.” Bunu söyleyen bir profesör yani
iradesini teslim etmiş, tabiri caizse hipnoz seansına u ğramış. David
Copperfield diye bir adam var illüzyonist, aynı anda 600 kişiyi falan hipnoz
ediyor ya. Ben bu işin bilimsel olarak da peşine düşmek istiyorum. Onlar
televizyonlarıyla, iki üç tane kanalları vardı ya, yok bilmem ne yapıyorlar.
Nasıl hipnoz ediliyor? Yani profesör olmuş adam ama sonra neyi anladık:
Bunların profesörlük tezleri, doktora tezleri falan hep çalıntı çıktı, çalıntı çıktı.
Ama yine ben son on beş yılda YÖK’te ve bu akademisyenlik sınavlarının da
mercek altına alınmasını istiyorum zira bakın, TUS sınavı dediğimiz tıpta
uzmanlık sınavları vardı -burada doktor olan var; Sayın Şeker- en zor
sınavdır ve Türkiye’mizin, cumhuriyetimizin tarihinde bu sınavları birincilikle
kazanan, dereceye giren üniversiteler bellidir; Çapa’dır Cerrahpaşa’dır
Hacettepe’dir. Son yıllarına bir bakın, FET֒nün üniversitelerinden, işte o
malum üniversitelerden mezun olanlar var. Aslında o kadar geniş ki, bunları
yakalayabilmek için çok uğraşmamız lazım, çok uğraşmamız lazım.
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Alıntı:
musdr´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
ÖSYM Başkanı Ali Demir’in Çifte Standartları

Son dönemde, üzülerek belirteyim ki, Ösym başkanı prof dr ali demir in benzer olaylara tarafsız objektif yaklaşmıyor, ideolojik çerçeveden bakaraktan basın açıklamaları yapıyor gibi.
Misal,
*Fatih Altaylı’nın Habertürk gazetesindeki bir başyazısına, Takvim, Vatan, Cumhuriyet Gazetelerinde çıkan gerçek olduğu şüpheli haberlere ÖSYM anında basın açıklaması ile yanıt verdi. ösym açıklaması aşağıda
* KPDS ile alakalı bir internet sitesindeki habere anında hem de resmi açıklama dili dışına çıkarak mahalle ağzıyla ÖSYM basın açıklaması yaparak yanıt verdi. ösym açıklaması aşağıda
*TUS sınavına gelince sus-pus oluyor bir yığın iddia var doğru mu manüplasyon mu

ÖSYM nin büyük hainliği..
ÖSYM'den Bilgi Sızması- Moderatörler
FLAŞ. Türkiye'nin en ileri görüşlü doktoru
Yöneticinin imanı.. ÖSYM, Hak Arama, Organize guruplar
Drasc ÖSYM başkanına meydan okuyor
Tüm Hekimler Adına ÖSYM Başkanına
Bir ÖSYM provakatör prototipi olarak kemalkemal...
Dr Tus sitesindeki nöbetçi silgi provakatörü ve tesadüfler zinciri
Pis kokular gelen tuvalet dosyası ve tesadüfler zinciri
Dr TUS ta nöbetçi kaloriferci ve tesadüfler zinciri-3
Dr Tus sitesindeki Erikli su provakatörü ve tesadüfler zinciri-2
ÖSYM Başkanına sesleniyorum, plansız hareket ediyorsun

Yancaksın Ali Demir- Mustafa'nın Canbaza bak oyunu
Konuyla ilgili vatandaşın iyiniyetini anlamayan gerikafalılar
Olmazboletus örneği
Ateşli meslektaş
Silgin Silmiyor İşte ÖSYM!!!
Atma Recep...

TUS provakatörü şimdi ne iş yapıyor? Magazin



Bu konuda bilgi kirliliğini önlemek için araştırma yapıp doğruyu kamuoyuna sunmanız gerekmezmi..

Arkadaşlarımızın mağduriyeti konusunda bir açıklama yapınız. bunca emeklerine yazık değil mi?

Misal, bu arkadaşların sınav kağıdıyla neden oynadınız. 25 neti eksik geldi. yazık değil mi.






hain ösym kağıda müdahale etmiş



saadetdr ye 4 tane yanlış eklemiş hain ösym



hain ösym tucker in boşlarını doldurmuş



hain ösym bazılarına 20 net düşük bazılarına 15 net fazla vermiş



kemalkemalin 10 net ieksik geldi bir arkadaşının 15 neti eksik



































Neden buz gibi salonlarda sınava soktunuz hani her aday eşit şartlarda yarışacaktı













Sizden bu konuda açıklama bekliyoruz neden bu kişilerin sınav kağıdına müdahale ettiniz. ÖSYM ye yakışıyor mu?

ÖSYM, adayın dil puanının silinmiş olduğu iddiasını belgelerle yalanladı



BASIN AÇIKLAMASI
(29 Kasım 2011)
İnternet’te bazı forum sayfalarında ve belli bir kesim tarafından kamu kuruluşlarına ve yetkililerine gönderilen elektronik iletilerde 2011-KPDS Sonbahar Dönemi İngilizce Sınavı sorularının bazılarının yanlış olduğu ve soruların iptal edilmesi gerektiği iddia edilmektedir. Belli bir grup tarafından özellikle yapılan bu yönlendirmeler üzerine aşağıdaki açıklamanın yapılması gereği duyulmuştur:
Söz konusu sınavda 37., 52., 64., 68., ve 71. soruların hatalı olduğu, soruların iptal edilmesi ya da doğru cevap seçeneğinin değiştirilmesi gerektiği savı basına ve kamuoyuna pompalanmaya çalışılmaktadır. Ancak soruların hatalı olduğuna dair iddia ortaya koyanlar, kamu kuruluşlarına mail atanlar sınava girmiş adaylar bile değildir.
Diğer sorular yanında 37., 52., 64., 68., ve 71. sorular tekrar alanda uzman bilimsel bir heyet tarafından incelenmiş, sorularda herhangi bir hata bulunamamıştır. Adayların bu türden asılsız iddialara itibar etmemesini önemle rica ederiz.
Kamuoyuna ve basına saygıyla duyurulur.


ÖSYM BAŞKANLIĞI



BASIN AÇIKLAMASI
(28 Kasım 2011)

23 Ağustos 2011 tarihli Vatan Gazetesi’nde, bir adayın 473 olan dil puanı ile tercihlerini yaptığı, ancak hiçbir tercihine yerleşemediği, ilgili adayın dil puanının ÖSYM tarfından silindiği iddia edilmekteydi.
O tarihte yaptığımız basın açıklamasında söz konusu adayın YABANCI DİL SINAVINA GİRME TALEBİNDE BİLE BULUNMADIĞI dolayısıyla gimediği bir sınavın puanının olmasının da mümkün olamayacağı belirtilmişti.
Yaptığımız basın açıklamasında adaya ilişkin sınav başvuru ve sonuç bilgileri belgeleriyle birlikte sunulmuş adayın basınla paylaştığı belgenin orijinal olmadığı ifade edilmişti.
ÖSYM tarafından ceşitli tarihlerde yapılan basın açıklamalarında bundan sonra yapılan yalan haberler karşısında ÖSYM Başkanlığının hakkını hukuki zeminde arayacağı belirtilmiştir. Aşağıdaki linkte Vatan Gazetesinin söz konusu haberle ilgili 27 Kasım 2011 günü yayınladığı tekzip metnini okuyabilirsiniz.
Tekzip ettiğimiz haber o tarihlerde çeşitli gazete ve internet sitelerine de konu olduğu ve alıntılandığı için bu açıklama basının ve kamuoyunun bilgisine sunulur.


ÖSYM BAŞKANLIĞI





BASIN AÇIKLAMASI

(16 Kasım 2011)

10.08.2011 tarihinde Hürriyet Gazetesi’nde, “Sınav Biter Skandal Bitmez” başlığı ile direkt kurumumuzu suçlayan bir habere yer verilmiş, haberde LYS’ye giren 4 adayın Tercih Formlarında değişiklik yapıldığı ve adayların bu nedenle ÖSYM hakkında suç duyurusunda bulunduğu iddia edilmişti.
ÖSYM tarafından o gün yayımlanan BASIN AÇIKLAMASI’nda bundan sonra yapılan yalan haberler karşısında kayıtsız kalınmayacağı, ÖSYM Başkanlığının hakkını hukuki zeminde arayacağı belirtilmişti.
Aşağıdaki linkte Hürriyet gazetesinin söz konusu haberle ilgili bugün yayınladığı tekzip metni basının ve kamuoyunun bilgisine sunulur.


ÖSYM BAŞKANLIĞI





BASIN AÇIKLAMASI

(10 Kasım 2011)

Habertürk Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı bugünkü köşe yazısında kurumumuzu hedef alan bir yazıya yer vermiştir. İlgili yazıda Altaylı, ÖSYM’yi bir üniversitenin olmayan bir bölümüne öğrenci almakla suçlamış, pek çok öğrencinin aslında ‘olmayan’ bir bölümü kazandığını savunmuştur.
Ancak Fatih Altaylı’nın yazısına konu ettiği haberle ilgili olarak 19.10.2011 tarihinde web sayfamızda bir basın açıklamasına yer verilmiş, o tarihte Cumhuriyet Gazetesi’ndeyer alan ve çeşitli internet sitelerinin de alıntı yaptığı haberin gerçeği yansıtmadığı izah edilmiştir.
Haberde, ÖSYM’nin Ek Yerleştirme Kılavuzu'na Ankara Üniversitesi'ndeki "Tıbbi Görüntüleme Sistemleri Teknolojileri" bölümünün adını "Tıbbi Görüntüleme Teknikleri" olarak yanlış yazdığı söylenmekte, hatanın, radyoloji teknisyeni olmayı hayal eden öğrencileri mağdur ettiği iddia edilmekteydi.
Ancak Kurumumuz kılavuzu hazırlarken Yüksek Öğretim Kurulu’nun (YÖK) daha önce tarafımıza bildirdiği ‘Meslek Yüksek Okulu Yeni Program Adları’na göre hareket etmiştir. Söz konusu belgede Tıbbi Hizmetler ve Teknikler alanında ilgili bölüm Tıbbi Görüntüleme Teknikleri olarak yer almaktadır. Ayrıca, 26 Eylül 2011 tarihinde web sayfamızdan yayınladığımız 2011-ÖSYS Ek Yerleştirme: Başvurularmetninde şu ifadeler yer almıştır:
‘Kılavuz ön bilgi amacıyla yayımlanacaktır. Tercih işlemlerinin başlayacağı 3 Ekim 2011 tarihine kadar zorunlu hallerde Kılavuzda değişiklik yapılabilecektir’ Üniversitelerin, adayların ve kamuoyunun bilgisine 29 Eylül’de açılan kılavuzla ilgili 3 Ekim 2011’e kadar ilgili üniversiteden bölüm adının hatalı olduğuna dair herhangi bir geri dönüş olmamıştır. Dolayısıyla ÖSYM’nin konuyla ilgili herhangi bir hatası söz konusu değildir. Bununla birlikte her hatayı ÖSYM’ye mal etme girişimini ve anlayışını da şiddetle kınıyoruz.
Basının ve kamuoyunun bilgisine sunulur.



