www.steTUSkop.com ; TIP ve TUS'un MERKEZi ! Doğruların TEK Adresi !

Geri git   www.steTUSkop.com ; TIP ve TUS'un MERKEZi ! Doğruların TEK Adresi ! > TUS (TIPTA UZMANLIK SINAVI) , Yan Dal Uzmanlık Sınavı (YDUS) ve USMLE PLATFORMU > TUS Güncel

3100 (0 Kayıtlı Ve 3100 Misafir Üye Bulunmaktadır.)
Anasayfa İletişim TUS Güncel TUS Dersaneleri TUS Hazırlık Yabancı Dil ve TUS Mecburi Hizmet YDUS Tus Rehberi DUS
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 09-29-2016, 14:13   #1
tdersim
Normal Üye
 
Üyelik tarihi: 09.10.11
Mesajlar: 82
Tecrübe Puanı: 0
tdersim is an unknown quantity at this point
Standart Tutuklanan doçentin eşi: mağduruz

Tutuklanan doçentin eşi: Mezhebi gereği FETÖ/PDY ile ilişkisi olamaz
DARBE girişimine ilişkin başlatılan soruşturma kapsamında tutuklanan Doç. Dr. Hüseyin Can'ın ailesi basın toplantısı düzenledi. Hüseyin Can'ın aktif çalışan bir doktor ve akademisyen olduğunu belirten eşi Pelin Can, "En çok humanist duygularla yurttaşları için çalışan eşimin FETÖ/PDY ilişkilendirmesi bizi yaraladı" diye konuştu.
Darbe girişimi sonrası başlatılan operasyon kapsamında 13 Ağustos'ta gözaltına alınan ve 22 Ağustos'ta çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak Aliağa Ceza İnfaz Kurumu'na konulan İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Öğretim üyesi Doç. Dr. Hüseyin Can'ın ailesi İnsan Hakları Derneği İzmir Şubesi'nde basın toplantısı düzenledi. Toplantıya, Hüseyin Can'ın eşi Pelin Can, babası Düzali Can ve kayın babası Eyüp Sabri Özdündar ile İHD yöneticilerinden Caner Canlı katıldı. Pelin Can eşinin gözaltına alındığı geceyi şöyle anlattı:

"13 Ağustos sabaha karşı saat 04.00 civarında çalan kapının sesiyle yatağımdan kalktım. 'Sarhoşun biri kapıya mı geldi' dedim. Eşim kapıyı açtığında polislerle karşılaştık. Arama ve gözaltı emriyle gelmişlerdi. Evde arama yapıldı. 2.5 yaşındaki oğlumuz Mert Can o sırada uyuyordu. Yaklaşık 07.45 sıralarında eşimi gözaltına aldılar. Arkasından bakakaldım. En fazla 24 saat içerisinde eve döneceğini düşünürken eşim 11 gün gözaltında kaldı. Sesini duyamıyorduk, göremiyorduk. Gizlilik ve kısıtlama kararı vardı. Gözaltı sonrası eşim 22 Ağustos pazartesi günü adliyeye sevk edildi. Mahkemede eşimin aleyhine en ufak bir delil yoktu. Sadece birkaç kişinin 'Ben öyle duydum, bence öyle' şeklindeki söylemleri ile eşim tutuklandı. O günden beri kısıtlama kararı nedeniyle ne ben ne de oğlumuz eşimi göremiyoruz."

"EŞİM ALEVİ"

Eşinin Tuncelili alevi bir ailenin çocuğu olduğunu vurgulayan Pelin Can, "İşine aşık, asistanları ve öğrencileri ile mutlu olan bir akademisyendir. Mecburi hizmetini bitirdikten sonra üniversitelerde açılan Yrd. Doç. kadrolarına başvurularını yaptı. Katip Çelebi Üniversitesi derslerin başlamasına kısa zaman kalması ve eşimden daha fazla tıbbi yayına sahip başka bir dosyanın olmaması, ayrıca aile hekimliğinde akademisyen olma sayısının da çok az olması sebebiyle, Yrd. Doç. olarak kabul edildi." dedi.

Eşinin çok yoğun çalıştığını belirten Pelin Can, "O dönemlerde gecesini gündüzüne katarak, beni ve henüz 1 yaşında olan oğlunu göremeden koşuşturdu. Palyatif Bakım servisini açtı. Sayısını hatırlayamayacağım kadar kanser hastasının hayatına değer kattı, onların yaşam kalitesini yükseltti. Servis eşimin sorumluluğunda iken ödüller aldı ve Türkiye’nin her yerinden hasta yakınları bu servise yatış için talepte bulundu. Eşim Ankara merkezli ve İzmir ilinde şubesi olan Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği'nde İzmir Şube Başkanı, merkezi İzmir olan İzmir Onkoloji Grubu Derneği yönetim kurulu üyesi, İzmir Kanser Araştırmaları Derneği üyesi, İzmir Aile Hekimliği akademisi derneği üyesidir. Yaşadığımız olumsuzluklar nedeni ile merkezi Ankara’da bulunan Palyatif Sağlık Hizmetleri Derneğini Yönetim Kurulu üyeliğinden ve Sağlık Emekçileri Sendikası üyeliğinden istifa etmek durumunda kaldı. Aynı zamanda hastane yönetiminde de çalıştığı sırada üç yıl önce ödül aldı." dedi.

"HENÜZ 33 YAŞINDAYKEN DOÇENTLİK SINAVINI KAZANDI"

"Eşim henüz 33 yaşındayken doçentlik sınavına girip başarılı olarak sayılı genç doçentlerden biri olmasına karşın üniversite yaklaşık on ay kendisine kadro açmadı" diyen Pelin Can "Bu kadar başarı birilerini neden ve nasıl rahatsız etti bilemiyorum ama bir anda eşim gerek Yeşilyurt Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde gerek ise üniversitede yaklaşık 2,5 yıl boyunca mobbinge uğradı ve yapılan haksızlığa daha fazla dayanamayıp iki defa istifa dilekçesi verdi. Bilgisi olmadan; hatta eşim kongrede iken, odasının kilidi değiştirildi ve daha sonra da odasını boşaltması istendi. Daha sonra kendi elleriyle ve yoğun çalışma koşulları altında kurduğu Palyatif bakım servis sorumluluğu da elinden alındı" diye konuştu.

MEZHEBİ GEREĞİ PDY İLE İLİŞKİSİ OLAMAZ

15 Temmuz Darbe Girişimi'nin ardından bir akşam mesai bitiminde hiç beklemedikleri bir e-posta aldıklarını belirten Can, "Disiplin soruşturması kapsamında eşime 2 ay uzaklaştırma verildiğini öğrendik. Eşim 'her şerde bir hayır vardır. İllaki iki ay sonunda görevime döneceğim ve sonra bu insanlar benim yüzüme nasıl bakacaklar' dedi. Akabinde uzaklaştırma sonucu görevine geri dönmeye başlayanlar oldu. PDY ile asla ilişkisi olmayan zaten mezhebi gereği de hiçbir zaman ilgisi olamayacak olan eşim tüm konuşmalarında bugün yarın başlarım görevime diyerek fakülte ile ilgili rutin işlerini planlamaya başlamıştı bile" dedi. Yetkililerden yardım isteyen Pelin Can, eşinin iftira sonucu tutuklandığını düşündüklerini belirterek, yetkililerden bu kadar aktif çalışan ve FETÖ/PDY ile ilişkisinin bulunmasının mümkün olmadığını belirttiği eşi için yardım beklediklerini ifade etti. (DHA)

http://www.dengegazetesi.com.tr/esim-alevi-119697h.htm
tdersim isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

     

Alt 09-29-2016, 14:16   #2
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

ZMİR

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen FETÖ/PDY soruşturması kapsamında İzmir, Manisa ve Kocaeli'nde, İzmir Katip Çelebi Üniversitesinde (İKÇÜ) çalışan 35 kişi hakkında yakalama kararı verildi.

İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube ekiplerince eş zamanlı operasyonda 29 kişi gözaltına alındı, adreslerinde bulunamayan zanlıların da yakalanmaları için çalışma başlatıldı.