ÖSYM BAŞKANLIĞI





BASIN AÇIKLAMASI

(27 Ekim 2011)
Cumhuriyet Gazetesi’nde ‘Ortaokuldan terkti, ÖSYM Üniversiteli yaptı’ başlığı ile yer alan haberle ilgili olarak aşağıdaki açıklama yapılmıştır;
Haberde ÖSYM’nin, ortaokuldan sonra okumayan Erdem Adıgözel adlı bir vatandaşa tebligat gönderdiği, tebligatla adayı 17-27 Ekim tarihleri arasında Anadolu Üniversitesi’ne kayıt yaptırmaya çağırdığı iddia edilmekte, hatta ÖSYM’nin adı geçen şahsı ‘Öncelikle sizi kutlar, başarınızın devamını dileriz’ şeklinde bir metinle tebrik ettiği söylenmektedir.
Ancak bu haber yalan ve iftiradan öte hiçbir anlam taşımamaktadır. ÖSYM’nin ortaokuldan terk bir adaya üniversite kayıtları için gönderdiği herhangi bir evrak kesinlikle söz konusu değildir. Bunun da ötesinde aday 2011 YGS’ye girmiştir ve Zonguldak İmam Hatip Lisesi mezunudur. Aday Diploma Tarihi 02.07.2011, Diploma Numarası ise 2830’dur.
Haberle ilgili hukuki süreç tarafımızdan başlatılmış olup, iddia sahiplerini iddialarını ispatlamaya davet ediyoruz.
Kamuoyunun ve basının bilgisine sunulur.


ÖSYM BAŞKANLIĞI





BASIN AÇIKLAMASI


(19 Ekim 2011)


Cumhuriyet Gazetesi’nde ‘Skandalın Adı ÖSYM’ başlığı ile yer alan ve çeşitli internet sitelerinin de alıntı yaptığı haberle ilgili olarak aşağıdaki açıklama yapılmıştır;

Haberde, ÖSYM’nin Ek Yerleştirme Kılavuzu'na Ankara Üniversitesi'ndeki "Tıbbi Görüntüleme Sistemleri Teknolojileri" bölümünün adını "Tıbbi Görüntüleme Teknikleri" olarak yanlış yazdığı söylenmekte, hatanın, radyoloji teknisyeni olmayı hayal eden öğrencileri mağdur ettiği iddia edilmektedir.

Ancak Kurumumuz Yüksek Öğretim Kurulu’nun (YÖK) daha önce tarafımıza bildirdiği ‘Meslek Yüksek Okulu Yeni Program Adları’na göre hareket etmiştir. Söz konusu belgede Tıbbi Hizmetler ve Teknikler alanında ilgili bölüm Tıbbi Görüntüleme Teknikleri olarak yer almaktadır.

Ayrıca, 26 Eylül 2011 tarihinde internet sayfamızdan yayınladığımız 2011-ÖSYS Ek Yerleştirme: Başvurular metninde şu ifadeler yer almıştır:‘Kılavuz ön bilgi amacıyla yayımlanacaktır. Tercih işlemlerinin başlayacağı 3 Ekim 2011 tarihine kadar zorunlu hallerde Kılavuzda değişiklik yapılabilecektir’.Üniversitelerin, adayların ve kamuoyunun bilgisine açılan kılavuzla ilgili o tarihten 3 Ekim 2011’e kadar haberde adı geçen üniversiteden bölüm adının hatalı olduğuna dair ne bir bilgi gelmiş ne de daha sonra tarafımızdan konuyla ilgili randevu talebinde bulunulmuştur.

Dolayısıyla ÖSYM’nin konuyla ilgili herhangi bir hatası söz konusu değildir.

Bununla birlikte her hatayı ÖSYM’ye mal etme girişimini de şiddetle kınıyoruz.

Basının ve kamuoyunun bilgisine sunulur.



ÖSYM BAŞKANLIĞI





BASIN AÇIKLAMASI



(18 Ekim 2011)


Takvim Gazetesi’nin ‘İcralık Sınav’ başlığı ile kamuoyuna duyurduğu haberle ilgili olarak aşağıdaki açıklama yapılmıştır:

Haberde, ‘Adalet Bakanlığı’nın açıkta bulunan 300 İcra Müdürü ile Müdür Yardımcılığı için 1 Ekim'de yurt genelinde bir sınav yaptığı, ÖSYM tarafından düzenlenen sınavda sonuçların açıklanmasıyla birlikte sınava giren yüzlerce adayın hayallerinin suya düştüğü, sınava katılan 2 bin 671 aday arasından bin 814'ünün sonuçlara itiraz ettiği’ ifade edilmektedir.

Ancak söz konusu sınava bugüne kadar itiraz eden aday sayısı haberde belirtildiği gibi 1814 değil sadece ve sadece 4’tür. Başkanlığımızdan teyit alınmaksızın, kulaktan dolma bilgilere dayanarak yapılan bu haber sınava giren adayları gereksiz yere huzursuz kılmış, kurumumuzu haksız yere yıpratmıştır.

Haberle ilgili yasal hakkımızı saklı tuttuğumuzu belirtir, yukarıdaki bilgiyi sınava giren adayların ve basın yayın kuruluşlarının bilgisine sunarız.



ÖSYM BAŞKANLIĞI





BASIN AÇIKLAMASI


(29 Eylül 2011)


Bazı internet sitelerinde ve basında 'ÖSYM'nin hatası bir yılına mal oldu' başlığıyla çeşitli haberler yapıldığı görülmüştür. Haberlerde, bir adayın sonuç belgesinde yanlış kayıt tarihi yazıldığı için kazandığı halde Anadolu Üniversitesi, Açıköğretim Fakültesi'ne kayıt yaptıramadığı iddia edilmektedir.

Ancak, kayıt tarihlerini ÖSYM kendisi belirlememekte, üniversitelerin doğrudan ÖSYM'nin sistemine girdiği tarihler sonuç belgesine basılmaktadır. Dolayısıyla haberlerde iddia edildiği gibi kurumumuzun bir hatası söz konusu değildir.
Ayrıca, Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültelerine yerleşen ve kayıt yaptıramayan adayların kayıtlarını 17-27 Ekim 2011 tarihleri arasında yapma kararı almıştır. İlgili öğrencilere konuyla ilgili açıklamayı Açık Öğretim Fakültesi yapacaktır.

Kamuoyu ve basına duyurulur.



ÖSYM BAŞKANLIĞI





BASIN AÇIKLAMASI


(13.09.2011)


Basında İhlas Haber Ajansı kaynaklı olarak yer alan ‘Sınav Mağduru: ÖSYM, kural hatası yaptı’ başlıklı haberde, Gaziantep MYO Elektronik Teknolojisi (İÖ) bölümünden mezun olarak 2011-DGS’ye başvuran bir adayın Ön Lisans Başarı Puanı (ÖBP) hesabında hata yapıldığı, bu nedenle adayın istediği bölüme yerleşemediği iddia edilmektedir.
Söz konusu adayın mezun olduğu, Gaziantep MYO Elektronik Teknolojisi (İÖ) bölümünden 2011 yılında 5 öğrenci mezun olmuştur. 2011-DGS’ye başvuran bu 5 öğrencinin akademik ortalamalarının standart sapmaları beklenen değerin altında kalmıştır. Bu nedenle, Önlisans Başarı Puanı Hesaplama Kuralı gereği, bu adaylara ÖBP olarak 50 puan verilmiştir.
Bu kural, tüm DGS’lerde, Türkiye’deki tüm programlar için uygulanmaktadır.
Bir kez daha hatırlatmakta fayda vardır ki, ÖSYM’nin Türkiye’deki tüm adaylara uyguladığı Önlisans Başarı Puanı Hesaplama Kuralları gereği, son sınıf öğrencilerinin ÖBP’lerinin belirlenmesinde, mezun oldukları okuldaki diğer son sınıf öğrencilerin notları belirleyicidir.
Yapılan inceleme sonucunda, ÖSYM’nin bu konuda herhangi bir hatasının bulunmadığı tespit edilmiştir.
Kamuoyunun bilgisine saygıyla sunulur.


ÖSYM BAŞKANLIĞI



T.C


ÖLÇME SEÇME ve YERLEŞTİRME MERKEZİ



BASIN AÇIKLAMASI


(09.09.2011)

Hürriyet Gazetesi’nin internet sitesinde ‘ÖSYM’den bir skandal daha’ başlığı ile yer alan haberle ilgili olarak aşağıdaki açıklama yapılmıştır:
Haberde, Erzurum’daki bir liseden bu yıl mezun olan ve YGS’ye giren 19 yaşındaki bir adayın istediği okula kayıt yaptıramadığı iddia edilmekte, hatta ÖSYM’nin, adayın mezun olduğu lisenin gönderdiği orta öğretim başarı puanını eklemeyi unuttuğu için bu durumun yaşandığı söylenmektedir.
Başkanlığımız tarafından konuyla ilgili yapılan incelemede şu hususlar tespit edilmiştir;
1- Söz konusu aday, 2011-ÖSYS’ye başvurusunda öğrenim durumunu ‘Bir Ortaöğretim Kurumunun Son Sınıfında Beklemeliyim- Okul Kodu 251086 – Erzurum 3 Temmuz Lisesi’ olarak belirtmiştir.

2- Erzurum 3 Temmuz Lisesi adayın kendi öğrencisi olmadığını kodlayarak diploma notunu girmemiştir. Bu durumda olanlara en düşük Orta Öğretim Başarı Puanı verilmektedir.
Son sınıfta okumakta olan adayların diploma notları/puanları öğrenim gördükleri okullar tarafından verilmektedir. Adayların ve mezun oldukları okulların verdikleri bilgilerin sorumluluğu kendilerine ait olup ÖSYM’nin bu konuda herhangi bir hatası söz konusu değildir.
Kamuoyunun bilgisine saygıyla sunulur.


ÖSYM BAŞKANLIĞI


Alıntı:
Kayıtsız Üye´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Kirli ilişkiler dörtgeni: ÖSYM, YÖK, Tusdata, sami selçukbiricik

daha iyi olmaz mıydı?
Alıntı:
yalıngerçekler´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster










sıraya dizin
2007 yılı 29 ocak ösym den istihbarat alıyoruz
2008 yılı 13 ağustos ösym den istihbarat alıyoruz
2010 yılı 10 eylül ösym den istihbarat alıyoruz
2010 yılı 28 Eylül ösym den maddi gücümüz nedeniyle iletişime geçip istihbarat alıyoruz


Cemaat yapılarının geldiği nokta
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Alt 08-28-2019, 18:00   #1143
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

GündemNihat Genç, Soner Yalçın’ı böyle hoplattı! “Odatv satıldı”

Spekülatif haberlerle solak-kemalist camianın tetikçiliğini yapan Soner Yalçın’ın sahibi olduğu karanlık odatv ile geçtiğimiz ay yollarını ayıran gazeteci Nihat Genç, bugünkü yazısında “Oda tv satıldı mı?” sorusuna cevap verdi. Genç, PKK çizgisinde yayın politikası benimsemekle suçladığı karanlık oda'nın ruhunun satıldığını belirtti.