Gözaltına alınanlar arasında 15 Temmuz darbe girişimi gecesi Gölbaşı ilçesindeki Özel Hareket Daire Başkanlığını bombalayan pilotlardan Rafet Kalaycı'nın eşi uzman doktor Özlem Tuğçe Kalaycı da bulunuyor.

Şüpheliler, sağlık kontrolünün ardından ifadeleri alınmak üzere emniyete götürüldü.

Muhabir: Yusuf Şahbaz,Ömer Süt


FET֒CÜ binbaşının eşi hala görevde
Giriş Tarihi:14.11.2016, 00:20 Güncelleme Tarihi:14.11.2016, 00:20
Paylaş
facebook
twitter
gplus
e-posta
Darbeci binbaşı Rafet Kalaycı’nın doktor eşi Özlem Tuğçe Kalaycı’nın İKÇÜ Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ndeki görevine devam ettiği ortaya çıktı
MİT Müsteşarlığı ve Ankara İl Emniyet Müdürlüğü'ne saldıran 'KOBRA' helikopterlerden birini kullanmak için İzmir Çiğli 2. Ana Jet Üssü'ndeki görevinden yıllık izne ayrılıp hain darbe teşebbüsüne katılan Binbaşı Rafet Kalaycı'nın, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görev yapan eşi Uzman Doktor Özlem Tuğçe Kalaycı'nın görevine devam ettiği ortaya çıktı. Özlem Tuğçe Kalaycı'nın çevresine de eşinden 15 Temmuz öncesinde boşandığını söylemesine karşın hala eşiyle evli olduğu belirlendi.

Anlaşmalı boşanmalar

İzmir Cumhuriyet Başsavcı Vekili Okan Bato'nun darbe girişimi sonrası başlattığı soruşturmada İzmir'de gözaltına albay, yarbay, binbaşı gibi çeşitli rütbede 42 askeri personelin "Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması silahlı terör örgütüne üye olmak", "Örgüt adına anayasal düzeni silah zoru ile yıkmaya teşebbüs etmek (askeri darbe) ve hürriyeti tahdit" suçlamalarıyla tutuklanmasının ardından ilginç bir detay ortaya çıktı.
Başarısızlık ihtimaline karşı tedbir alan birçok komutanın, darbe girişiminden aylar öncesinde anlaşmalı şekilde evliliklerini sonlandırıp mal paylaşımı yaptıkları belirlendi.

Doçentliğe hazırlanıyor

Darbe gecesi gözaltına alınan FETÖ'cü binbaşı Rafet Kalaycı'nın eşinin de çevresindeki arkadaşlarına 'boşandım' demesine karşın resmi kayıtlarda hala evli olduğu belirtildi.
Üç çocuk annesi Kalaycı'nın kızlık soyisminin Acar olduğu ve hala hastanede uzman olarak görev yaptığı; doçentlik sınavlarına hazırlandığı öğrenildi.

ÇEVRESİNE BOŞANDIĞINI SÖYLEMİŞ

Binbaşı Rafet Kalaycı'nın eşi Özlem Tuğçe Kalaycı'nın çevresine 'boşandım' demesine karşın resmi kayıtlarda hala evli olduğu belirtildi.

FATİH ŞENDİL

Konu Kayıtsız Üye tarafından (11-15-2016 Saat 19:55 ) değiştirilmiştir.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 09-29-2016, 14:34   #3
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

“Hüseyin Can serbest bırakılsın!”
30.08.2016 - 15:13 Gündem

İzmir'de "FETÖ/PDY üyeliği" nedeniyle gözaltına alınan Doç. Dr. Hüseyin Can'ın ailesi basın toplantısı düzenledi.

İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Öğretim üyesi ve Yeşilyurt Devlet Hastanesi’nde doktorluk yapan, “FETÖ/PDY üyeliği” suçlamasıyla tutuklanan Doç. Dr. Hüseyin Can’ın ailesi bugün konu ile ilgili basın toplantısı düzenledi.

İnsan Hakları Derneği (İHD) binasında yapılan toplantıda Can’ın tutuklanması süreci hakkında bilgi verildi. Toplantıda ilk olarak Hüseyin Can’ın kayınpederi Eyüp Sabri Özdündar söz aldı. Bornova HDP İl ve İlçeler Arası Koordinasyon görevlisi ve İHD üyesi olduğunu, aynı zamanda emekli eğitim emekçisi olduğunu belirten Özdündar, sosyalist kimliğinden dolayı da Diyarbakır Cezaevi’nde yattığını söyledi. Damadının İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı’nda öğretim üyesi olarak görev yapmakta olduğunu ifade etti. Ailelerine yönelik böyle iddiaların doğru olmadığını, damadının “FETÖ/PDY” ile ilgisinin kesinlikle bulunmadığını dile getiren Özdündar, damadına sahip çıktığını belirterek, bu durumun bir an önce açıklığa kavuşmasını ve tutuklamanın son bulmasını istedi.

Ardından konuşan Can’ın babası Düzali Can ise, Dersim/Hozatlı, Alevi, demokrat ve CHP’li olduklarını anlattı. Oğlunun demokrat, akademik ve bilimsel çalışmalarıyla tanınan bir doktor olduğunu aktardı. Oğlunun “FET֔ ile suçlanmasının mesnetsiz olduğunu vurguladı.

Toplantıda son olarak basına açıklama yapan Can’ın eşi Pelin Pınar Can, eşinin akademisyen kimliği hakkında bilgi verdi. Eşinin çalışmalarını şu sözlerle anlattı: “Aynı zamanda NLP traıner- Kişisel gelişim eğitimleri veriyordu. Palyatif Bakım servisini açmıştır. Sayısını hatırlayamayacağım kadar kanser hastasının hayatına değer katmış onların yaşam kalitesini yükseltmiştir. Servis eşimin sorumluluğunda iken ödüller almıştır. Eşim Ankara merkezli ve İzmir ilinde şubesi olan Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneğinde İzmir şube başkanı, merkezi İzmir olan İzmir Onkoloji Grubu derneği yönetim kurulu üyesi, İzmir Kanser Araştırmaları derneği üyesi, İzmir Aile Hekimliği akademisi derneği üyesidir.”

Eşinin, Yeşilyurt Eğitim Araştırma Hastanesi’nde ve üniversitede yaklaşık 2,5 yıl boyunca mobbinge uğradığını söyleyen Can, hastane yönetimi tarafından eşi kongredeyken odasının kilidinin değiştirildiğini ve daha sonra da odasını boşaltmasının istendiğini belirtti. Palyatif bakım servis sorumluluğun da elinden alındığını ifade eden Can, baskılar sürerken eşine haklı ya da haksız hiçbir gerekçe sunulmadığını kaydetti. Can, 13 Ağustos günü evlerinin basıldığını, arama esnasında “suç” unsuru bulunmadığını ve gözaltının yaşandığını, 22 Ağustos günü ise tutuklandığını söyledi.

Can, eşinin Şakran Cezaevi’nde olduğunu, “gizlilik ve kısıtlama kararı” olduğu için eşi ile görüşemediklerini ifade etti.

“FETÖ/PDY” ile hiçbir biçimde alakalarının olmadığını, eşinin insan hakları savunucusu bir demokrat olduğunun bilenmesine rağmen, birkaç kişin “Ben öyle duydum. Belki olabilir” lafları ile tutuklanmasının anlaşılmaz olduğunu dile getiren Can, devletin, ispatsız ve asılsız iddialarla eşinin tutuklanmasından dolayı mağdur olduklarını ve bu durumun bir an önce açıklığa kavuşması için kamuoyunu duyarlılığa çağırdı.

Can, eşin bir an önce serbest bırakılmasını talep etti.