2019-08-28 15:12:00

*****-*****

*****yeniakit.com.tr*****

Solak-kemalist camianın özellikle Müslümanlara saldırı üssü olarak kullandığı yalan ve spekülatif haberleriyle ünlü*****Odatv’nin gerçek yüzünü içeriden biri olan gazeteci*****Nihat Genç*****ifşa etti.

Geçtiğimiz aylarda*****"Canan Kaftancıoğlu’nu öven insanların bulunduğu bir yerde bulunmam mümkün değildir"*****diyerek karanlık Odatv'den ayrıldığını açıklayan Nihat Genç, karanlık sitenin gerçek yüzünü ortaya çıkartan açıklamalarda bulunmaya devam ediyor.

Odatv’den ayrıldıktan sonra yazıları 'veryansıntv.com' adlı sitede yayınlanmaya başlayan Genç, odatv’den neden ayrıldığı ve karanlık sitenin Ekrem İmamoğlu ile birlikte geçirdiği değişimle ilgili*****“Yanıtlıyorum! Odatv satıldı mı?”*****başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Solak medyayı yerden yere vurdu: "Teslim oldunuz!"

31 Mart yerel seçimi döneminde Odatv ve diğer solak medyanın aynı telden çalarak Ekrem İmamoğlu ile ilgili haberler yaptığını söyleyen Genç, şunları yazdı;

“Seçim startıyla birlikte ODA TV’ye ‘tekinsiz’ yüzlerce İmamoğlu haberi akmaya başladı? Editör kadrosuna güvenim sonsuz, her defasında haberlerin doğruluk değerlerini test edip tarafsızlıklarını korumuşlardır, hayranım arkadaşlarıma. Ancak İmamoğlu yolda yürüdü, İmamoğlu, pencereden baktı, gibi, İmamoğlu’nun her hareketinin ‘haber’ yapılmaya başlanmasıyla ODATV’de yazıp çizenlerin içine büyük bir ağrı girdi.

Cumhuriyetçi muhaliflerin böyle bir ağrısı yoktu, şen şakrak dalgamızı geçerek muhalif yazılarımızı yazıyorduk, bu ağrı, seçim startıyla ‘icat’ olundu. Sözcü, Halk TV, Cumhuriyet ve ODA TV aynı telden İmamoğlu haberlerini şartsız koşulsuz denetimsiz ve sanki ‘teslim olunmuş’ gibi vermeye başladı.”

"Odatv ruhen satıldı"

“İmamoğlu haberleriyle ODA TV arasında neler döndü, bilemiyorum, ama çok tuhaf şeyler olduğunu kestirebiliyorum”*****diyen Genç, Odatv’nin gerçek anlamda satılıp satılmadığını bilmediğini söyledi ancak şu notu da ekledi;*****“Şu kesin bilgi: ODA TV ruhen satıldı.”

İşte Genç’in bugünkü yazısından o bölüm;

"Dünya yıkılsa on yıl boyunca Türk Tarihinin en karanlık işgal günlerinde ODA TV’de birlikte aynı cephede kahramanca kavga verdiğimiz Barışlar’ı Fethi’yi Sami’leri, nicesini unutmam mümkün değil. Üstelik en zor en imkânsız günlerde saldırıları bu dünya güzeli arkadaşlarımla hulohup (belde çevrilen çember) çevirir gibi bir neşeyle savuşturuyorduk. Ayakta kalan ve hatta alayına meydan okuyan tek basın organı olarak tarihe geçtik; bunlar mezarımıza kadar onurla taşıyacağımız mutlu günlerdi.

Sonra, belediye seçimi öncesi, bir ağrı girdi içimize, bir böbrek sancısı, bir diş ağrısından beter. Tabiatın ortasında kıvranan ilk insan gibi kalakaldım, derdimi ‘ağrımı’ kimseye anlatamıyorum, inilti, bağırtı, içimize bir ‘canavar mı’ girdi.

Ağrı, bedenin beyne yolladığı yolunda gitmeyen bir şey var, sinyalidir. Her insanın ağrısı kendine, her insan ağrıyı kendince tanımlar. Benimki feryat figan, çığlık çığlığa, veryansın: Veryansın TV böyle doğdu.

SEÇİM BAŞLAR BAŞLAMAZ NE OLDU?

Seçim startıyla birlikte ODA TV’ye ‘tekinsiz’ yüzlerce İmamoğlu haberi akmaya başladı? Editör kadrosuna güvenim sonsuz, her defasında haberlerin doğruluk değerlerini test edip tarafsızlıklarını korumuşlardır, hayranım arkadaşlarıma. Ancak İmamoğlu yolda yürüdü, İmamoğlu, pencereden baktı, gibi, İmamoğlu’nun her hareketinin ‘haber’ yapılmaya başlanmasıyla ODATV’de yazıp çizenlerin içine büyük bir ağrı girdi.

Cumhuriyetçi muhaliflerin böyle bir ağrısı yoktu, şen şakrak dalgamızı geçerek muhalif yazılarımızı yazıyorduk, bu ağrı, seçim startıyla ‘icat’ olundu. Sözcü, Halk TV, Cumhuriyet ve ODA TV aynı telden İmamoğlu haberlerini şartsız koşulsuz denetimsiz ve sanki ‘teslim olunmuş’ gibi vermeye başladı.

On yıl gibi süre ODA TV’de yazıp çizen Nihat Genç için bu ‘ağrı’ sadece ‘beyinde’ değil aynı zamanda bir ‘kalp’ ağrısıydı. Sevip okşayıp yere göre koyamadığımız ODA TV, bir yerlere mi (daha ağırını yazmaya dilim varmıyor) teslim olmuştu.

KİM BU MURAT ONGUN?

Bu olayı çözmek için zihnim şöyle bir muhakeme yürüttü, çok uzun zaman önce işsiz kalan ve aynı zamanda ODA TV’de de yazıları çıkan Murat Ongun, İmamoğlu’nun Beylikdüzü günlerinde danışmanı olmuştu. Murat Ongun ‘bizimkilerin’ dostu ve arkadaşıydı ve İmamoğlu’nun basın danışmanıydı.

İmamoğlu haberlerinin merkezi olsa olsa Murat Ongun olmalı, yani, İmamoğlu haberlerinin elekten ve testten ve eleştiriden ve editöryodan geçirilmeden ODA TV’ye saat başı dakika başı girmesine sebep başka ne olmalı, aklım almıyor.

Canınızın yanması çok şeyi kilitler, ünlü nörologlar, ağrı, düşüncenin kaynağını tıkar, der, ve ekler, ağrı aynı zamanda mutluluğun sıradan dalgalanmalarını yok eder, düşünce kaynağım tıkandı ve neşem gitti, uzunca süre yazamadım.

İmamoğlu haberleriyle ODA TV arasında neler döndü, bilemiyorum, ama çok tuhaf şeyler olduğunu kestirebiliyorum, ki, çok geçmeden bugünlerde ODA TV, İmamoğlu gibi ‘gaz’ kaçırmaya gözden güçten düşmeye başladı.

Ve ODA TV’ye on yıllarca karşılıksız destek veren yazarçizer kadrosu ODA TV’nin çok bozulduğunu içten içe huzursuzlukla utana sıkıla konuşmaya başladı.

Bu ağrı, masum bir ağrı değil, cumhuriyetçi muhalifleri ortadan ikiye bölen ve bir tarafını siyasi olarak ‘açılımcı’ çizgiye sokan büyük bir yarılma ve çok derin bir ağrı, sözde Kemalistleri gardıropçuları Atatürk posterciliği yapan siyasilerin maskesini düşüren bir ağrı.

ODATV BÖYLE BİR HABERİ NEDEN YAPTI?

Mesela, geçen hafta, ODA TV’de ODA TV’nin yön ve yörüngesinin tayininde kıstas olabilecek çok ağrılı bir haber gördük, Diyarbakırlı bir anne, Diyarbakır HDP binası önünde PKK’ya ‘oğlumu geri verin’ diye kendi başına bir eylem yapıyor.

ODA TV, devreye girdi ve PKK’ya yakın bir haber ajansına dayanarak acılı kadının eylemini manipüle eden bir haber yaptı. ODA TV, PKK’ya yakın kaynağa dayanarak, dedi ki, dağa kaçırıldığı söylenen çocuğu ailesi evlendirmek istiyormuş, evlenmemek için kaçtı.

Oysa bildiğimiz ODA TV, PKK’ya yakın kaynağa değil bilakis acılı anneye dayanarak haber yapabilmeliydi.

Yetmedi, Kaftancıoğlu’na güzelleme haberleri? Felaketimiz olan şey işin en acı tarafı ODA TV yaptığı bu manipüle haberlerin bilincinde olması.

Selam sabah yanıma yaklaşan dünkü gün birlikte çalıştığımız ne kadar arkadaş varsa artık çekinmeden yüzüme karşı ‘Nihat, ODA TV’ satıldı mı, demeye başladı, bu utanç duyulacak soru karşısında, verebildiğim cevap:

‘Hayır, bilmiyorum, editör kadrosuna toz kondurmam laf ettirmem, ancak şu kesin bilgi: ODA TV ruhen satıldı’.

ODATV’NİN İTTİFAKLARI

Bu kadar abartılı İmamoğlu haberi ve Sözcü, Cumhuriyet ve Halk TV ve yazarlarının bu kadar aleni ‘açılımcı’ beyanlarına ODA TV’nin sessiz kalması, görmezden gelmesi, şunu rahatlıkla gösteriyor:

ODA TV, yeni CHP, Cumhuriyet, Sözcü ve Halk TV’yle birlikte yeni bir YOL’A GİRMİŞLER.

Şimdiden söyleyeyim, çok ‘ağrılı’ bir yol’dur bu, bunca emeği bunca coşku ve heyecanı ve bunca birikimi kirletip tarihten silen doktoru tedavisi olmayan şifa diye üfürükçü hocalara İmamoğulların kapısına giderek ilacı bulunamayacak bir ‘ağrı’.

Ve zihnimizdeki ODA TV resmi birden bulandı, yıllar yılı çocuk gibi bir neşeyle dönüp dönüp bir daha baktığım ODA TV’de ne değişti ki, artık gözüme, sıska sakallı dişsiz duygusuz Yahudi tüccar Soloman karikatürleri gibi görünmeye başladı.

Oysa zulüm ve eziyet içinde yıllar yılı ODA TV çalışan ve yazarlarıyla altın gibi parlayan bir Cumhuriyet heykeli gibiydi. Bir seçim süreci bir derin sancı yüzlerce fütursuz İmamoğlu haberi ve manipülatip açılımcı körlüklerle, birden resim değişti, pırıl pırıl şekli imgesi ruhu bedeni ‘acılar’ içinde kıvranmaya başladı.

Artık ODA TV’nin ruhu tutsak!

Kafamızdaki ağır muhalif yük’ü neden ve ne uğruna kaldıramadı?

Boşlukta kalan çok derin çok soru var.

Ancak ağrı çeken insanlar, insanlar, ağrıyı hissettiklerinde veryansın eder.

Sevgili okuyucu, kendine muhalif diyen medyayı iyice analiz edin, numaradan ayılıp bayılanların ‘feryadı’nı kimse ciddiye almaz, “numara yapıyor puşt”, derler.

Numaradan sözüm ona ağrıyla ‘algı’ yaratabilirsiniz ama yalandan ağrıyı, ağıtlara, feryatlara, türkülere, şiirlere, sert metinlere sokamazsınız.

Ağrı düşüncenin kilit taşıdır.

Ağrısı acısı gerçek insanlar feryat figan veryansın eder ve derdin dermanın peşine düşer.

Ya da eline keskin bir bıçak alır ve ağrı çeken organın yarasını dağlayarak kesmek ister, yukarıdaki satırlarıyla Nihat Genç’in yaptığı gibi.

Sahiden ağrısı olan kardeşlerim, sahiden ülke ve toprak bütünlüğü ve hukuk derdi olan kardeşlerim, ağrımız dünden daha derin ve büyüktür.

Üstelik yalandan numaradan ağrısı olanlara toplum ‘deli’ der ‘artiz’ der ‘üçkağıtçı’ der ‘hesapçı’ der, bu ‘der’lerden kurtulamazsınız."

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

GÖNDER

Yorumlarınız incelendikten sonra*****yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Alt 09-06-2019, 07:08   #1144
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

DUYURULAR

ADAM (ALİ ÖZKAYA) AFYON’DA PARALEL HÜKÜMET KURDUAna Sayfa*****-*****SİYASET

SİYASET

ADAM (ALİ ÖZKAYA) AFYON’DA PARALEL HÜKÜMET KURDUyahm*****24.04.2019 01:11:001471*****0

Afyonkarahisar Basın Camiasında Ak Parti’ye yakınlığı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a bağlılığı ile tanınan Kanal3 televizyonu eski yöneticisi Sadettin Ulusoy’un sosyal medya yaptığı açıklamasında isim vermeden “Adam afyonda paralel hükümet kurdu, Medyada "emriniz nedir" diyen adamları var, FET֒cüleri bile emrine aldı” paylaşımındaki kişinin milletvekili Ali Özkaya olduğu yine karşılıklı yorumlardan belli oldu.“

ADAM (ALİ ÖZKAYA) AFYON’DA PARALEL HÜKÜMET KURDU

Afyonkarahisar Basın Camiasında Ak Parti’ye yakınlığı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a bağlılığı ile tanınan Kanal3 televizyonu eski yöneticisi Sadettin Ulusoy’un sosyal medya yaptığı açıklamasında isim vermeden “Adam afyonda paralel hükümet kurdu, Medyada "emriniz nedir" diyen adamları var, FET֒cüleri bile emrine aldı” paylaşımındaki kişinin milletvekili Ali Özkaya olduğu yine karşılıklı yorumlardan belli oldu.“



MEDYADA ADAMLARI VAR*****
FETÖCÜLERİ EMRİNE ALDI

Afyonkarahisar Basın Camiasında Ak Parti’ye yakın mesajları ile tanınan Kanal3 televizyonu eski yöneticisi Sadettin Ulusoy sosyal medya yaptığı açıklamasında isim vermeden milletvekili Ali Özkaya ile ilgili olarak şunları söyledi: Adam Afyon’da paralel hükümet kurdu: Vatandaşa hizmet yerine sadece onun emirlerini yerine getiren bürokrat kadrosu kurdu. İl genel meclisinde emirlerine amade üyeler seçtirdi. Yalınayaklarından istihbarat örgütü kurdu. Birçok belediye meclisine adamlarını soktu. Genel merkezde cemaatten arkadaşları onun dediklerini yapıyor. Gücünün yettiği belediye başkanlarına personel listelerini veriyor "bunlar işe alınacak" diye. Medyada "emriniz nedir" diyen adamları var. Fetöcüleri bile emrine aldı... Sadece çıkıp "Ben Afyonun başbakanıyım" demediği kaldı...


YORUMLARDAN ALİ ÖZKAYA İSMİ ÇIKIYOR

Gazeteci Sadettin Ulusoy’un paylaşımına yorum yazan Gazeteci Mustafa Dağhan’ın paylaşımda isim verilmeyen FET֒cülerle işbirliğine giren, Genel merkezde cemaatten arkadaşları olduğu iddia edilen kişinin milletvekili ali Özkaya olduğu ortaya çıkıyor.*****
Dağhan-Ulusoy yorumlaşmaları şöyle:*****
MUSTAFA DAĞHAN :*****
Sadettin abi, senin bahsettiğin ismi biz biliyoruz ve seni bu konuda kimlerin dolduruşa getirdiğini de biliyoruz. Sana her platformda vurduğun adam sayesinde TOKİ'den evsahibi olduğunu hatırlatırım. Yapılan iyiliğin karşılığı bu olmamalı... Öte yandan ben Milletvekili olsam daha sağlıklı hizmet verebilmek adına bana yakın isimlerle çalışırım. Bu çok normal birşey.
SAADETTİN ULUSOY
Mustafa Dağhan tokiden ev aldıysam kendim ödüyorum. Tokiyi hediye etmiş gibi davranamazsın. Kaldı ki müsaade ette o kadar hizmet etsin. Başka ne var yaptıģı. Benim dolduruşa gelme zamanım çoktan geçti. Tabi gazeteci olarak neler olup bittiğinden haberin yok. Veya görsen de görmemezlikten geliyorsun. Ben Reise üzülüyorum o gece gündüz vatan için çalışırken altlarda neler oluyor neler


ULUSOY İDDİALARINA AÇIKLIK KAZANDIRMALI...
ÖZKAYA’NIN SAHİPLENDİĞİ CEMAATÇİLER KİM?

Ak Parti’ye yakınlığı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hayranlığı ile bilinen Gazeteci Sadettin Ulusoy’un bu paylaşımından sonra vatandaşlar arasında, basın camiasında ve yorumcular arasında yine sadettin Ulusoy’un iddialarına açıklık kazandırması ve açıklama yapması ile şu sorular sorulmaya başlandı:*****
1- Ali Özkaya’nın emrine giren FET֒cüler kimlerdir?*****
2- Vatandaşa hizmet yerine sadece Ali Özkaya’nın emirlerini yerine getiren bürokrat kadrosu kimlerden oluşuyor, bu bürokratlar kimlerdir?*****
3- Birçok belediye meclisinde adamları var denilen belediye meclisi üyeleri kimlerdir, bunlardan hangileri FET֒cüdür?*****
4- Medyada emriniz var mı diyen adamları kimlerdir, bunlar arasındaki FET֒cüler kimlerdir?*****
5- Genel Merkezdeki cemaatten arkadaşları denilen kişiler kimlerdir?

http://www.yorumafyon.com/haber/34/a...u-h_88900.html
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Alt 09-06-2019, 17:28   #1145
JasonLig
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart Porn XXX



O ağlak, sümüklü binbaşının neler yaptığını bilir misin Ahmet Nesin

Ali Türkşen yazdı...05.09.2019

Tanımadığım biri hakkında bilgi sahibi olmak istediğimde hemen Ekşi Sözlük’ü açıyorum. Birkaç entry sonra kimin kim olduğu çıkıyor ortaya. Ahmet Nesin birkaç zamandır kafayı taktı bana. O da mı yoksa ağlak, sümüklü “FETÖcü sevici”lerden?*****“Kim ola ki bu?”*****diye girdim Ekşi Sözlük’e, 2008 yılında girilen ikinci entry’de şöyle yazıyor:*****“Aziz Nesin’in anılarında ve mektuplarında sık sık adı, ‘Ne olacak bu Ahmet, durumu beni çok üzüyor,’ şeklinde geçer.”*****Yazanın yalancısıyım diyeceğim ama 2008’den bu yana Ahmet’in hali hala çok vahim. Belli ki doğru bir tespit.

Girişi neden Ahmet Nesin ile yaptım anlatayım. 2007 yılında başlayan Ergenekon kumpasından, 15 Temmuz 2016 tarihine kadar, yanımızda yöremizde hayalet olarak dolaşan*****“FETÖcü”lerle mücadelemiz yetmezmiş gibi şimdi bir de sonradan*****“FETÖcü sevici”*****olanlar çıktı başımıza.*****Bu iki türü tanımlamadan yazının anlam bütünlüğü kaybolacağından önce tanımlardan başlayalım.

NE OLDUYSA “AZ KALDI, GELİYORUZ” DİYORLAR

“FETÖcü”*****nedir, onu biliyoruz artık. Yıllarca devletin kılcal damarlarında sinsice barınan, yetim hakkı yiyen, devletten maaşlı ve devletin her kademesine sızmış hain bir kesim. Dünya tarihine geçecek özellikleri var. Sinsiler. İnsanlara iftira atmak, yalan söylemek, özür dilerim yalanın tillahını söylemek, insanların en mahrem bilgilerini dahi toplayarak fişleme yapmak, her türlü hile hurda, soru çalma, adam yerleştirme, inkar, işkence, cinayet, yöntemlerinin en temel olanları.

Son derece korkaklar. Elebaşları hapiste, kalanlardan sokakta görebileceğiniz kimse yok. Şu aralar klavye arkasında yaşıyorlar. Önemli bir kısmı 15 Temmuz sonrası yurtdışına kaçtı ya da hiç dönmedi. Yüzsüz, şerefsiz, haysiyetsiz, ahlaksız, vicdansız, acımasız, katil ve yine de sümüklü, ağlak bir grup. Hoca efendilerinin sözünden milim dışarı çıkmazlar. Çakal sürüsü gibi yaşarlar. Bir araya gelince ulurlar. Biraz üstlerine gittin mi, kaçacak delik ararlar. Bu aralar ne olduysa, hepsi saklandıkları deliklerden kafalarını kaldırıp;*****“az kaldı, geliyoruz, hukuk, demokrasi, mazlumların ahı”*****falan gibi laflar etmeye başladılar.