Kızıl Bayrak / İzmir
http://www.kizilbayrak1.net/ana-sayf...st-birakilsin/
  Alıntı ile Cevapla
Alt 09-29-2016, 17:30   #4
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Alıntı:
tdersim´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Tutuklanan doçentin eşi: Mezhebi gereği FETÖ/PDY ile ilişkisi olamaz
DARBE girişimine ilişkin başlatılan soruşturma kapsamında tutuklanan Doç. Dr. Hüseyin Can'ın ailesi basın toplantısı düzenledi. Hüseyin Can'ın aktif çalışan bir doktor ve akademisyen olduğunu belirten eşi Pelin Can, "En çok humanist duygularla yurttaşları için çalışan eşimin FETÖ/PDY ilişkilendirmesi bizi yaraladı" diye konuştu.
Darbe girişimi sonrası başlatılan operasyon kapsamında 13 Ağustos'ta gözaltına alınan ve 22 Ağustos'ta çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak Aliağa Ceza İnfaz Kurumu'na konulan İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Öğretim üyesi Doç. Dr. Hüseyin Can'ın ailesi İnsan Hakları Derneği İzmir Şubesi'nde basın toplantısı düzenledi. Toplantıya, Hüseyin Can'ın eşi Pelin Can, babası Düzali Can ve kayın babası Eyüp Sabri Özdündar ile İHD yöneticilerinden Caner Canlı katıldı. Pelin Can eşinin gözaltına alındığı geceyi şöyle anlattı:

"13 Ağustos sabaha karşı saat 04.00 civarında çalan kapının sesiyle yatağımdan kalktım. 'Sarhoşun biri kapıya mı geldi' dedim. Eşim kapıyı açtığında polislerle karşılaştık. Arama ve gözaltı emriyle gelmişlerdi. Evde arama yapıldı. 2.5 yaşındaki oğlumuz Mert Can o sırada uyuyordu. Yaklaşık 07.45 sıralarında eşimi gözaltına aldılar. Arkasından bakakaldım. En fazla 24 saat içerisinde eve döneceğini düşünürken eşim 11 gün gözaltında kaldı. Sesini duyamıyorduk, göremiyorduk. Gizlilik ve kısıtlama kararı vardı. Gözaltı sonrası eşim 22 Ağustos pazartesi günü adliyeye sevk edildi. Mahkemede eşimin aleyhine en ufak bir delil yoktu. Sadece birkaç kişinin 'Ben öyle duydum, bence öyle' şeklindeki söylemleri ile eşim tutuklandı. O günden beri kısıtlama kararı nedeniyle ne ben ne de oğlumuz eşimi göremiyoruz."

"EŞİM ALEVİ"

Eşinin Tuncelili alevi bir ailenin çocuğu olduğunu vurgulayan Pelin Can, "İşine aşık, asistanları ve öğrencileri ile mutlu olan bir akademisyendir. Mecburi hizmetini bitirdikten sonra üniversitelerde açılan Yrd. Doç. kadrolarına başvurularını yaptı. Katip Çelebi Üniversitesi derslerin başlamasına kısa zaman kalması ve eşimden daha fazla tıbbi yayına sahip başka bir dosyanın olmaması, ayrıca aile hekimliğinde akademisyen olma sayısının da çok az olması sebebiyle, Yrd. Doç. olarak kabul edildi." dedi.

Eşinin çok yoğun çalıştığını belirten Pelin Can, "O dönemlerde gecesini gündüzüne katarak, beni ve henüz 1 yaşında olan oğlunu göremeden koşuşturdu. Palyatif Bakım servisini açtı. Sayısını hatırlayamayacağım kadar kanser hastasının hayatına değer kattı, onların yaşam kalitesini yükseltti. Servis eşimin sorumluluğunda iken ödüller aldı ve Türkiye’nin her yerinden hasta yakınları bu servise yatış için talepte bulundu. Eşim Ankara merkezli ve İzmir ilinde şubesi olan Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği'nde İzmir Şube Başkanı, merkezi İzmir olan İzmir Onkoloji Grubu Derneği yönetim kurulu üyesi, İzmir Kanser Araştırmaları Derneği üyesi, İzmir Aile Hekimliği akademisi derneği üyesidir. Yaşadığımız olumsuzluklar nedeni ile merkezi Ankara’da bulunan Palyatif Sağlık Hizmetleri Derneğini Yönetim Kurulu üyeliğinden ve Sağlık Emekçileri Sendikası üyeliğinden istifa etmek durumunda kaldı. Aynı zamanda hastane yönetiminde de çalıştığı sırada üç yıl önce ödül aldı." dedi.

"HENÜZ 33 YAŞINDAYKEN DOÇENTLİK SINAVINI KAZANDI"

"Eşim henüz 33 yaşındayken doçentlik sınavına girip başarılı olarak sayılı genç doçentlerden biri olmasına karşın üniversite yaklaşık on ay kendisine kadro açmadı" diyen Pelin Can "Bu kadar başarı birilerini neden ve nasıl rahatsız etti bilemiyorum ama bir anda eşim gerek Yeşilyurt Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde gerek ise üniversitede yaklaşık 2,5 yıl boyunca mobbinge uğradı ve yapılan haksızlığa daha fazla dayanamayıp iki defa istifa dilekçesi verdi. Bilgisi olmadan; hatta eşim kongrede iken, odasının kilidi değiştirildi ve daha sonra da odasını boşaltması istendi. Daha sonra kendi elleriyle ve yoğun çalışma koşulları altında kurduğu Palyatif bakım servis sorumluluğu da elinden alındı" diye konuştu.

MEZHEBİ GEREĞİ PDY İLE İLİŞKİSİ OLAMAZ

15 Temmuz Darbe Girişimi'nin ardından bir akşam mesai bitiminde hiç beklemedikleri bir e-posta aldıklarını belirten Can, "Disiplin soruşturması kapsamında eşime 2 ay uzaklaştırma verildiğini öğrendik. Eşim 'her şerde bir hayır vardır. İllaki iki ay sonunda görevime döneceğim ve sonra bu insanlar benim yüzüme nasıl bakacaklar' dedi. Akabinde uzaklaştırma sonucu görevine geri dönmeye başlayanlar oldu. PDY ile asla ilişkisi olmayan zaten mezhebi gereği de hiçbir zaman ilgisi olamayacak olan eşim tüm konuşmalarında bugün yarın başlarım görevime diyerek fakülte ile ilgili rutin işlerini planlamaya başlamıştı bile" dedi. Yetkililerden yardım isteyen Pelin Can, eşinin iftira sonucu tutuklandığını düşündüklerini belirterek, yetkililerden bu kadar aktif çalışan ve FETÖ/PDY ile ilişkisinin bulunmasının mümkün olmadığını belirttiği eşi için yardım beklediklerini ifade etti. (DHA)

http://www.dengegazetesi.com.tr/esim-alevi-119697h.htm
Bu linkteki yorumlara göre olaydaki tüm elemanlar tusdata hocası çalışanı ve ortağı kii doğru mu?? İftira mi??