Beni de çok sever keratalar. Bir gün olsun eksikliklerini hissetmedim sosyal medyada, canlarım benim. Hatırımı sormadan, bir iki sallamadan gün geçirmiyorlar. En olmadık tweet’ime bile yorum yapmazlarsa üzülüyorum falan sanıyorlar herhalde. Kim olduğunu az çok tahmin ettiğim Aziz Gregorius (@BirHi14) diye FETÖcü bir hesapla oynaşıyoruz bir iki gün önce. Peşine Ahmet Selim Günay (@AhmetSelimGnay1) diye başka bir FETÖcü hesap başladı hakkımda yayım yapmaya. Bu hesapların takipçileri ve gönderilerinin beğeni sayısı fazla olmuyor genelde. Üzülüyorum bu kadar gayretin boşa gitmesine ve yardımcı olmak için soruyorum bazen:*****“Retweet yapayım mı? İster misiniz?”*****diye. Bozuluyorlar sonra, küsüyorlar, kalpleri daha fazla kırılmasın diye uzatmıyorum ben de.

BU AZGINLIK HİÇ HAYRA ALAMET DEĞİL

Tam bu gayreti görüp*****“Ne oluyoruz?”*****demeye kalmadan, Odatv her zamanki gibi harika bir makale yayınladı;*****“Twitter’daki Fethullahçı askerler kimleri nasıl tehdit ediyorlar? Hesap hesap Twitter’daki Fethullahçı askerler,”*****başlıklı. Kambersiz düğün olmaz, Ali Türkşen’in adı da bolca geçiyor. Hiç kapanmayan FETÖcü avlama mevsiminin hararetli bir akşamında, bir hata yaparak, bir WhatsApp grubundan gelen, kaynağını bilmediğim, açıkçası her bir satırını da kontrol etmediğim bir listeyi, halkımızın bilgilenmesi adına sosyal medya hesaplarımda paylaştım. Ne kimin hazırladığını sordum, ne de bunun bir önemi var artık. Yayımlayan ben olduğuma göre bütün vicdani ve hukuki sorumluluğu bana aittir. Gece geç yayınladığım listeyi sabah kaldırdığımda iş işten geçmişti. Büyük oranda FETÖcü ve FETÖcü sever barındıran listede gönlünü kırabileceğimi düşündüğüm birkaç kişiden hem sosyal medya hesaplarımdan hem de özelden özür diledim. Tekrar söylüyorum, yaptığım hataydı, özür de diledim, hatamın hukuki sorumluluğunu da kabul ediyorum.

Peki gerçek FETÖcü ve FETÖseverler ne yaptılar, bu özrün ardından. Sanki bu milletin kanını emen kendileri değil, yıllarca bu millete yapmadıklarını bırakmayan onlar değil, FET֒yü her fırsatta öven kendileri değil, 15 Temmuz’da halkın üstüne mermileri boşaltanlarla alakaları yok, yıllarca hayalet gibi peşimizde dolaşıp binlerce masumu işinden gücünden edip hapis yatıran bunlar değil, Ali Tatar’ın, Cem Aziz Çakmak’ın, Berk Erden’in, Murat Özenalp’in ölümlerinin ardından zil takıp oynayan bunlar değilmiş gibi azdıkça azdılar.*****“Hukukmuş, korkmuyorlarmış, sonuna kadar mücadele edeceklermiş,”*****falan filan. Neyine güveniyor bunlar bilmiyorum ama bu azgınlık hiç hayra alamet değil, halkımızın da bunu bilmesini istiyorum. FETÖcü tam da bu işte. Kendi her yaptığını hak gören, kendine yapıldığındaysa avazı çıktığı kadar bağıran ağlak, sümüklü, korkak, hain bir kitle.*****“Biz yapacağımızı yapacağız ama siz buna bir tepki vermeyeceksiniz,”*****diyorlar kısaca.

O AĞLAK, SÜMÜKLÜ BİNBAŞI NELER YAPTI BİLİYOR MUSUN

Gelelim ikinci tanım olan*****“FETÖcü sevici”ye. Bu FETÖcü seviciler, genelde marjinal olma çabası içinde, asker düşmanı, daha önce bizler yargılanırken zevkten dört köşe olmuş, demokrasi, hak, hukuk falan filan sözlerini dilinden düşürmeyen, FETÖcüleri masum barış elçileri gibi gösteren, FETÖcülerin namlularından gül attıklarını falan sanan, bunların her dediklerini değişmez gerçek olarak kabul eden,*****“Ah zavallı insanlar ne acılar çekmiş,”*****kafasına sahip, 15 Temmuz’u kabul etmeyen, benim açımdan da FETÖcülerden zerre farkı olmayan bir güruh. Ağababalarından ikisi şu anda hapiste ki bir zamanlar aynen onlar da bu kafadaydı.

İşte yazının başlığına konu Ahmet Nesin de bu “FETÖcü sevici”lerden olmak için gayret gösteriyor. Hak, hukuk, adalet, falan filanla derdi olsa, eskiden sesini daha gür çıkarırdı. O da değil.

Peki ne o zaman? FETÖcü olacak birine benzemiyor ama bildiğin düz “FETÖcü sevici.” Ağlak, sümüklü bir bebenin mahkeme tutanaklarını almış, satır satır yayınlamayı gazetecilik başarısı sanıyor.

Twitter’dan takip ediyordun beni Ahmet. Her yerde e-mail adresim var. Başka sosyal medya hesaplarım hep iletişime açık. Dış kapının dış mandalı binlerce kişi mesaj attı bugüne kadar, hepsine cevap verdim de bir sana mı cevap vermedim Ahmet? Arayıp sordun mu?*****“Hakkınızda böyle bir iddia var, ne diyorsunuz?”*****dedin de cevap mı vermedim ben sana Ahmet? Bu nasıl gazetecilik Ahmet? Dur bak ben sana, mal bulmuş mağribi gibi sarıldığın o ithamın sahibinin ne yaptığını anlatayım Ahmet.

15 Temmuz’da Akıncı üssünde kullanılan ve halkımızı şehit eden hainlerin elindeki silahlar oraya nereden gitti biliyor musun Ahmet? Neredeyse tamamına yakını SAT Grup Komutanlığı’ndan. Peki o gün SAT Grup Komutanlığının Nöbetçi Amiri kimdi biliyor musun Ahmet? İftiralarının her bir satırını büyük bir gazetecilik başarısıymış gibi yayınladığın o ağlak, sümüklü binbaşıydı Ahmet! Nöbet nedir bilir misin sen Ahmet? Bilmezsin. Nöbet namustur Ahmet. Senin o hiç bilmediğin ve bilmeyeceğin, vatan, millet ve bayrak sevgisi uğruna yerine getirilen kutsal bir vazifedir Ahmet. Peki senin o sümüklü, ağlak binbaşın nöbeti sırasında ne yaptı biliyor musun Ahmet? Öteki FETÖcü hain SAT’lar vatandaşlarımızı şehit edecek cephaneyi ve silahları çalabilsin diye tüm askerleri, cephanelik ve silahlık nöbetçileri dahil yangın talimi yaptıracağım diye spor salonuna toplayıp üzerlerine kapıyı kilitledi Ahmet. Peki senin bundan haberin var mı, varsa da önemi var mı Ahmet? Elbette yok Ahmet. Çünkü sen, ağlak, sümüklü FETÖcü seven bir “FETÖcü sever”sin Ahmet.

Düne kadar kardeşim gibi sevdiğim o hain FETÖcülerin;*****“Sen beni cezaevinde ziyarete gelmedin mi? Eşimin, çocuğumun ne çektiğini görmedin mi? Benim sana iyilikten, dostluktan başka bir tek gün kötü bir sözüm oldu mu?”*****diye sorduğumda,*****“Evet ziyaret ettim. Evet sizi hapse attıran bizleriz. Ama ben de emir kuluyum. Beni askeri okula Fethullah Gülen hoca efendimiz soktu. Bana emir verirler, yaparım, sorgulamam,”*****dediğini de bilmezsin Ahmet.*****“Elleri kolları bağlanmış da, vay efendim bu nasıl işkenceymiş, yapılır mıymış?”*****Öyle mi Ahmet?

Sen FETÖcülerin bir tane doğrunun yanına bin tane yalan yamayıp konuştuklarını bilmeyecek seviyede bir gazeteci misin Ahmet? Anlattığım hainliği yapan çakal, mahkemede mi yalan söylemeyecek Ahmet? Açıp sordun mu bana;*****“Bu adamın dediklerinin doğruluğu var mı?”*****diye Ahmet? Sormazsın Ahmet. Çünkü o zaman kafandaki hikayen güzelliğini yitirir Ahmet. Çünkü o zaman sen, hiç bilemeyeceğin vatan, millet, bayrak sevgisi uğrunda, emekli olsa bile canını vermeye hazır bir adamı desteklemiş olursun Ahmet. Bu da senin kendini inkarın olur ki, onu da yapmazsın elbette Ahmet.

YA BİZ KAZANACAĞIZ YA DA BİZ

Değerli okur. Şu anda ülkemiz öyle ya da böyle bir savaş içerisinde. Ne yazık ki bu savaş devletin tüm birimlerinde homojen bir biçimde sürdürülmüyor. Üzücü olan bu. Her zaman yanında durduğum ve FETÖ ile alakası olmadığı halde haksızlığa uğramış binlerce insan var. Bunun yanında FETÖ ile ilintisi olduğu bilinen ya da akrabası olan da bir çok devlet görevlisi. Bu elbet hak değil. Bu elbet adalet değil. Ama bu mücadelemizi sürdürmeyeceğimiz anlamına da gelmiyor.

Ve bu bir savaş. Benim bu savaşta vazifem; tek başıma da kalsam, son nefesime kadar tüm FETÖcü ve FETÖcü severlerle gittiği yere kadar mücadele etmek, mücadeleden asla vaz geçmemektir. Köşeme çekilip hiçbir şey yapmamayı, huzur dolu bir emeklilik sürmeyi ben de bilirdim. Ama yapamıyorum. Kulağımda, Yargıtay’ın Balyoz kararını onadığı gün Hasdal’da duyduğum çocuk ağlamaları, kadınların sessiz hıçkırıkları var. Gözümde Murat Özenalp kardeşimin son kez Hasdal’dan Ankara’ya giderken el sallayan görüntüsü, gülen yüzünün çizgileri var. Aklımdan gitmeyen Ali Tatar’ın tebessümü, masumiyeti var. Cem Aziz Çakmak ağabeyimi son kez hastane odasında gördükten sonra naaşını mezara koyarken üzerine attığım toprağın kokusu var. Siz beni, hapse koyduğunuz gün öldürdünüz Ahmet. Siz beni Ali Tatar öldüğünde de öldürdünüz Ahmet. Murat’la, Cem abiyle birer kere daha öldürdünüz Ahmet. Öyleyse bu mücadele sonuna kadar sürecek. Ya biz kazanacağız ya da biz, bunu da bil Ahmet.