Olayı ulaş hocaya bile sarmidlar. . Sanmam. .bence iftira
  Alıntı ile Cevapla
Alt 09-30-2016, 07:31   #5
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Tarih : 08 Mart 2012
Fişleme, sömürü, ajanlık, istihbarat, ikna toplantıları…
Kansu Yıldırım
Tıpta Uzmanlık Sınavı (TUS), 1990’lardan itibaren kendi dershane sektörünü yarattı. Pek çok dershane kuruldu. Sektör büyüdükçe, dershanecilik sektöründe kartel durumunda bulunan dershaneler arasında öğrenci kapma savaşları başladı.
Dudak uçuklatan fiyatlar!
Dershaneler internet sitelerinde “eğitimde fırsat eşitliğini” savunsa da, kampanyalı paket fiyatları 6000 TL’den başlayıp 8000 TL’ye kadar çıkıyor. Sınav öncesi dershanelerin düzenlediği TUS kamplarının fiyatı ise, paket ücrete dâhil olmadığı zaman 5000 lira civarında.
İkna toplantıları!
Öğrencilerden alınan bilgilere göre, kayıt öncesi görüşmek üzere dershaneye giden öğrencilerin yüksek fiyatlar karşısında geri adım atmasını önlemek amacıyla psikolojik ikna metotları da kullanılıyor. Tanıtım toplantılarında birkaç şeye dikkat ediliyor: Tanıtımı yapan kişinin karizmatik özelliklere sahip olması, toplantılarda fiyatlardan şikâyet eden öğrencilere yönelik “TUS’un ancak TUS dershanesi ile kazanılabileceği” yönünde karamsar bir hava yaratılması ve fiyatlar öğrenciler tarafından eleştirilmeye başlandığında önceden ayarlanmış bir oyun sahnelenmesi. Bu oyunda, dershane tarafından seçilmiş bir öğrenci, cankurtaran olarak söz alıyor ve yine dershane tarafından kabul edilmeye hazır bir fiyat skalasını ve koşulları sıralayarak, dershanenin “öğrencileri dikkate aldığı” yönünde algı yaratılıyor. Bu ikna toplantılarına katılan görevli personelin nasıl eğitildiğine ilişkin videolar çeşitli paylaşım sitelerinde dolaşıyor.
Öğrencileri fişliyorlar!
Bir TUS dershanesinin internet sitesine sızan başka bir TUS dershanesi ise, öğrencilerin siyasi görüşlerine, etnisitelerine, mezheplerine ve cinsiyetlerine göre fişlendiği gerçeğini ortaya çıkardı.
Adım adım fişleme!
1. Tıp fakültelerindeki İngilizce ve Türkçe amfilerden düzenli not tutan, arkadaşları arasında sözü dinlenen, çeşitli gezi, kitap alımı gibi organizasyon işlerini yürüten öğrenciler tespit ediliyor.
2. Bu öğrencilerden her amfiye temsilciler seçiliyor. Ancak başkanlar her kesimi kapsayacak şekilde Alevi, sol görüşlü veya cemaate yakın isimlerden tercih ediliyor. Özellikle sosyal paylaşım sitelerinde arkadaş sayısı gibi popülaritesi yüksek kişileri seçilip, onlar aracılığıyla toplantı yapılıyor.
3. Fişlemelere uygun olarak yapılan toplantılarda öğrencilere çeşitli eşantiyonlar verilip “anı” fotoğrafları çekiliyor. Öğrenciler, ideolojik görüşlerine göre sınıflandırılıyor. Bazı fişlemelerde öğrencilerin geçirdiği kronik rahatsızlıklardan karakteristik özelliklerine, ailelerinin gelir durumundan üye olduğu kulüp ve derneklere kadar geniş bir bilgi kümesi oluşturuluyor.
4. Fişleme sırasında “ajanlara” bir kontrol listesi veriliyor ve “Kız-erkek dağılımına dikkat edildi mi?”, “Her türlü yaşam tarzının dengeli bir dağılımı olmasına dikkat edildi mi?”, “Staja ayrıldıklarında temsilcilerin homojen dağılımına dikkat edildi mi?” gibi belli noktaların altı çiziliyor.
Ajan öğrenci yaratıyorlar!
Görüştüğümüz öğrencilerin verdiği bilgilere göre, TUS dershanelerinin bazıları, öğrencilerine özel isimlerle gruplar oluşturuyor. Belirli bir ücret karşılığında ekonomik durumu zayıf öğrencilerden rakip dershaneye “ajan öğrenci” olarak gönderiliyor. Rakip dershanede eğitim sistemi, müfredatı ve öğrenci profili hakkında istihbarat toplayan ajan öğrenciler, bunları kendi dershanelerine raporluyor.
Cankurtaran simidi
Öte yandan, TUS’a giren tıp öğrencilerinin sayısı sürekli artarken, kontenjanlar ise yerinde sayıyor. Son bir yıl içinde Temel Tıp Bilimleri Testinin birincisine 11.147 öğrenci, Klinik Tıp Bilimleri Testine 11.050 öğrenci, Temel Tıp Bilimleri Testinin ikincisine 97 öğrenci girdi. Mevcut TUS kontenjanları ise 2010 yılında toplam 5074 iken 2011 yılında 5800 idi. Sınava başvuru yapan adayların %23,6’sı, giren adayların ise %30,1’i bir kontenjana yerleşebiliyor. Böyle bir ortamda TUS dershanelerinin kurtarıcı gibi gözükmesi kanıksanıyor.
“Dershaneler Türkiye’deki tıp eğitiminin geleceğini tehdit eder hale geldi”
Konuyla ilgili görüş aldığımız bazı intörn doktorlar, TUS dershane zincirlerinin, ülkedeki genel kutuplaşmaya paralel olarak kendilerini hükümet yanlısı ve “cemaat”e yakın ya da “ulusalcı, modern” olarak konumlandırıp durumdan nemalanma peşinde olduklarını anlattı. Bu dershanelerin Türkiye’deki tıp eğitiminin geleceğini tehdit eder hale geldiğini söyleyen intörnler, tıp öğrencilerinin umutsuzluk içinde, sınavı kazanmak için kendi fakültelerindeki bilimsel derslere girmeyip bu dershanelere koştuklarını ve bu durumun tıp fakültelerindeki eğitimin hedefinden uzaklaşmasına yol açtığını dile getirdiler.
Görüş aldığımız intörn doktorlar ayrıca şu bilgileri verdiler: “Dershanelerin çalışma yöntemleri aynı. Fakültenin ilk 2 yıllık eğitimi sonucunda öğrencilerin not ortalamaları ele geçiriliyor. Öğrenciler arasından en başarılı olanlar çeşitli adlar altında (örn. genç klinisyenler) daha sınava 4 yıl varken ücretsiz kaydedilerek dershaneye bağlanıyor ve bu öğrencilerin sınav sonuçları üzerinden daha sonra hem dershane propagandası yapılıyor, hem de dönem arkadaşları dershaneye çekilmeye çalışıyor. Dönem 3 ve 4 başlarında ise çeşitli ikramların olduğu, çekilişlerle bazı hediyelerin (birkaç kişiye ücretsiz kayıt veya kitap serileri gibi) dağıtıldığı büyük toplantılar yapılıyor. Bu toplantılarda TUS’un ne kadar zorlu bir süreç olduğu, dershaneye gidilmeden kazanılmasının imkansız olduğu uzun uzun anlatılıp erken kaydın indirim gibi ‘faydalarından’ bahsediliyor. Öyle acıklı bir ortam oluşturuluyor ki, daha toplantının çıkışında çok sayıda öğrenci senetlere imza atmış oluyor.
En problemli kısım ise, bu öğrencilerin kendi arkadaşlarına karşı kullanılmaları. Ortaya saçılan belgelerden öğreniyoruz ki bu öğrenciler kendi dönem arkadaşlarının dini, mezhepsel, ideolojik, ailesel, ekonomik vs. durumları hakkında dershaneye bilgi taşıyıp fişleme yapıyorlar.”


Hekim postası bunlardan bahsetmişti
  Alıntı ile Cevapla
Alt 09-30-2016, 22:12   #6
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Menü butonu
Arama butonu
Cumhuriyet logogölge
Anasayfa > Türkiye
Alevi ve solcuydu ama FET֒den tutuklandı
Mesleki başarılarıyla gündeme gelen akademisyen Doç. Dr. Hüseyin Can, birkaç kişinin “Ben öyle duydum, bence öyle” demesiyle FETÖ soruşturması kapsamında tutuklandı