Sevgili Ahmet, yaptığın sözde gazeteciliği ilaç için kulağıma damla diye damlatmam. Yazdıkların ağlak, sümüklü bir hainin sözlerini tekrar etmekten öteye gitmiyor. Bunun adı da gazetecilik değil. Sen yine bildiğini oku ama şunu da unutma. Ben hata yaparsam özür dilemesini bilirim. Ancak sen ve senin gibiler FETÖcü sevici yapınızla özür dilenecek bir hata içinde dahi değilsiniz. Kasıtlı ve bilinçli olarak FETÖcü sevicisiniz. Bu hata değil. Elbette yalnız değilsin ve elbette ben de yalnız değilim Ahmet. Elinden geleni ardına koyma Ahmet. Durumun beni hiç mi hiç üzmüyor ama hakikaten ne olacak senin bu halin Ahmet?

Ali Türkşen

Odatv.com

05.09.2019 00:38

ODATV, 2018
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Alt 09-08-2019, 07:04   #1146
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Paraları PKK'ya böyle akıttılar

Suriye PKK'sının eski sözcüsü Talal Silo, HDP-PKK ilişkisini anlattı: HDP'li her belediye, Suriye'deki terör koridoruna düzenli para gönderir. Kamışlı, Ayn el-Arab, Tel Abyad'a Diyarbakır ve Mardin'den 300'den fazla belediye aracı gitti. PKK'ya militan toplayıp bunları Suriye'ye geçirmek, HDP'de bir görevdir. Teröristlerin tedavi masrafını HDP karşılar.

08 Eylül 2019 06:10

Suriye'de 2011 yılında başlayan iç savaşı fırsata çevirerek tek taraflı kantonlar ilan eden PKK'nın Suriye kolu YPG'ye en büyük destek HDP'li belediyelerden geldi. 2 yılı aşkın süre YPG'nin resmi sözcülüğünü yapan ve 2017 Kasım ayında örgütten kaçarak Türkiye'ye sığınan Talal Silo, Yeni Şafak'a çarpıcı açıklamalarda bulundu. HDP'nin Suriye PKK'sı ile ilişkisine dair tanıklıklarını anlatan Silo, PKK/PYD/YPG'ye düzenli nakdi yardımlar, militan geçişi, sağlık desteği, korsan kantonlara araç-gereç temini, eğitim-kültür gibi çeşitli başlıklarda milyonlarca dolarlık transferin HDP eliyle yapıldığını kaydetti. Talal Silo, terör örgütüyle kirli trafiği şu sözlerle anlattı:

O BÖLGENİN ASFALTINI DİYARBAKIR YAPMIŞ

"Orada kaldığım süre içerisinde onlarca HDP heyetini ağırladım, yardım teslimatlarına şahitlik ettim. Haseke'de HDP'li belediyelerin yardım işleri ile ilgili Destek Koordinasyon Birimi kurulmuştu. Birim sorumluları olarak Dejvar, Hikmet Habib ve Emced Osman isimli şahıslar görev yapıyordu. Kamışlı, Amude, Ayn el-Arab, Dırbesiye, Tel Abyad, Rasulayn bölgelerinde asfalt, itfaiye, elektrik, yol yapımı, ilaçlama gibi alanlarda kullanılan 300'den fazla araç doğrudan Halkın Demokrasi Partisi tarafından yönetilen belediyelerden gelen araçlardı. Haseke'de yalnızca araç temini ile ilgili Sivar isimli bir PKK elemanı görev yapıyor. Görevi, sahada ihtiyaç duyulan araç-gereç listesini Diyarbakır'da bulunan Koordinasyon Birimi HDP sorumlusuna ulaştırmak."

HAZİNE PAYLARI PKK'YA

"Suriye'de oluşturulan PKK koridoruna destek temini kapsamında Koordinasyon Birimi tarafından 'ortak havuz' oluşumuna gidildi. HDP'li belediyelere hazineden aldığı pay ve sahip olduğu kaynaklar çerçevesinde ödeme planları çıkarılıyor. En küçük bir beldeden büyükşehirlere kadar her belediye bu payı aylık olarak düzenli bir biçimde ödüyordu. Belirli aralıklarla Suriye sınırından kaçak olarak ya da Irak üzerinden Kamışlı bölgesine getirilen HDP'li yöneticilerle durum değerlendirmesi yapılıyordu. Ayrıca yeni oluşturulan sözde yerel meclislerin çalışmaları bu ekip tarafından inceleniyor, yapılması gerekenler ve eksiklikler tespit ediliyordu. HDP-PKK arasındaki işbirliği ağı halen sürmekte."

ÖRGÜTE ELEMAN TOPLADILAR

"PKK, DEAŞ'ın Ayn el-Arab saldırısı sonrası yeni bir boyuta evrildi. ABD ve Batılı ülkelerin desteği olağanüstü arttı. Örgütten sürekli militan sayısını çoğaltması isteniyordu. Bu süreçte Suriye içerisinden adam devşirme imkanı olmadığı için HDP'den sürekli yeni eleman bulması isteniyordu. Sınırda kazılan gizli tüneller ve 15 Temmuz darbesi öncesi sivil ve resmi işbirlikçi görevlilerden sağlanan destekle gruplar halinde bölgeye yeni militanlar geliyordu. Tüm HDP teşkilatları Suriye için militan çalışması yürüttü. Türkiye'nin farklı bölgelerinden eğitim amaçlı getirilen teröristler HDP tarafından Suriye PKK'sına teslim ediliyorlar. Yine Türkiye içerisinde eylem amaçlı görevlendirilen teröristler de sınırda HDP tarafından belirlenen isimlerce teslim alınıyor ve eylem mahalline götürülüyorlar. Benim örgütten ayrılma sürecimden sonra da bu ilişki ağının yeni boyutlar kazanarak devam ettiğini biliyorum."

Yeni Şafak
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Alt 09-09-2019, 06:18   #1147
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

*****Anasayfa

*****Kategoriler

*****Galeriler

*****Videolar

*****Yazarlar

*****Künye

*****İletişim

*****Üyelik

*****Kapat

Cengiz Alçayır - Fil’o!09 Eylül 2019, 02:41

DİĞER YAZILARI

Ekrem İmamoğlu, 2014 yerel seçimlerini kazanıp Beylikdüzü Belediye Başkanı seçildiğinde, tıpkı son günlerde yaptığı gibi,*****“Ne kadar araç varsa garaja çekin, öyle herkes makam aracı filan kullanamayacak. Bu israfa son vereceğiz, derhal rapor istiyorum”*****dedi. O zamanlar AK Partili yerel yönetim döneminden kalma kiralık binek araç sayısı 79 idi. Sözde, binek araç saltanatına son verecek İmamoğlu, daha ilk araç kiralama ihalesinde binek araç sayısını kaç adet olarak belirledi, tahmin et, bakalım!
*****
*
Ben söyleyeyim,*****yüz on bir….
*****
*
Ahali, kiralık binek araç sayısında düşme olacak diye beklerken, kıymetli belediye başkanımız var olan araç sayısına 32 araç daha ekledi, araç kiralama ihale bedelini de önceki dönemin tam üç katına çıkararak bizim de anlam veremediğimiz bir tasarrufa gitti! *****Yani, İmamoğlu’nun talimatıyla kiralanan ve sayıları artırılan 111 binek araçlık fil’o, tam da Nasrettin hoca ile Timurlenk arasında geçen fil mevzusuna döndü, iyi mi!
*****
*
Mevzunun tam da burasında, klasik olacak ama konuyla çok da ilgili olduğu için fil vakasını anlatmakta oldukça fayda görüyorum.
*****
*Timurlenk, Nasrettin hocanın yaşadığı şehre, bir fil hediye eder, fil, şehirde bağ,bahçe***** ne var ne yoksa silip süpürür. Bununla kalsa iyi, şehirdekiler fili beslemek için ambarda ne varsa tüketir. Bakarlar ki böyle olmayacak, şehrin ağaları hocaya gelerek:
-Aman hocam, nedir bu filden çektiğimiz, hünkâr seni dinler, git konuş da şu fil belasını başımızdan alsın!
Hoca sakalını sıvazlar, düşünür, “Hep beraber gidelim Timur’a , bu fil başımıza dert oldu, geri almanızı rica ediyoruz, diyelim” önerisini sunar.
Hoca önde, ağalar arkada, huzura çıkmak için yola düşer. Otağın kapısına gelindiğinde hoca, durumu tekrar görüşmek üzere arkasına döner bakar ki, ne görsün, ağalardan eser yok, in-cin top oynuyor.
-Ben yapacağımı bilirim, hem söz verirsiniz hem de kaçarsınız ha!***** der. Timur, Hoca’yı huzuruna kabul eder:
-Hayırdır Hoca, yine ne istiyorsun?
-Devletlim, şehrin ağaları beni size ricaya gönderdiler. Bize hediye ettiğiniz fili bizimkiler çok sevmişler, filin yalnızlıktan canı sıkılıyormuş, ferman buyurursanız yanına bir de dişi fil isterler.
Timur, “Hay hay! Ne demek hoca var git müjdeyi hemen ver” der. Nasreddin Hoca, otağın kapısından çıkınca, ağalar hemen hocanın etrafını sarar, “Müjde bekleriz Hoca, fil ne zaman gidiyor?” diye sorar.
Hoca’nın yanıtı, şoke edicidir, “Alın size müjde, dişisi de yarın geliyor…”
*****
*
Özetle…
Dün, Yenikapı’da sergilenen hizmet araçlarıyla şov yapan ve ihtiyaç fazlası olduğu gerekçesiyle o araçların iade edileceğini söyleyen İmamoğlu, en kısa sürede kiralık araç sayısını AK Partili yerel yönetim dönemindeki sayıdan katbekat fazlaya çıkarmazsa, insanlığımdan da imanımdan da şüphe duyarım.
*****
*
Niye bu kadar emin konuşuyorsun, nerden biliyorsun dersen, ilçe belediye başkanı seçilmeden önce, Beylikdüzü’nün 1 metrekaresinin sattırmayız, deyip, seçildiğinin ilk aylarında 92 dönüm, akabinde 41 dönüm kamu arazisini satan, halkın tek kuruşunu bile emanet sayacağını söyleyip, her yıl sadece tanıtım bedeli olarak 10 milyon TL.’yi har vurup harman savuran, milletin parasını içkili meyhanelerde ziyafete dönüştüren, sözde tasarruf yapacağı vaadiyle seçmeni kandırıp israfın anasını ağlatan İmamoğlu’ydu da ordan biliyorum.
*
Şimdiden müjdelemiş olayım, 730 araç iade ettiyse, bu israfa karşı olduğu için filan değil, o araçları beğenmediği, en kısa zamanda yerine fıstık gibi araçları koyacağı içindir,*****dişilerini yani…
*****
*
Sakın ola ki, bu yazdıklarıma kızmayın,İmamoğlu’nu tanıdıkça, beni daha çok seveceksiniz!
*
*****https://www.yerelkulisgazetesi.com/m...akale,354.html

*****
*****

*****Anasayfa

*****Kategoriler

*****Galeriler

*****Videolar

*****Yazarlar

*****Künye

*****İletişim

*****Üyelik

*****Kapat

*****İmamoğlu, İBB verilerini kopyalatacağı kapı komşusu Melih Geçek’i, İSBAK A.Ş’nin başına getirdi!09 Eylül 2019, 03:49

İBB'nin kozmik bilgilerini kopyalayacak isimler arasında geçen Melih Geçek, İmamoğlu talimatıyla İSBAK A.Ş.'nin başına getirildi.