04 Eylül 2016 Pazar - AYŞE YILDIRIM

[Haber görseli]
“Üreten bir insanın nasıl tüketildiğinin kanıtıdır benim eşim.” Genç bir kadın, Pelin Pınar Can, eşi Doç. Dr. Hüseyin Can’ın uğradığı haksızlığı anlatmaya çalışırken kuruyor bu cümleyi. Bugünlerde yaşanan onlarca, yüzlerce belki binlerce hikayeden biri onlarınki. Pelin, İzmir Karşıyaka’da eğitimci bir ailenin kızıdır. Nazilli Adnan Menderes Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun olduktan sonra bir süre özel sektörde çalışır. Bu sırada Adnan Menderes Tıp Fakültesi’nden mezun olan Hüseyin Can ile evlenmiştir.
Hem kendi ailesinin İzmir’de yaşaması hem de eşinin öğrencilik hayatının orada geçmesi nedeniyle İzmir’e yerleşmeye karar verirler. Hüseyin Can’ın hedefi akademik kariyer yapmaktır. Yrd. Doç. olunca İzmir dışındaki birçok üniversiteden teklif gelir. Ama o İzmir’deki Katip Çelebi üniversitesine başvurmaya karar verir. Hazırladığı dosya gerekli şartların bile üstündedir üstelik.
DOSYASINA BİLE BAKILMADI
Başvurusunu yaptıktan sonra dosyaya bile doğru dürüst bakılmadan kendisine “memleketi nedeni ile araştırma yapılacağı” söylenerek geri çevrilir. Çünkü Hüseyin Can, Tuncelili Alevi bir aileye mensuptur. Ancak üniversitede derslerin başlamasına kısa bir süre kala Hüseyin Can’a gelin başlayın denir. Çünkü aile hekimliğinde akademisyene ihtiyaçları vardır. Ve Hüseyin Can 2013’te Yrd. Doç. olarak Katip Çelebi Üniversitesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı’nda öğretim üyesi olarak çalışmaya başlar. 2014 yılında bir oğulları olunca Pelin de iş hayatını noktalar.
Çocuğunu büyütürken uluslararası ilişkilerde yüksek lisans yapmayı planlar.. Görünürde her şey yolundadır. Ama perdenin gerisi hiç de öyle değildir. İşine aşık, asistanları ve öğrencileriyle mutlu bir akademisyen olan Hüseyin Can aynı zamanda NLP trainer’dı, yani kişisel gelişim eğitimleri veriyordu. Adaletli, hasta ve öğrenci haklarını savunan bir sistemi savunuyordu. Gecesini gündüzüne katmış, aile hekimliği ile yetinmemiş bir de kanser hastalarının yaşam kalitesini artırmak için üniversiteye bağlı Yeşilyurt Eğitim Araştırma Hastanesi bünyesinde Palyatif Bakım Servisi açmıştı.
Sayısını bile hatırlayamayacağı kadar kanser hastasının hayatına değer katmıştı. Karşılığını ise aldığı ödüllerle görmüştü. O denli başarılıydı ki yurtdışından Palyatif Bakım Servisi’ni görmeye gelen heyetler bile oluyordu.

HER ALANDA FAALDİ
Hüseyin Can aynı zamanda Ankara merkezli ve İzmir ilinde şubesi olan Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği’nde İzmir Şube Başkanı, merkezi İzmir olan İzmir Onkoloji Grubu Derneği Yönetim Kurulu Üyesi, İzmir Kanser Araştırmaları Derneği üyesi, İzmir Aile Hekimliği Akademisi Derneği üyesiydi. Hastane yönetimindeki çalışmaları nedeniyle de üç yıl önce ödüllendirilmişti. Bakanlığın Sigara Bıraktırma Hattı personellerine eğitim veriyor, yine bakanlığın dumansız hava sahası ve tütünle mücadele çalışmalarına destek oluyor, bir takım görevler üstleniyordu. Bu arada üniversitedeki kimi akademisyenlerin çekememezlikleri başlamıştı bile. Ama o bunların üstünde bile durmuyordu.
10 AY KADRO VERİLMEDİ
Yaklaşık 10 ay önce Doçentlik sınavına girdi Hüseyin Can. Ve 33 yaşında doçent oldu. Ama üniversite bu 10 ay boyunca kendisine doçentlik kadrosu açmadı. Alttan alta 2,5 yıldır yaşadığı mobbinge bir yenisi eklenmişti. Önce dumansız hava sahası çalışmalarından çıkarılmıştı, sonra döner sermayeden. Bir gün kongreden döndüğünde odasının kilidinin değiştirildiğini fark etti ve kendisinden odasını boşaltmasını istediler. Bununla da kalmadı. Daha sonra kendi elleriyle kurduğu Palyatif Bakım Servisi sorumluluğu da elinden alındı. Ve tüm bunların hiçbirinde haklı ya da haksız bir gerekçe gösterilmedi. Bunlar olunca iki kez istifa dilekçesi verdi Hüseyin Can ama hakkını yasal yollarla arayacağını beyan etti. Ve işte tam da mobbing davası açmaya hazırlanıyordu ki 15 Temmuz darbe girişimi oldu. İzmir Katip Çelebi Üniversitesi de soruşturma kapsamındaydı.
Bir akşam mesai bitiminde hiç beklenmedik bir mail geldi Hüseyin Can’a. Disiplin soruşturması kapsamında 2 ay uzaklaştırma verilmişti. Hüseyin Can, haksızlığa uğradığından, üniversitede kendisinden rahatsız olan bazı akademisyenlerin uğraşları sonucu uzaklaştırıldığını söylüyordu eşine. İki ay sonra görevine döneceğinden emindi. Zaten bazı öğretim görevlileri dönmeye başlamıştı. Ama onun için öyle olmadı. 13 Ağustos sabaha karşı saat 04.10’da kapısı çalındı. Karşısında polisler vardı. Arama ve gözaltı emriyle gelmişlerdi. 07.45’e kadar süren aramada hiçbir şey bulunamadı. Ama Hüseyin Can’ı gözaltına alarak gitti polisler. O sırada 2,5 yaşındaki oğlu uyuyordu. Ailesi ertesi gün eve döneceğinden emindi. Çünkü, iddia edildiği gibi Fethullahçılarla hiçbir bağı olamazdı. Zaten, Alevi ve solcuydu. Ama yine hayal kırıklığı yaşadılar.Can, bırakılmadı. 11 gün boyunca kimseyle görüştürülmedi. 24 Ağustos pazartesi günü adliyeye sevk edildi. O ana kadar dik duran ve meslektaşlarının iftirasına boyun eğmeyeceğini söyleyen Can, eşinin kollarından kopup yanına koşan oğlunu gördüğünde gözyaşlarını tutamadı. Mahkemede aleyhine en ufak bir delil yoktu... Sadece birkaç kişinin ‘’Ben öyle duydum, bence öyle...’’ şeklindeki ihbarları delil kabul edildi ve tutuklandı.


CEZAEVİNDE ZAMANI BELİRSİZ MAHKEME GÜNÜNÜ BEKLİYOR

“Kendi halinde basit bir hayat yaşayan çekirdek ailenin bir iki kişinin ne olduğunu bilmediğim dertleri yüzünden dağılmasını herkes bilsin istedim” diyor Pelin Pınar Can. Ve o da biliyor ki kendileri gibi birçok örnek var artık Türkiye’de. Onun için başta kurduğu cümleyi yineliyor: “Üreten bir insanın nasıl tüketildiğinin kanıtıdır benim eşim...”

Cumhuriyet Gazetesi sorumlu tutulamaz.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 10-01-2016, 06:54   #7
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Alıntı:
tdersim´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Tutuklanan doçentin eşi: Mezhebi gereği FETÖ/PDY ile ilişkisi olamaz
DARBE girişimine ilişkin başlatılan soruşturma kapsamında tutuklanan Doç. Dr. Hüseyin Can'ın ailesi basın toplantısı düzenledi. Hüseyin Can'ın aktif çalışan bir doktor ve akademisyen olduğunu belirten eşi Pelin Can, "En çok humanist duygularla yurttaşları için çalışan eşimin FETÖ/PDY ilişkilendirmesi bizi yaraladı" diye konuştu.
Darbe girişimi sonrası başlatılan operasyon kapsamında 13 Ağustos'ta gözaltına alınan ve 22 Ağustos'ta çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak Aliağa Ceza İnfaz Kurumu'na konulan İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Öğretim üyesi Doç. Dr. Hüseyin Can'ın ailesi İnsan Hakları Derneği İzmir Şubesi'nde basın toplantısı düzenledi. Toplantıya, Hüseyin Can'ın eşi Pelin Can, babası Düzali Can ve kayın babası Eyüp Sabri Özdündar ile İHD yöneticilerinden Caner Canlı katıldı. Pelin Can eşinin gözaltına alındığı geceyi şöyle anlattı:

"13 Ağustos sabaha karşı saat 04.00 civarında çalan kapının sesiyle yatağımdan kalktım. 'Sarhoşun biri kapıya mı geldi' dedim. Eşim kapıyı açtığında polislerle karşılaştık. Arama ve gözaltı emriyle gelmişlerdi. Evde arama yapıldı. 2.5 yaşındaki oğlumuz Mert Can o sırada uyuyordu. Yaklaşık 07.45 sıralarında eşimi gözaltına aldılar. Arkasından bakakaldım. En fazla 24 saat içerisinde eve döneceğini düşünürken eşim 11 gün gözaltında kaldı. Sesini duyamıyorduk, göremiyorduk. Gizlilik ve kısıtlama kararı vardı. Gözaltı sonrası eşim 22 Ağustos pazartesi günü adliyeye sevk edildi. Mahkemede eşimin aleyhine en ufak bir delil yoktu. Sadece birkaç kişinin 'Ben öyle duydum, bence öyle' şeklindeki söylemleri ile eşim tutuklandı. O günden beri kısıtlama kararı nedeniyle ne ben ne de oğlumuz eşimi göremiyoruz."

"EŞİM ALEVİ"

Eşinin Tuncelili alevi bir ailenin çocuğu olduğunu vurgulayan Pelin Can, "İşine aşık, asistanları ve öğrencileri ile mutlu olan bir akademisyendir. Mecburi hizmetini bitirdikten sonra üniversitelerde açılan Yrd. Doç. kadrolarına başvurularını yaptı. Katip Çelebi Üniversitesi derslerin başlamasına kısa zaman kalması ve eşimden daha fazla tıbbi yayına sahip başka bir dosyanın olmaması, ayrıca aile hekimliğinde akademisyen olma sayısının da çok az olması sebebiyle, Yrd. Doç. olarak kabul edildi." dedi.

Eşinin çok yoğun çalıştığını belirten Pelin Can, "O dönemlerde gecesini gündüzüne katarak, beni ve henüz 1 yaşında olan oğlunu göremeden koşuşturdu. Palyatif Bakım servisini açtı. Sayısını hatırlayamayacağım kadar kanser hastasının hayatına değer kattı, onların yaşam kalitesini yükseltti. Servis eşimin sorumluluğunda iken ödüller aldı ve Türkiye’nin her yerinden hasta yakınları bu servise yatış için talepte bulundu. Eşim Ankara merkezli ve İzmir ilinde şubesi olan Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği'nde İzmir Şube Başkanı, merkezi İzmir olan İzmir Onkoloji Grubu Derneği yönetim kurulu üyesi, İzmir Kanser Araştırmaları Derneği üyesi, İzmir Aile Hekimliği akademisi derneği üyesidir. Yaşadığımız olumsuzluklar nedeni ile merkezi Ankara’da bulunan Palyatif Sağlık Hizmetleri Derneğini Yönetim Kurulu üyeliğinden ve Sağlık Emekçileri Sendikası üyeliğinden istifa etmek durumunda kaldı. Aynı zamanda hastane yönetiminde de çalıştığı sırada üç yıl önce ödül aldı." dedi.

"HENÜZ 33 YAŞINDAYKEN DOÇENTLİK SINAVINI KAZANDI"

"Eşim henüz 33 yaşındayken doçentlik sınavına girip başarılı olarak sayılı genç doçentlerden biri olmasına karşın üniversite yaklaşık on ay kendisine kadro açmadı" diyen Pelin Can "Bu kadar başarı birilerini neden ve nasıl rahatsız etti bilemiyorum ama bir anda eşim gerek Yeşilyurt Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde gerek ise üniversitede yaklaşık 2,5 yıl boyunca mobbinge uğradı ve yapılan haksızlığa daha fazla dayanamayıp iki defa istifa dilekçesi verdi. Bilgisi olmadan; hatta eşim kongrede iken, odasının kilidi değiştirildi ve daha sonra da odasını boşaltması istendi. Daha sonra kendi elleriyle ve yoğun çalışma koşulları altında kurduğu Palyatif bakım servis sorumluluğu da elinden alındı" diye konuştu.

MEZHEBİ GEREĞİ PDY İLE İLİŞKİSİ OLAMAZ

15 Temmuz Darbe Girişimi'nin ardından bir akşam mesai bitiminde hiç beklemedikleri bir e-posta aldıklarını belirten Can, "Disiplin soruşturması kapsamında eşime 2 ay uzaklaştırma verildiğini öğrendik. Eşim 'her şerde bir hayır vardır. İllaki iki ay sonunda görevime döneceğim ve sonra bu insanlar benim yüzüme nasıl bakacaklar' dedi. Akabinde uzaklaştırma sonucu görevine geri dönmeye başlayanlar oldu. PDY ile asla ilişkisi olmayan zaten mezhebi gereği de hiçbir zaman ilgisi olamayacak olan eşim tüm konuşmalarında bugün yarın başlarım görevime diyerek fakülte ile ilgili rutin işlerini planlamaya başlamıştı bile" dedi. Yetkililerden yardım isteyen Pelin Can, eşinin iftira sonucu tutuklandığını düşündüklerini belirterek, yetkililerden bu kadar aktif çalışan ve FETÖ/PDY ile ilişkisinin bulunmasının mümkün olmadığını belirttiği eşi için yardım beklediklerini ifade etti. (DHA)

http://www.dengegazetesi.com.tr/esim-alevi-119697h.htm
Mağdur olmayabilir çünkü bu sayfadaki yorumlar kdfz karıştırıcı


Recep29 Eylül 2016 20:13
Kâtip Çelebi çok fazla sayıda fetocu barındıran bir yapı herkes bilir... tuddata tus Dersanesi cemaat paralel fetocu Feto bağlantılı çok sayıda hoca barındıran bir yapı. .. yorumcunun biri eşi bu yapıda çalışıyor kuzeni bu yapının ortağı diyorki bayanın anlattığı kâtip Çelebi'ye tercih süreçleri tün sopheleri barındırıyor. Bu mağduriyet hikayesi bana inandırıcı gelmedi.
Beğendim (1)Beğenmedim (0)Yanıtla
Yakaoğlu30 Ağustos 2016 22:39
''33 yaşında doçentlik sınavını kazanmışmış''... Nasıl kazandı acaba ?... Yarım puan ile 1 puan ile yıllardır hakimlik sınavında elenen o kadar avukat arkadaş var, neden ?... Nedeni bu 'FETO' cular soruları çalıp çalıp kendi adamlarını yerleştirmişler yıllarca her tarafa... Utanmadan sıkılmadan hala konuşuyorlar , beyanat veriyorlar !...
Beğendim (2)Beğenmedim (0)Yanıtla
sa29 Eylül 2016 11:17
katip çelebi üniversitesi
tusdata dersanesi
33 yaşında doçent
süper yetenek