İBB’nin CHP’li Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, henüz mazbatasını resmi olarak almadığı ve Yüksek Seçim Kurulu (YSK) karar sürecinin devam ettiği bir dönemde, İBB verilerinin kopyalanması için sözde “Bağımsız Uzman” olarak görevlendirdiği Melih Geçek’i, İSBAK A.Ş.’nin başına Genel Müdür Vekili olarak getirdi.
*****
Yakın zamana kadar CHP Beylikdüzü İlçe Örgütü Bilişim Uzmanı olarak görev yapan Melih Geçek, aynı zamanda Başkan Ekrem İmamoğlu’nun da kapı komşusu. Geçek, CHP’li Başkan İmamoğlu’nun oturduğu lüks sitede ikamet ederken, İmamoğlu’nun da yakın çalışma ekibinde yer alan isimlerden birisi.
*****
İBB verilerinin kopyalanması esnasında, adı, “Bağımsız Uzman” olarak gündeme düşen ancak CHP ve İmamoğlu ile yakın ilişkisi nedeniyle tartışmaların odağında yer alan Melih Geçek’in, kısa süreliğine İSBAK.A.Ş.’nin başına getirilen ve yoğun tepkiler nedeniyle istifası istenen Muhammed Bahaddin Yetkin’den boşalan koltuğa sessiz sedasız genel müdür vekili olarak görevlendirilmesi ise dikkatlerden kaçmadı.

İşte İSBAK A.Ş. İTO kaydı*****


*****

Yorum Gönder

Adınız:(gerekli)

Yorumunuz:(gerekli)

ÇOK*****OKUNANLAR

Köprünün altından çok sular geçti:...

Haber Yazılımı*****|*****TE Bilişim



*****
*****
*****
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Alt 09-17-2019, 18:20   #1148
ThomasRic
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart Porn HD Free Porn HD Videos

GündemKılıçdaroğlu: Erdoğan'ın avukatı savcıdan kül tablası istedi, savcı da koşa koşa getirdiCHP lideri yargı sistemindeki sorunlara ilişkin açıklamalarda bulundu

**********

25 Eylül 2019 14:46

CHP Genel Başkanı*****Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin yargı sistemine ilişkin eleştirilerde bulundu. Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın avukatlarından birinin savcıdan sigarasının külü için kül tabağı istediğini söyleyen Kılıçdaroğlu, "Savcı koşa koşa gidip kül tablasını götürüyor. Böyle bir tabloyu Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun kaldırmaması lazım. Ben bunları söylerken birilerinin ismini zorunluluktan veriyorum. Böyle onlarca, binlerce örnek var" dedi.

emekli hesap uzmanı Tolga Yıldırım için Kadıköy Moda Camii'nde düzenlenen cenaze törenine katıldıktan sonra kameraların karşısına geçen Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarından satır başları şöyle:

"(Muhalefetin IMF görüşmesi) Uzun yıllar birlikte çalıştığım arkadaşım hayatını kaybetti. Bugün hayatın gerçeği ile karşılaştık. Allah rahmet eylesin diyoruz. IMF ile ilk görüşme değil. Türkiye'ye her geldiklerinde olur. Sivil toplum örgütleri, siyasi partiler, akademik dünya ile görüşüyorlar. Anlattıkları şey, gizli kapaklı bir görüşme değil. Üstü kapalı bir görüşme olarak sunuyorlar. Ekonomik***** bağlantılı olan sivil toplum örgütleriyle de görüşüyorlar bu yeni bir şey değil."

"(Akşener'in açıklamalarına) Akşener'in düşüncelerine katılıyoruz. Türkiye'nin tek adam rejiminden kurtulması lazım. Türkiye ciddi bir ekonomik krizle karşı karşıya. Dünyada itibarı sıfırlanan bir Türkiye var. Güçlerin bir kişinin elinde toplanan bir Türkiye var. Bırakın partileri bu ülkede huzur isteyen herkes bu düzenden rahatsız. Cumhurbaşkanlığı Hükûmet sistemi hiçbir yarar getirmedi. Türkiye bunu denedi, yaşadı ve gördü, bundan kurtulması lazım. Bu demek değildir ki eski sisteme dönelim. "

"(31 Mart seçimleri soruşturmaları) İstanbul seçimleri YSK tarafından siyasal baskının talepleri neticesinde yenilendi. O dönemde yapılan siyasal iktidar acaba ben İstanbul'u nasıl vermem, ranttan 17 yıldır besleniyorum, nasıl sürdürürüm dedi. Ama İstanbullular buna izin vermedi. Sayın İmamoğlu her kuruşun hesabını veren bir belediye başkanı olacak, biz de takipçisi olacağız."

"Seçimin birinci etabını tamamladık. Yerel yönetimlerde özellikle Millet İttifakı önemli bir başarı elde etti. Sıra geldi ikinci etaba. Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimleri. Biz zaten buna hemen seçimlerden sonra yeni seçim olacakmış gibi çalışıyoruz zaten. Demokrasi, düşünce özgürlüğü, yargı bağımsızlığı gibi ortak paydamız var, bu payda çerçevesinde hep birlikte hareket ederiz. Her siyasi partinin farklı görüşleri olabilir ama belli konularda birlikte hareket ediyoruz. Bu birliğin Türkiye için yararı var. "

"Erdoğan hangi yüzle vatandaştan oy isteyecek?"

"(Cumhurbaşkanlığı seçimleri) Elbette seçilemeyecek. Yeter artık milletin yakasından düşmesi lazım. Milletin başına felaket geldi. 8 milyona dayanan işsiz var, enflasyon var, mutfakta yangın var, hangi yüzle milletin karşısına çıkıp 'bana oy verin' diyecek? Harcanan paraların hesabını veriyorlar mı? "

"Erdoğan'ın avukatı savcıdan kül tablası istedi"

"(Erdoğan'ın avukatlarına ilişkin açıklamalar - Fettah Tamince'nin avukat açıklaması) Avukatlık, hâkimlik, savcılık mesleği değerli meslekelerdir ve bunların ahlaki, etik kuralları vardır. Yargıya saygı duyulan bütün ülkelerde bu ilkeler vardır. Bizde savcılar, hâkimler, iddia makamı ve hüküm veren makam en azından belli bir olgunluğu belli bir süre için gösteriyordu. Bugün geldiğimiz noktada yargının bağımsızlığını kaybetmesinden sonra yargıç bağımsız karar alamaz hale geldi. Yargıç Saray'a ve onların söylemlerine bakıyor. Kararını Erdoğan'ın hoşuna gidip gitmemesine göre alıyor. Çoğu zaman Saray'ın taleplerini Erdoğan'ın avukatları dillendiriyor, HSK'na, YSK'ya, mahkeme başkanına, savcıya dillendiriyor. O talep çerçevesinde de karar alınıyor. Davalarına baktıkları kişilerden de dolar bazında astronomik ücretler talep ediyorlar. Ben bu yüzden Abdülhamit Gül'e sordum, bunlar ne kadar vergi veriyorlar, kaç para aldılar, hangi davalara baktılar ve bu davaların sonuçları ne oldu? Hepsinde beraat çıktı, neden? FETÖ borsası vardı. Sıradan bir borsa değil bu. İnsanların canını ve malını bir anlamda kurtarmaya yönelik bir borsa bu. Verirsin parayı senin mallarına da el konulmayacak, dava bile açılmayacak. Benim Fettah Tamince'yi dillendirmemin temel sebebi somut bir örnek olmasıdır. Adalet Bakanlığı iki müfettiş görevlendirirse bütün bu ayrıntılar ortaya çıkacak. Tabii yanlarında bir de maliyeci olacak. Ben şunu asla içime sindiremem, Erdoğan'ın avukatı, 'Kül tablasını getir buraya, sigaramın külünü dökeceğim" dediği zaman, savcı koşa koşa gidip kül tablasını götürüyor. Böyle bir tabloyu benim vicdanım kaldırmaz, HSK'nın da kaldırmaması lazım. Ben bunları söylerken birilerinin ismini zorunluluktan veriyorum. Böyle onlarca, binlerce örnek var. Çürüyen bir adalet sistemi ülkeye yarar getirmez."
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Alt 09-18-2019, 09:37   #1149
Aaronbat
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart I can't find the best answer to my problem =((

GündemKılıçdaroğlu: Erdoğan'ın avukatı savcıdan kül tablası istedi, savcı da koşa koşa getirdiCHP lideri yargı sistemindeki sorunlara ilişkin açıklamalarda bulundu

**********

25 Eylül 2019 14:46

CHP Genel Başkanı*****Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin yargı sistemine ilişkin eleştirilerde bulundu. Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın avukatlarından birinin savcıdan sigarasının külü için kül tabağı istediğini söyleyen Kılıçdaroğlu, "Savcı koşa koşa gidip kül tablasını götürüyor. Böyle bir tabloyu Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun kaldırmaması lazım. Ben bunları söylerken birilerinin ismini zorunluluktan veriyorum. Böyle onlarca, binlerce örnek var" dedi.

emekli hesap uzmanı Tolga Yıldırım için Kadıköy Moda Camii'nde düzenlenen cenaze törenine katıldıktan sonra kameraların karşısına geçen Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarından satır başları şöyle:

"(Muhalefetin IMF görüşmesi) Uzun yıllar birlikte çalıştığım arkadaşım hayatını kaybetti. Bugün hayatın gerçeği ile karşılaştık. Allah rahmet eylesin diyoruz. IMF ile ilk görüşme değil. Türkiye'ye her geldiklerinde olur. Sivil toplum örgütleri, siyasi partiler, akademik dünya ile görüşüyorlar. Anlattıkları şey, gizli kapaklı bir görüşme değil. Üstü kapalı bir görüşme olarak sunuyorlar. Ekonomik***** bağlantılı olan sivil toplum örgütleriyle de görüşüyorlar bu yeni bir şey değil."

"(Akşener'in açıklamalarına) Akşener'in düşüncelerine katılıyoruz. Türkiye'nin tek adam rejiminden kurtulması lazım. Türkiye ciddi bir ekonomik krizle karşı karşıya. Dünyada itibarı sıfırlanan bir Türkiye var. Güçlerin bir kişinin elinde toplanan bir Türkiye var. Bırakın partileri bu ülkede huzur isteyen herkes bu düzenden rahatsız. Cumhurbaşkanlığı Hükûmet sistemi hiçbir yarar getirmedi. Türkiye bunu denedi, yaşadı ve gördü, bundan kurtulması lazım. Bu demek değildir ki eski sisteme dönelim. "

"(31 Mart seçimleri soruşturmaları) İstanbul seçimleri YSK tarafından siyasal baskının talepleri neticesinde yenilendi. O dönemde yapılan siyasal iktidar acaba ben İstanbul'u nasıl vermem, ranttan 17 yıldır besleniyorum, nasıl sürdürürüm dedi. Ama İstanbullular buna izin vermedi. Sayın İmamoğlu her kuruşun hesabını veren bir belediye başkanı olacak, biz de takipçisi olacağız."

"Seçimin birinci etabını tamamladık. Yerel yönetimlerde özellikle Millet İttifakı önemli bir başarı elde etti. Sıra geldi ikinci etaba. Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimleri. Biz zaten buna hemen seçimlerden sonra yeni seçim olacakmış gibi çalışıyoruz zaten. Demokrasi, düşünce özgürlüğü, yargı bağımsızlığı gibi ortak paydamız var, bu payda çerçevesinde hep birlikte hareket ederiz. Her siyasi partinin farklı görüşleri olabilir ama belli konularda birlikte hareket ediyoruz. Bu birliğin Türkiye için yararı var. "

"Erdoğan hangi yüzle vatandaştan oy isteyecek?"

"(Cumhurbaşkanlığı seçimleri) Elbette seçilemeyecek. Yeter artık milletin yakasından düşmesi lazım. Milletin başına felaket geldi. 8 milyona dayanan işsiz var, enflasyon var, mutfakta yangın var, hangi yüzle milletin karşısına çıkıp 'bana oy verin' diyecek? Harcanan paraların hesabını veriyorlar mı? "

"Erdoğan'ın avukatı savcıdan kül tablası istedi"

"(Erdoğan'ın avukatlarına ilişkin açıklamalar - Fettah Tamince'nin avukat açıklaması) Avukatlık, hâkimlik, savcılık mesleği değerli meslekelerdir ve bunların ahlaki, etik kuralları vardır. Yargıya saygı duyulan bütün ülkelerde bu ilkeler vardır. Bizde savcılar, hâkimler, iddia makamı ve hüküm veren makam en azından belli bir olgunluğu belli bir süre için gösteriyordu. Bugün geldiğimiz noktada yargının bağımsızlığını kaybetmesinden sonra yargıç bağımsız karar alamaz hale geldi. Yargıç Saray'a ve onların söylemlerine bakıyor. Kararını Erdoğan'ın hoşuna gidip gitmemesine göre alıyor. Çoğu zaman Saray'ın taleplerini Erdoğan'ın avukatları dillendiriyor, HSK'na, YSK'ya, mahkeme başkanına, savcıya dillendiriyor. O talep çerçevesinde de karar alınıyor. Davalarına baktıkları kişilerden de dolar bazında astronomik ücretler talep ediyorlar. Ben bu yüzden Abdülhamit Gül'e sordum, bunlar ne kadar vergi veriyorlar, kaç para aldılar, hangi davalara baktılar ve bu davaların sonuçları ne oldu? Hepsinde beraat çıktı, neden? FETÖ borsası vardı. Sıradan bir borsa değil bu. İnsanların canını ve malını bir anlamda kurtarmaya yönelik bir borsa bu. Verirsin parayı senin mallarına da el konulmayacak, dava bile açılmayacak. Benim Fettah Tamince'yi dillendirmemin temel sebebi somut bir örnek olmasıdır. Adalet Bakanlığı iki müfettiş görevlendirirse bütün bu ayrıntılar ortaya çıkacak. Tabii yanlarında bir de maliyeci olacak. Ben şunu asla içime sindiremem, Erdoğan'ın avukatı, 'Kül tablasını getir buraya, sigaramın külünü dökeceğim" dediği zaman, savcı koşa koşa gidip kül tablasını götürüyor. Böyle bir tabloyu benim vicdanım kaldırmaz, HSK'nın da kaldırmaması lazım. Ben bunları söylerken birilerinin ismini zorunluluktan veriyorum. Böyle onlarca, binlerce örnek var. Çürüyen bir adalet sistemi ülkeye yarar getirmez."
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Alt 09-25-2019, 13:02   #1150
JasonLig
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart Porn XXX

GündemKılıçdaroğlu: Erdoğan'ın avukatı savcıdan kül tablası istedi, savcı da koşa koşa getirdiCHP lideri yargı sistemindeki sorunlara ilişkin açıklamalarda bulundu

**********

25 Eylül 2019 14:46

CHP Genel Başkanı*****Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin yargı sistemine ilişkin eleştirilerde bulundu. Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın avukatlarından birinin savcıdan sigarasının külü için kül tabağı istediğini söyleyen Kılıçdaroğlu, "Savcı koşa koşa gidip kül tablasını götürüyor. Böyle bir tabloyu Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun kaldırmaması lazım. Ben bunları söylerken birilerinin ismini zorunluluktan veriyorum. Böyle onlarca, binlerce örnek var" dedi.

emekli hesap uzmanı Tolga Yıldırım için Kadıköy Moda Camii'nde düzenlenen cenaze törenine katıldıktan sonra kameraların karşısına geçen Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarından satır başları şöyle:

"(Muhalefetin IMF görüşmesi) Uzun yıllar birlikte çalıştığım arkadaşım hayatını kaybetti. Bugün hayatın gerçeği ile karşılaştık. Allah rahmet eylesin diyoruz. IMF ile ilk görüşme değil. Türkiye'ye her geldiklerinde olur. Sivil toplum örgütleri, siyasi partiler, akademik dünya ile görüşüyorlar. Anlattıkları şey, gizli kapaklı bir görüşme değil. Üstü kapalı bir görüşme olarak sunuyorlar. Ekonomik***** bağlantılı olan sivil toplum örgütleriyle de görüşüyorlar bu yeni bir şey değil."

"(Akşener'in açıklamalarına) Akşener'in düşüncelerine katılıyoruz. Türkiye'nin tek adam rejiminden kurtulması lazım. Türkiye ciddi bir ekonomik krizle karşı karşıya. Dünyada itibarı sıfırlanan bir Türkiye var. Güçlerin bir kişinin elinde toplanan bir Türkiye var. Bırakın partileri bu ülkede huzur isteyen herkes bu düzenden rahatsız. Cumhurbaşkanlığı Hükûmet sistemi hiçbir yarar getirmedi. Türkiye bunu denedi, yaşadı ve gördü, bundan kurtulması lazım. Bu demek değildir ki eski sisteme dönelim. "

"(31 Mart seçimleri soruşturmaları) İstanbul seçimleri YSK tarafından siyasal baskının talepleri neticesinde yenilendi. O dönemde yapılan siyasal iktidar acaba ben İstanbul'u nasıl vermem, ranttan 17 yıldır besleniyorum, nasıl sürdürürüm dedi. Ama İstanbullular buna izin vermedi. Sayın İmamoğlu her kuruşun hesabını veren bir belediye başkanı olacak, biz de takipçisi olacağız."

"Seçimin birinci etabını tamamladık. Yerel yönetimlerde özellikle Millet İttifakı önemli bir başarı elde etti. Sıra geldi ikinci etaba. Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimleri. Biz zaten buna hemen seçimlerden sonra yeni seçim olacakmış gibi çalışıyoruz zaten. Demokrasi, düşünce özgürlüğü, yargı bağımsızlığı gibi ortak paydamız var, bu payda çerçevesinde hep birlikte hareket ederiz. Her siyasi partinin farklı görüşleri olabilir ama belli konularda birlikte hareket ediyoruz. Bu birliğin Türkiye için yararı var. "

"Erdoğan hangi yüzle vatandaştan oy isteyecek?"

"(Cumhurbaşkanlığı seçimleri) Elbette seçilemeyecek. Yeter artık milletin yakasından düşmesi lazım. Milletin başına felaket geldi. 8 milyona dayanan işsiz var, enflasyon var, mutfakta yangın var, hangi yüzle milletin karşısına çıkıp 'bana oy verin' diyecek? Harcanan paraların hesabını veriyorlar mı? "

"Erdoğan'ın avukatı savcıdan kül tablası istedi"

"(Erdoğan'ın avukatlarına ilişkin açıklamalar - Fettah Tamince'nin avukat açıklaması) Avukatlık, hâkimlik, savcılık mesleği değerli meslekelerdir ve bunların ahlaki, etik kuralları vardır. Yargıya saygı duyulan bütün ülkelerde bu ilkeler vardır. Bizde savcılar, hâkimler, iddia makamı ve hüküm veren makam en azından belli bir olgunluğu belli bir süre için gösteriyordu. Bugün geldiğimiz noktada yargının bağımsızlığını kaybetmesinden sonra yargıç bağımsız karar alamaz hale geldi. Yargıç Saray'a ve onların söylemlerine bakıyor. Kararını Erdoğan'ın hoşuna gidip gitmemesine göre alıyor. Çoğu zaman Saray'ın taleplerini Erdoğan'ın avukatları dillendiriyor, HSK'na, YSK'ya, mahkeme başkanına, savcıya dillendiriyor. O talep çerçevesinde de karar alınıyor. Davalarına baktıkları kişilerden de dolar bazında astronomik ücretler talep ediyorlar. Ben bu yüzden Abdülhamit Gül'e sordum, bunlar ne kadar vergi veriyorlar, kaç para aldılar, hangi davalara baktılar ve bu davaların sonuçları ne oldu? Hepsinde beraat çıktı, neden? FETÖ borsası vardı. Sıradan bir borsa değil bu. İnsanların canını ve malını bir anlamda kurtarmaya yönelik bir borsa bu. Verirsin parayı senin mallarına da el konulmayacak, dava bile açılmayacak. Benim Fettah Tamince'yi dillendirmemin temel sebebi somut bir örnek olmasıdır. Adalet Bakanlığı iki müfettiş görevlendirirse bütün bu ayrıntılar ortaya çıkacak. Tabii yanlarında bir de maliyeci olacak. Ben şunu asla içime sindiremem, Erdoğan'ın avukatı, 'Kül tablasını getir buraya, sigaramın külünü dökeceğim" dediği zaman, savcı koşa koşa gidip kül tablasını götürüyor. Böyle bir tabloyu benim vicdanım kaldırmaz, HSK'nın da kaldırmaması lazım. Ben bunları söylerken birilerinin ismini zorunluluktan veriyorum. Böyle onlarca, binlerce örnek var. Çürüyen bir adalet sistemi ülkeye yarar getirmez."
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Üroloji kongresine siyaset bulaştı tususev Aktüel / Gündem / Haberler 1 05-04-2012 07:33
"Siyaset insanları ayırır, gastronomi birleştirir." tususev Kültür ve Sanat 0 03-11-2012 09:01
Asıl şimdi başlıyor tususev Aktüel / Gündem / Haberler 2 03-10-2012 22:01
"Sen tek başına bir hiçsin" Gülay Göktürk tususev Konuk Yazar 0 01-14-2012 18:13
Entelektüel hayatın nefret yasaları Gülay GÖKTÜRK aerol Konuk Yazar 0 11-22-2010 11:11


Şu Anki Saat: 02:21


Powered by vBulletin
Copyright © 2000-2009 Jelsoft Enterprises Limited.
www.stetuskop.com