daha ne olsun
Beğendim (1)Beğenmedim (0)Yanıtla
Ali29 Eylül 2016 06:35
Kâtip Çelebi Üniversitesine yıldan seçen adamı almıyorlar. . Ayrıca Ruslara tus dersanesinin samanyolu tv de zaman gazetesinde sürekli haber adı altında tanıtımı çıkardı. . Ayrıca 33 yaşında doçentlik çok erken değil mi? ?
Beğendim (1)Beğenmedim (0)Yanıtla
Atakan30 Ağustos 2016 19:44
Hüseyin Hocayı tanımasak inanırdık sevgili ailesi
Beğendim (0)Beğenmedim (0)Yanıtla
Cemalettin ÖZCAN31 Ağustos 2016 12:39
Hüseyin Hoca nasıl biriymiş anlatın da Halk bilsin.
Beğendim (1)Beğenmedim (0)Yanıtla
Cevaben30 Ağustos 2016 23:57
Tanışıklığımız olmuştu aile ile kendisi çocuk yaşından beri cemaat bağlantılı bir insan. Zaten sanıyorum ki yaptığı yardımlardan bulmuşlardır kendisini.
Açıklama yapan eşi de İzmir Tusdata Dershanesinde çalışıyordu. Tıpta uzmanlık sınavına hazırlayan dershane. Hatta Pelin Hanımın kuzeni Ulaş Bey o dershanenin ortağıydı.
Tek diyeceğim; İlahi Adalet er ya da geç yerini buluyor.
Beğendim (2)Beğenmedim (0)Yanıtla
DR.Che30 Ağustos 2016 19:59
İş para işi rant işi mezhep işi değil. Sırf uzmanlık için cemaate yakın olan insanlar bunlar. Ailelerinin mezheplerini şimdi kendilerini kurtarmak için kullanmasınlar. Yoksa bizde aleviyiz biliyoruz neler yaşandığını. Ayıp..
Beğendim
  Alıntı ile Cevapla
Alt 10-04-2016, 09:01   #8
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Alıntı:
Kayıtsız Üye´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Tarih : 08 Mart 2012
Fişleme, sömürü, ajanlık, istihbarat, ikna toplantıları…
Kansu Yıldırım
Tıpta Uzmanlık Sınavı (TUS), 1990’lardan itibaren kendi dershane sektörünü yarattı. Pek çok dershane kuruldu. Sektör büyüdükçe, dershanecilik sektöründe kartel durumunda bulunan dershaneler arasında öğrenci kapma savaşları başladı.
Dudak uçuklatan fiyatlar!
Dershaneler internet sitelerinde “eğitimde fırsat eşitliğini” savunsa da, kampanyalı paket fiyatları 6000 TL’den başlayıp 8000 TL’ye kadar çıkıyor. Sınav öncesi dershanelerin düzenlediği TUS kamplarının fiyatı ise, paket ücrete dâhil olmadığı zaman 5000 lira civarında.
İkna toplantıları!
Öğrencilerden alınan bilgilere göre, kayıt öncesi görüşmek üzere dershaneye giden öğrencilerin yüksek fiyatlar karşısında geri adım atmasını önlemek amacıyla psikolojik ikna metotları da kullanılıyor. Tanıtım toplantılarında birkaç şeye dikkat ediliyor: Tanıtımı yapan kişinin karizmatik özelliklere sahip olması, toplantılarda fiyatlardan şikâyet eden öğrencilere yönelik “TUS’un ancak TUS dershanesi ile kazanılabileceği” yönünde karamsar bir hava yaratılması ve fiyatlar öğrenciler tarafından eleştirilmeye başlandığında önceden ayarlanmış bir oyun sahnelenmesi. Bu oyunda, dershane tarafından seçilmiş bir öğrenci, cankurtaran olarak söz alıyor ve yine dershane tarafından kabul edilmeye hazır bir fiyat skalasını ve koşulları sıralayarak, dershanenin “öğrencileri dikkate aldığı” yönünde algı yaratılıyor. Bu ikna toplantılarına katılan görevli personelin nasıl eğitildiğine ilişkin videolar çeşitli paylaşım sitelerinde dolaşıyor.
Öğrencileri fişliyorlar!
Bir TUS dershanesinin internet sitesine sızan başka bir TUS dershanesi ise, öğrencilerin siyasi görüşlerine, etnisitelerine, mezheplerine ve cinsiyetlerine göre fişlendiği gerçeğini ortaya çıkardı.
Adım adım fişleme!
1. Tıp fakültelerindeki İngilizce ve Türkçe amfilerden düzenli not tutan, arkadaşları arasında sözü dinlenen, çeşitli gezi, kitap alımı gibi organizasyon işlerini yürüten öğrenciler tespit ediliyor.
2. Bu öğrencilerden her amfiye temsilciler seçiliyor. Ancak başkanlar her kesimi kapsayacak şekilde Alevi, sol görüşlü veya cemaate yakın isimlerden tercih ediliyor. Özellikle sosyal paylaşım sitelerinde arkadaş sayısı gibi popülaritesi yüksek kişileri seçilip, onlar aracılığıyla toplantı yapılıyor.
3. Fişlemelere uygun olarak yapılan toplantılarda öğrencilere çeşitli eşantiyonlar verilip “anı” fotoğrafları çekiliyor. Öğrenciler, ideolojik görüşlerine göre sınıflandırılıyor. Bazı fişlemelerde öğrencilerin geçirdiği kronik rahatsızlıklardan karakteristik özelliklerine, ailelerinin gelir durumundan üye olduğu kulüp ve derneklere kadar geniş bir bilgi kümesi oluşturuluyor.
4. Fişleme sırasında “ajanlara” bir kontrol listesi veriliyor ve “Kız-erkek dağılımına dikkat edildi mi?”, “Her türlü yaşam tarzının dengeli bir dağılımı olmasına dikkat edildi mi?”, “Staja ayrıldıklarında temsilcilerin homojen dağılımına dikkat edildi mi?” gibi belli noktaların altı çiziliyor.
Ajan öğrenci yaratıyorlar!
Görüştüğümüz öğrencilerin verdiği bilgilere göre, TUS dershanelerinin bazıları, öğrencilerine özel isimlerle gruplar oluşturuyor. Belirli bir ücret karşılığında ekonomik durumu zayıf öğrencilerden rakip dershaneye “ajan öğrenci” olarak gönderiliyor. Rakip dershanede eğitim sistemi, müfredatı ve öğrenci profili hakkında istihbarat toplayan ajan öğrenciler, bunları kendi dershanelerine raporluyor.
Cankurtaran simidi
Öte yandan, TUS’a giren tıp öğrencilerinin sayısı sürekli artarken, kontenjanlar ise yerinde sayıyor. Son bir yıl içinde Temel Tıp Bilimleri Testinin birincisine 11.147 öğrenci, Klinik Tıp Bilimleri Testine 11.050 öğrenci, Temel Tıp Bilimleri Testinin ikincisine 97 öğrenci girdi. Mevcut TUS kontenjanları ise 2010 yılında toplam 5074 iken 2011 yılında 5800 idi. Sınava başvuru yapan adayların %23,6’sı, giren adayların ise %30,1’i bir kontenjana yerleşebiliyor. Böyle bir ortamda TUS dershanelerinin kurtarıcı gibi gözükmesi kanıksanıyor.
“Dershaneler Türkiye’deki tıp eğitiminin geleceğini tehdit eder hale geldi”
Konuyla ilgili görüş aldığımız bazı intörn doktorlar, TUS dershane zincirlerinin, ülkedeki genel kutuplaşmaya paralel olarak kendilerini hükümet yanlısı ve “cemaat”e yakın ya da “ulusalcı, modern” olarak konumlandırıp durumdan nemalanma peşinde olduklarını anlattı. Bu dershanelerin Türkiye’deki tıp eğitiminin geleceğini tehdit eder hale geldiğini söyleyen intörnler, tıp öğrencilerinin umutsuzluk içinde, sınavı kazanmak için kendi fakültelerindeki bilimsel derslere girmeyip bu dershanelere koştuklarını ve bu durumun tıp fakültelerindeki eğitimin hedefinden uzaklaşmasına yol açtığını dile getirdiler.
Görüş aldığımız intörn doktorlar ayrıca şu bilgileri verdiler: “Dershanelerin çalışma yöntemleri aynı. Fakültenin ilk 2 yıllık eğitimi sonucunda öğrencilerin not ortalamaları ele geçiriliyor. Öğrenciler arasından en başarılı olanlar çeşitli adlar altında (örn. genç klinisyenler) daha sınava 4 yıl varken ücretsiz kaydedilerek dershaneye bağlanıyor ve bu öğrencilerin sınav sonuçları üzerinden daha sonra hem dershane propagandası yapılıyor, hem de dönem arkadaşları dershaneye çekilmeye çalışıyor. Dönem 3 ve 4 başlarında ise çeşitli ikramların olduğu, çekilişlerle bazı hediyelerin (birkaç kişiye ücretsiz kayıt veya kitap serileri gibi) dağıtıldığı büyük toplantılar yapılıyor. Bu toplantılarda TUS’un ne kadar zorlu bir süreç olduğu, dershaneye gidilmeden kazanılmasının imkansız olduğu uzun uzun anlatılıp erken kaydın indirim gibi ‘faydalarından’ bahsediliyor. Öyle acıklı bir ortam oluşturuluyor ki, daha toplantının çıkışında çok sayıda öğrenci senetlere imza atmış oluyor.
En problemli kısım ise, bu öğrencilerin kendi arkadaşlarına karşı kullanılmaları. Ortaya saçılan belgelerden öğreniyoruz ki bu öğrenciler kendi dönem arkadaşlarının dini, mezhepsel, ideolojik, ailesel, ekonomik vs. durumları hakkında dershaneye bilgi taşıyıp fişleme yapıyorlar.”


Hekim postası bunlardan bahsetmişti
raslantı mı ?
  Alıntı ile Cevapla
Alt 10-09-2016, 21:46   #9
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Alıntı:
Kayıtsız Üye´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bu linkteki yorumlara göre olaydaki tüm elemanlar tusdata hocası çalışanı ve ortağı kii doğru mu?? İftira mi??

Olayı ulaş hocaya bile sarmidlar. . Sanmam. .bence iftira
Doğru. . Niye iftira olsun

Zaten bayanın anlattığı merdiven kipti sirketin söyler tarzı şeyler
  Alıntı ile Cevapla
Alt 10-12-2016, 20:18   #10
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Alıntı:
tdersim´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Tutuklanan doçentin eşi: Mezhebi gereği FETÖ/PDY ile ilişkisi olamaz
DARBE girişimine ilişkin başlatılan soruşturma kapsamında tutuklanan Doç. Dr. Hüseyin Can'ın ailesi basın toplantısı düzenledi. Hüseyin Can'ın aktif çalışan bir doktor ve akademisyen olduğunu belirten eşi Pelin Can, "En çok humanist duygularla yurttaşları için çalışan eşimin FETÖ/PDY ilişkilendirmesi bizi yaraladı" diye konuştu.
Darbe girişimi sonrası başlatılan operasyon kapsamında 13 Ağustos'ta gözaltına alınan ve 22 Ağustos'ta çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak Aliağa Ceza İnfaz Kurumu'na konulan İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Öğretim üyesi Doç. Dr. Hüseyin Can'ın ailesi İnsan Hakları Derneği İzmir Şubesi'nde basın toplantısı düzenledi. Toplantıya, Hüseyin Can'ın eşi Pelin Can, babası Düzali Can ve kayın babası Eyüp Sabri Özdündar ile İHD yöneticilerinden Caner Canlı katıldı. Pelin Can eşinin gözaltına alındığı geceyi şöyle anlattı:

"13 Ağustos sabaha karşı saat 04.00 civarında çalan kapının sesiyle yatağımdan kalktım. 'Sarhoşun biri kapıya mı geldi' dedim. Eşim kapıyı açtığında polislerle karşılaştık. Arama ve gözaltı emriyle gelmişlerdi. Evde arama yapıldı. 2.5 yaşındaki oğlumuz Mert Can o sırada uyuyordu. Yaklaşık 07.45 sıralarında eşimi gözaltına aldılar. Arkasından bakakaldım. En fazla 24 saat içerisinde eve döneceğini düşünürken eşim 11 gün gözaltında kaldı. Sesini duyamıyorduk, göremiyorduk. Gizlilik ve kısıtlama kararı vardı. Gözaltı sonrası eşim 22 Ağustos pazartesi günü adliyeye sevk edildi. Mahkemede eşimin aleyhine en ufak bir delil yoktu. Sadece birkaç kişinin 'Ben öyle duydum, bence öyle' şeklindeki söylemleri ile eşim tutuklandı. O günden beri kısıtlama kararı nedeniyle ne ben ne de oğlumuz eşimi göremiyoruz."

"EŞİM ALEVİ"

Eşinin Tuncelili alevi bir ailenin çocuğu olduğunu vurgulayan Pelin Can, "İşine aşık, asistanları ve öğrencileri ile mutlu olan bir akademisyendir. Mecburi hizmetini bitirdikten sonra üniversitelerde açılan Yrd. Doç. kadrolarına başvurularını yaptı. Katip Çelebi Üniversitesi derslerin başlamasına kısa zaman kalması ve eşimden daha fazla tıbbi yayına sahip başka bir dosyanın olmaması, ayrıca aile hekimliğinde akademisyen olma sayısının da çok az olması sebebiyle, Yrd. Doç. olarak kabul edildi." dedi.

Eşinin çok yoğun çalıştığını belirten Pelin Can, "O dönemlerde gecesini gündüzüne katarak, beni ve henüz 1 yaşında olan oğlunu göremeden koşuşturdu. Palyatif Bakım servisini açtı. Sayısını hatırlayamayacağım kadar kanser hastasının hayatına değer kattı, onların yaşam kalitesini yükseltti. Servis eşimin sorumluluğunda iken ödüller aldı ve Türkiye’nin her yerinden hasta yakınları bu servise yatış için talepte bulundu. Eşim Ankara merkezli ve İzmir ilinde şubesi olan Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği'nde İzmir Şube Başkanı, merkezi İzmir olan İzmir Onkoloji Grubu Derneği yönetim kurulu üyesi, İzmir Kanser Araştırmaları Derneği üyesi, İzmir Aile Hekimliği akademisi derneği üyesidir. Yaşadığımız olumsuzluklar nedeni ile merkezi Ankara’da bulunan Palyatif Sağlık Hizmetleri Derneğini Yönetim Kurulu üyeliğinden ve Sağlık Emekçileri Sendikası üyeliğinden istifa etmek durumunda kaldı. Aynı zamanda hastane yönetiminde de çalıştığı sırada üç yıl önce ödül aldı." dedi.

"HENÜZ 33 YAŞINDAYKEN DOÇENTLİK SINAVINI KAZANDI"

"Eşim henüz 33 yaşındayken doçentlik sınavına girip başarılı olarak sayılı genç doçentlerden biri olmasına karşın üniversite yaklaşık on ay kendisine kadro açmadı" diyen Pelin Can "Bu kadar başarı birilerini neden ve nasıl rahatsız etti bilemiyorum ama bir anda eşim gerek Yeşilyurt Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde gerek ise üniversitede yaklaşık 2,5 yıl boyunca mobbinge uğradı ve yapılan haksızlığa daha fazla dayanamayıp iki defa istifa dilekçesi verdi. Bilgisi olmadan; hatta eşim kongrede iken, odasının kilidi değiştirildi ve daha sonra da odasını boşaltması istendi. Daha sonra kendi elleriyle ve yoğun çalışma koşulları altında kurduğu Palyatif bakım servis sorumluluğu da elinden alındı" diye konuştu.

MEZHEBİ GEREĞİ PDY İLE İLİŞKİSİ OLAMAZ

15 Temmuz Darbe Girişimi'nin ardından bir akşam mesai bitiminde hiç beklemedikleri bir e-posta aldıklarını belirten Can, "Disiplin soruşturması kapsamında eşime 2 ay uzaklaştırma verildiğini öğrendik. Eşim 'her şerde bir hayır vardır. İllaki iki ay sonunda görevime döneceğim ve sonra bu insanlar benim yüzüme nasıl bakacaklar' dedi. Akabinde uzaklaştırma sonucu görevine geri dönmeye başlayanlar oldu. PDY ile asla ilişkisi olmayan zaten mezhebi gereği de hiçbir zaman ilgisi olamayacak olan eşim tüm konuşmalarında bugün yarın başlarım görevime diyerek fakülte ile ilgili rutin işlerini planlamaya başlamıştı bile" dedi. Yetkililerden yardım isteyen Pelin Can, eşinin iftira sonucu tutuklandığını düşündüklerini belirterek, yetkililerden bu kadar aktif çalışan ve FETÖ/PDY ile ilişkisinin bulunmasının mümkün olmadığını belirttiği eşi için yardım beklediklerini ifade etti. (DHA)

http://www.dengegazetesi.com.tr/esim-alevi-119697h.htm
Buram buram feto kokuyor
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıAçık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Profesör ve doçentin köpek kavgasını mahkeme bitirdi tususev Aktüel / Gündem / Haberler 0 02-16-2013 21:13


Şu Anki Saat: 22:11


Powered by vBulletin
Copyright © 2000-2009 Jelsoft Enterprises Limited.
www.stetuskop.com